Bugun...
06-06-2018 10:21:00 Kategori: ÖZEL HABER

Bu dünyadan bir Semavi Eyice Hoca geçti

Bu dünyadan bir Semavi Eyice Hoca geçti
  • Facebook Paylaş
  • Yorum Yaz

"Bu dünyadan bir Semavi Eyice Hoca geçti "

Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülü sahibi sanat tarihçisi Prof. Dr. Semavi Eyice Hocamızın durumunun  çokta iyi olmadığını biliyor ve üzülüyorduk.  Maltepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde tedavisi süren ve organ yetmezliği dolayısıyla 96 yaşında yaşamını yitiren Semavi Eyice Hocamızın vefatına üzüldük. Semavi Hocanın bir konuşmasını dinlemiş ve onun aslında  “İstanbul Sevdalısı “ olduğunu gayet de iyi anlamıştım. 

Semavi Eyice Hocamızın en son röportajlarından birisini de aynı zamanda Maltepe Belediyesi’nin yayın organı Forum Maltepe gazetesine verdiğini biliyordum ve söz konusu röportajı zevke ve keyifle okumuştum. Semavi Hoca , “38 sene Anıtlar Kurulu’nda görev yaptım. O dönemde pek çok eski eseri yok olmaktan kurtardım” derken, tarihi eserlerin yeterince korunamamasından da  baya yakınmıştı.

Prof. Dr. Semavi Eyice : “Ben Anıtlar Kurulu’nda görev yaptığım süreçte Fatih ile Edirnekapı arasında yok edilmek üzere olan 4 eseri kurtardım ve korunmasını sağladım.” 

Söz konusu röportajı okuduğumuzda önce ailesine ve  kendisine dair bazı bilgiler edinmiştim.  Semavi Hocanın ailesi  köken olarak Bartın Amasra’ya dayanıyor , daha sonra ise Eyice hocanın anlattığına göre, babasının okuyup dil öğrenmeleri için İstanbul’a getirdiğini ve oradan sonra hayatının değişmiş. Eyice, “38 sene Anıtlar Kurulu’nda görev yaptım. O dönemde pek çok eski eseri yok olmaktan kurtardım. Çünkü ben herkesin duymak istediği gibi konuşmayı sevmiyorum. Başkalarının önünde eğilmeyi hiçbir zaman kabul etmedim” derken ayrıca, tarihi eserlerin yeterince korunmayıp, özen gösterilmemesinden ve yeni nesillerin bu konuda bilinçsiz davranmasından yakınmıştı.

Semavi Eyice Hocamız pek çok önemli eseri de kaybolmaktan kurtardı.  Bubların arasında “Batık ada”  olarak adlandırılan Küçükyalı açıklarındaki Vordonisi’yi, Vordonos Kayalıkları olarak ilk kez tespit eden ve Küçükyalı Arkeopark’taki Bizans dönemine ait kitabenin ilk parçalar aklımıza ilk gelenler arasında… 

Prof. Dr. Semavi Eyice : “Biz hiçbir şeyi doğru dürüst koruyamıyoruz. Kanunlar bu anlamda yeterli olmadığı gibi halkımızda da bu bilinç yok.”

Eyice, aynı röportajında şunları kaydetmişti: “Ben Anıtlar Kurulu’nda görev yaptığım süreçte Fatih ile Edirnekapı arasında yok edilmek üzere olan 4 eseri kurtardım ve korunmasını sağladım. Örneğin İstanbul’da 500’den fazla eseri olan Mimar Sinan kendi parasıyla, adını yaşatacak ufak bir cami yapmış. 1918’de Fatih yangınında yanmış. O dönemden sonra gecekondu yerleşmesi olmuş. Ev haline getirilmiş. Sonrasında bu alanın kurtarılması ve restore edilmesi için başvuru oluyor. Bizim bazı uzmanlarımız bu alanın restore edilmesine karşı çıkıyor. Bunun tartışılması bile çok acı. Ben bu durumla bizzat mücadele ettim. Konunun görüşüldüğü bir toplantıda ‘Mimar Sinan’ın mescidi yeniden restore edilip, insanlığa kazandırılmalıdır’ dedim. Uzun uğraşlar sonunda o yapıyı kurtardık. Bugün bile gidip görebilirsiniz”

 

 “Mimar Sinan dünya çapında övündüğümüz bir sanatçı. Onun bir eserinin korunmasına lüzum yoktur diyen bilim insanları varken yeryüzünde bu konuda daha ne diyebilirim ki? Biz hiçbir şeyi doğru dürüst koruyamıyoruz. Kanunlar bu anlamda yeterli olmadığı gibi halkımızda da bu bilinç yok. Devlet adamlarımız da ne yazık ki ölçüsüz davranıyor. Örneğin Karaman’a gidin, Karamanoğlu İsmail Bey’in muhteşem bir camisi var. Bizim İstanbul’u fethettiğimiz dönemlerde yapılmış. Camisi ve yanında türbesi var. Karaman beyliğinin başlı başına bir sanat hareketi olduğunu ve şahane mimari Türk eserleri verdiğini bu eser gösteriyor. Ancak bizler o mimari de çinileri parça parça söküp İstanbul’daki çinili köşke monte etmişiz. Böyle olmaz. Bir kere o Osmanlı eseri değil, Karamanoğlu eseri. Yaşadıkları devirler farklı. Başka bir örnek. Antalya Elmalı’da bir Cami var. O caminin içi harikulade çinilerle süslü. Bir haritayı gözünüzün önüne getirin. O dönemde Osmanlı’nın çini üretiminin merkezi olan İznik’ten Elmalı’ya nasıl taşıdılar? Bunlar önemli. 18 tane kapısı o camiinin, her bir kapısında farklı bir çini işlemesi var. O dönemde muhteşem bir hat sanatı iler dualar işlenmiş. Bunu yapan ustaların imzaları var. Bu kadar itinalı bir sanat eseri yaratılmış ancak bizler bunun farkında değiliz.”

 


Kaynak: ÖZEL HABER
Editör: SİNAN ERDOĞDU
Bu haber 94 defa okunmuştur.
HABERE YORUM YAZIN



DİĞER ÖZEL HABER HABERLERİ
ANKETİMİZE KATILIN

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

Beğendim
Beğenmedim
Fena Değil

Tüm Anketler
NAMAZ VAKİTLERİ