Bugun...
11-04-2017 09:54:00 Kategori: ÖZEL HABER

Atatürk’e Nasıl Vize Verdim

Atatürk’e Nasıl Vize Verdim
  • Facebook Paylaş
  • Yorum Yaz

"Bir dönemi acılarıyla yansıtan kitabın adı “Atatürk’e Nasıl Vize Verdim”, kitabın yazarı İngiliz İstihbarat Subayı Benett anıları nakleden Gazeteci Uğur Uzel’dir, İstanbul Matbaacılık Selis kitaplar tarafından Mart 2008’de yayınlandı"

Anadolu’ya geçişe vize
İşgal sırasında İngiltere’de “İstanbul’u Yunanlara verelim, Ayasofya’yı kilise yapsınlar” fikri doğmuştu. Sonra da baktılar ki, yükün büyük tarafını İngiliz komuta heyeti çekiyor, bu kez de İngiliz kamuoyunda “İstanbul’u Türklerden geri alalım” fikri tartışılmaya başlamıştı…
Kadıköy’de iki adam
… Kadıköy Bahariye Caddesi’nin kalabalığı içinde biri uzun diğeri kısa boylu iki adam sakin adımlarla Moda’ya doğru ilerliyordu. Hiç konuşmuyorlardı. Uzun boylu adam bir yerleri arıyor gibi ara sıra kaldırım boyunca uzanan evlere, apartmanlara bakıyordu. Bir süre sonra iki katlı kârgir bir evin önünde durdu. Yanındaki yol arkadaşına; 
    ---Burası, dedi.
Eski bir binanın önünde durmuşlardı. Kararmış pencereleri kirli perdelerle sımsıkı örtülü evin paslı demir kapısını çaldılar. Uzun bir bekleyişten sonra derinlerden bir ayak sesi duyuldu. Kapı gıcırtıyla ağır ağır açıldı. Yaşlı bir kadın göründü içerden… Gelenlerin yüzlerine bakıyor, hiç konuşmuyordu. Uzun boylu adam öne doğru eğildi.
    ---Sabiha Hanım burada mı oturuyor?
Kapıyı aralayan yaşlı hanım başıyla “evet” işareti yaptı ve demir kapıyı açtı. Gelenler içeri girdiler. Ağır bir küf kokusuyla karşılaşan misafirler, uzatılan terlikleri giyerek yaşlı kadının gösterdiği yoldan üst katın merdivenlerini çıkmaya başladılar… 
İngiliz İstihbarat Subayı 
Yüzbaşı John Benett, I. Dünya Harbi’nde 21 yaşında yüzbaşı rütbesiyle Kraliyet Mühendisleri Birliğine katılmıştır. İlk görevi sinyallerin takibi ve telgrafların dinlenmesini sağlayan bir muhabere birliğiydi. 1918’de motosikletiyle Fransa’da kaza yapmıştı. Koma halinde hastanede altı gün kalmıştı.
Türkçe bilgisi dolayısıyla genç Yüzbaşı Benett, harp yıllarında İstanbul’a gönderilmişti. Bu zorlu görev sırasında Türk-İngiliz ilişkilerinde söz sahibi oldu. Üç defa evlendi. İkisi kız olmak üzere dört çocuğu oldu, Ölümünde son eşi 1958’de evlendiği Elizabeth Howard’dı. 
İstanbul’da İngiliz İşgal Kuvvetleri İstihbarat Şubesi Başkanı olarak bulunduğu yıllarda bir gece makam arabasıyla Sarıyer’e giderken Maslak yolunda, o sırada İstanbul’da pek bol bulunan milliyetçi direnişçiler tarafından pusuya düşürülmüş ve bacağından vurulmuştu. 1974 yılında vefat etmiştir.
Gazeteci Nezih Uzel
1938 yılında Mudanya’da doğan Nezih Uzel, 1949 yılında ailesiyle birlikte İstanbul’a taşınmıştır. 1957’deGalatasaray lisesini birmiş, devrin şöhretli köşe yazarı Refi’ Cevat Ulunay’ın teşvikiyle gazeteciliğe başlamıştır. 
… Yüzbaşı Benett ile Nezih Uzel, Bahariye Caddesi’nde yürümeye devam ettiler. Bir ara Nezih Uzel’in kolunu tutan Benett;
    ---Siz çok iyisiniz, çok iyisiniz… Biz neden sizinle harp ettik?
    ---Sayın Benett biz etmedik. Sizin Başbakanınız öyle istedi, öyle oldu… 
    ---Evet, bir buçuk milyon insan öldü.
    ---Toplumların da kaderi var.
Yüzbaşı Benett’in anlatımlarından alıntılar
Anılarını anlatırken ayrıntıya giren ve olduğu şekliyle nakleden Yüzbaşı Benett, Ordu Komutanı General Milne ile Padişah Vahdettin’in huzuruna çıkarlar. Konu, İstanbul’un asayişi hakkında bilgi alış verişidir. Kendisi aynı zamanda General Milne’nin tercümanlığını yapmıştır. Toplantı bittiğinde General Milne sinirlidir. Muhtemelen konuşmalardan hoşnut olmamıştır. Dışarı çıktıklarında General Milne Yüzbaşı Benett’in kulağına eğilerek;
    ---Bu adama fazla güvenilmez, sıfır bir adam, dedi…
General Milne’nin “sıfır adam” dediği altı yüz yıllık Osmanlı İmparatorluğu’nun son padişahıdır. Fakat yenilmiş bir ordunun başkomutanıdır ve İngiliz işgali altındaki bir şehirde yaşamaktadır. Burada Yüzbaşı Benett, konuya açıklık getirmektedir.
    ---General Milne’nin görüşüne katılmıştım. O görüşmeden sonra Sultan Vahdettin’i daha sıkı kontrol altına almam gerektiğini anladım ve sarayın etrafına tel örgü çevirttim. Tek bir çıkış kapısı bıraktım, nöbetçileri arttırdım. Sonraki günlerde kesin kanıya sahip oldum: Sultan Vahidettin Anadolu’ya kaçacaktı…
Gazeteci Nezih Uzel, Daha çok ve ayrıntılı bilgi almak amacıyla soruyor:
    ---Sultan tel örgüyü gördü mü?
    ---Tabii ki görmüştür, ama hiç sözü edilmedi…
İhanetler seri halde
… Benett ile Taksim’den Galatasaray’a doğru yürüyorduk. Tepebaşı’nda bulunan bugünkü İstanbul Sanayi Odası, işgal yıllarında Kroker Oteli olup İngiliz ordusu tarafından kullanılmış, İngiliz istihbarat kuruluşunun da burada olduğu söylenmişti. 
Bina ünlü Pere Palas’ın sırasında ve eski “Union Française” yani Fransız Birliği kulübünün karşısındaydı. Kulüp bir gece yandı. Enkazı görmek için ertesi gün gittim. Mermer merdivenle çıkılan yerde bir vestiyer vardı. Bu vestiyerin arka duvarı tahta kaplıydı.
Yangında tahta kaplama yıkılmış, taş duvar ortaya çıkmıştı. Bu duvarın üzerinde birtakım yazılar ve yukarıdan aşağıya doğru bir isim listesi göze çarpıyordu. Yakından bakınca bu listenin harp içinde İstanbul’dan kaçarak Selânik cephesinde daha sonra İstanbul’daki Fransız işgal ordusunun komutanı olan General Franchet d’Esparay’ın birliklerine katılan yerli Fransızlar olduğunu fark ettim... 
Gerek Kroker Otel gerekse diğer yerlerdeki sorgulama ve işkenceler hakkında konuşmak istemeyen ve her defasında “Tanıkları sorguya çekmek polisin görevidir” diyen Yüzbaşı Benett, sorgulamanın polis merkezi Agopyan veya Arapyan Han’ında olduğunu söylemiştir. Ne var ki, Benett’in halk arasındaki lâkabı “İşkenceci Benett”ti. Kendisi de farkındaydı. Ona göre işgal günlerinde adının “işkenceci”ye çıkışı, halk arasında fazla görünmesinden kaynaklanmıştı. 
İşgalci donanma ve 
Yunan harp gemisi Averof
Müttefik donanmasını İstanbul’a getiren Mondros Mütarekesi’nin imzalandığı sırada Rauf Orbay donanma kumandanı Amiral Calthrop’a giderek gemilerin arasında Yunan gemisi olmaması için ricada bulunmuştu. Calthrop bunu kabul etmekle birlikte Averof zırhlısını son dakikada işgalci donanmaya dahil etti. Gemiye gözlerden uzak bir yerde demirlemesi için talimat verdiğini söylüyordu. Averof varsayılan bu talimatı dinlemedi. Dolmabahçe Sarayı’nın önüne demir attı. Bu da yetmedi, Calthrop, Averof’ta bir resepsiyon verdi. Yenik Türkiye’nin başı yerde generalleri, devlet adamları, halk temsilcileri bu davete icabet ettiler. 
Tehditler
İşgalci generallerden Franchet d’Esperay’ın İstanbul şovları bununla kalmadı. Diplomatik nezaket gereği Sadrazam’ım ziyaret etmesi gerekiyordu. Kendisine bu hatırlatıldığı zaman reddetti ve  “O buraya gelsin” dedi. Yenik ülkenin sadrazamı galip devletin generaline böyle boyun eğmek zorunda kaldı. Generalin yaşlı Sadrazam’ı uzun süre ayakta beklettiği söylenir.
11 Şubat 1919’da gerçekleşen bu ziyaret sırasında d’Esperay, Tevfik Paşa’ya “Hükümetiniz şiddetli icraat göstermezse hakkınızda verilecek hüküm pek vahim olacaktır” diyerek tehdit savurdu.
D’Esperay daha da ileri gitti. Rus cephesine gönderilmek üzere 400 askerin daha İstanbul’a geleceğini belirterek bunlar için şehzade konaklarından birinin tahsis edilmesini istedi. Bu isteği reddedildi. General;
    ---Gerekirse bir tabur askerle Padişah’ın kaldığı Yıldız Sarayı’na giderek bütün isteklerimi yerine getiririm, dedi…
Bir dönemi acılarıyla yansıtan kitabın adı “Atatürk’e Nasıl Vize Verdim”, kitabın yazarı İngiliz İstihbarat Subayı Benett, anıları nakleden Gazeteci Uğur Uzel’dir, İstanbul Matbaacılık Selis kitaplar tarafından yayım hayatına kazandırılmış Mart 2008’de çıkmıştır.


Editör: CENGİZ BAYSU
Bu haber 199 defa okunmuştur.
HABERE YORUM YAZIN



DİĞER ÖZEL HABER HABERLERİ
ANKETİMİZE KATILIN

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

Beğendim
Beğenmedim
Fena Değil

Tüm Anketler
NAMAZ VAKİTLERİ