Bugun...
05-03-2018 10:34:00 Kategori: ÖZEL HABER

!f İstanbul 2018 ödülleri sahiplerini buldu ( II.BÖLÜM)

!f İstanbul 2018 ödülleri sahiplerini buldu ( II.BÖLÜM)
  • Facebook Paylaş
  • Yorum Yaz

"Sinema severlerin merakla bekledikleri ve yoğun ilgi gösterdikleri !f İstanbul 2018/ 17. !f İstanbul Bağımsız Filmler Festivali için ilk bir haftalık notları sizler için paylaşmıştık. Festivalin son dört gününü ve ödül töreninden derlenen bazı önemli notlarla baş başa bırakacağız. "

İSTANBUL

Sadaf Foroughi’nin “Ava” filminden sonraki gösteriminde ise Ava’nın iki genç başrol oyuncusu da yer aldılar ve filmi izleyenlere anlattılar. Ava’nın çok evrensel bir hikâye olduğunu ve kendi ailesinin de sanat okumasına izin vermediğini söyleyen filmin başrolündeki Mahour Jabbari,  “17 yaşındayım ve öğrenciyim. Tiyatro okuyorum. Bu film için yönetmenin oyuncu aradığını duydum ve denedim, bu şekilde girdim. Ava hayatında ne istediğini biliyor ve bence bu herkes için çok önemli bir şey. Onun için savaşıyor.”  derken ilk profesyonel sinema deneyimini yaşayan filmin diğer başrolündeki Shayesteh Sajjadi de; “Bir sene oldu bu filmin çekimleri biteli. Ama zannediyorum ki her zaman 17 yaşındaki bir kızın bakış açısından bu filme bakmaya devam edeceğim. Ne kadar zaman geçse de o kızın yaşadıklarını tecrübe ettiğim için ben de oradan bakmaya devam edeceğim. Bu filmi izlemek isteyen herkes 17 yaşındaki bir kız gibi izlemeli.” Diye konuştu .
Yüzleşme ekibi de !f kapsamında gösterilen filmlerini anlattılar.  Kendi mememden yola çıkarak bu hikâyeye başladım.” diyen Nejla Demirci filmnden sonra halen konuşmaya devam ettiklerini şu cümlelerle belirtti  “Benim içinde bir yüzleşme durumu oldu. Biz Ebru’nun tedavisini takip ettik. Diğer arkadaşlarım atlatmışlardı bu yüzden hepimiz için bir yüzleşme oldu. Hepimiz hala birbirimizle görüşüyoruz.” 
Simon Lereng Wilmont’un savaşı 10 yaşındaki bir çocuğun gözüyle anlattığı  “Distant Barking of Dogs / Uzakta Havlayan Köpekler” yönetmenin katılımıyla gösterildi 
Savaşın gölgesinde yaşamaya dair, Simon Lereng Wilmont’un Doğu Ukrayna’da bir köyde yaşayan 10 yaşındaki bir çocukla büyükannesini bir yıl boyunca izlediği, IDFA ödüllü ve Aşk ve Başka Bi’ Dünya Uluslararası Yarışması’nda yarışan “Distant Barking of Dogs / Uzakta Havlayan Köpekler” festivalin 10.  gününde seyirciyle buluştu ve yönetmen  Simon Lereng Wilmont da izleyicilere filmi anlattı. 
Wilmont; karakterlerin güvenini kazanabilmenin zamanını aldığını ve uzun bir süreç içerisinde filmi çektiğini söylerken, “Film süresince tehlikeli olmayan bir an yok, çekimler bu anlamda zordu. Bu filmi yapmak beni değiştirdi, ama nasıl değiştirdiğini kelimelerle anlatamam.”  diye konuştu 
“Cano” filminin başrol oyuncusu Lütfü İrdem’den  “!f’in dediği gibi hayat var!”
!f Yeni İzleyici Ödülü için yarışan, Mehmet Salih Demir’in yönettiği, Diyarbakır merkezli bağımsız sinema ekolünün son örneği “Cano” da festivalin 10.  gününde seyirciyle buluştu ve film ekibi de Cano’yu anlattılar.
Filmin başrol oyuncusu Lütfü İrdem festivalde olmaktan çok mutlu olduklarını  ise şu sözlerle belirtti ; “Süreç olarak kötü günler geçiriyoruz ama üretmeye devam etmek istiyoruz. !f’in dediği gibi hayat var ve bir hayat devam ettikçe devam edeceğiz. !f’e çok  teşekkür ediyoruz.”
“When God Sleeps / Tanrı Uyuduğunda” İranlı muhalif rap-punk-rock müzisyen Shahin Najafi’nin yaşadıklarını anlatıyor 
Aşk ve Başka Bi’ Dünya Uluslararası Yarışması filmlerinden Till Schauder’ın İranlı muhalif rap-punk-rock müzisyen Shahin Najafi’nin yaşadıklarını anlattığı “When God Sleeps / Tanrı Uyuduğunda” da aynı gün gösterilen bir başka çalışmaydı. 
Hayatına birçok değerli İranlının girdiği söyleyen filmin yönetmeni Till  Schauder, Shahin’le tanışma hikayesini ise  : “Onun daha önceden kolay bir insan olmadığını herkes biliyordu. Etrafında dolaşmaya başladım. Daha önceden insanlarla belgeselini çekmeye çalışmışlardı ama bir şekilde olmamıştı, anlaşamamışlardı. Onun etrafında yavaş yavaş dolaşırken onun benim film çekmemi istemesini sağladım. İranlı değil ama İran’ı bilen birisiyle yapmak istiyordu ve oldu.”  diyerek anlattı. 
Ara Güler’in kayıp filmi “Kahramanın Sonu” seyirciyle buluştu ve  Ara Güler ve Yeşim Ustaoğlu !f’te sohbet ettiler 
Festivalin en özel gösterimlerinden  birisi de Ara Güler’in 1975’te çektiği ve dünyada çok az gösterim olanağı bulmuş filmi “Kahramanın Sonu” oldu.  Ara Güler’in I. Dünya Savaşı’nda ölüme mahkum edilen Yavuz Zırhlısı’nın hikâyesini anlattığı ve 16 mm çektiği film, İlhan Mimaroğlu’ndan Ruhi Su’ya, eklektik müzikle yaratılmış avangart kurgusu, arşiv fotoğrafları ve gerçeküstücü canlandırmalarıyla sinemamızın en özel yapımlarından birine dönüşmekte ve tam bir “Usta”  işi. 
Gösterim sonrasında Ara Güler ve “Otel” (1992), “İz” (1994) ve “Güneşe Yolculuk” (1999)  filmlerinde rol aldığı Yeşim Ustaoğlu’nun renkli ve neşeli bir sohbeti oldu. Tabi ben ve Anıl Dinçer kardeşim de  bu keyifli sohbeti dinleyenler arasındaydık ve çok mutlu olduk. Usta isim filmi büyük ekranda görmekten büyük heyecan duyduğunu söyledi ve film hakkında ise şunları belirtti : ‘‘Kahramanın Sonu’nu çekmeye 1970lerde başladım. Picasso’yla röportaj yaptığım zamanlara denk geliyor. Bu gemi 12 senede söküldü ve 12 sene boyunca çektiğim tüm o filmleri sakladım, numaralandırdım. Montajın ne kadar sürdüğünü hatırlamıyorum ama o da çok uzun süre sürdü.” 
Ve 17. !f İstanbul Bağımsız Filmler Festivali’nin kazananları belli oldu 
Güzel anılarla bir 17. !f İstanbul Bağımsız Filmler Festivali’ni daha geride bıraktık. 17. !f İstanbul Bağımsız Filmler Festivali, festivalin son günün akşamı Soho House İstanbul’da yapılan ödül töreniyle sona erdi. Ahmet Rıfat Şungar’ın sunuculuğunu yaptığı gecenin açılış konuşmasını yapan festival direktörleri Serra Ciliv ve Pelin Turgut, festivalin 17. yılının hikâyesini anlattılar. Konuşmasına “Bir arada olmak, birbirimize ilham olabilmek şu zamanlarda en büyük ihtiyacımız” sözleriyle başlayan Ciliv, “Bu yıl ‘Hayat Var!’ dedik. Gerçekten de hayat, on gün boyunca salonlarda, etkinliklerde, !f’in her köşesindeydi. Bu 10 gün bize, güzel şeylerin de olduğunu, bir salon dolusu insanla birlikte bir filme ağlamanın, bilmediğimiz coğrafyaların hikâyelerini dinlemenin, sanat üretkenliğinin hayat veren yanlarını hatırlattı” dedi.
Festivalin direktör yardımcısı Pelin Turgut ise, “Bu yıl !f için yeni Türkiye sinemasını desteklemek adına önemli bir seneydi” diyerek şunları anlattı: “!f Yeni seçkisi altında Türkiyeli ve Türkiye’den yeni sesleri ve yönetmenleri bir araya getirdik. Türkiye’den Kısalar seçkilerinde 300 küsur başvuru değerlendirdik. Türkiyeli belgeselcileri uluslararası yönetmen ve sektör uzmanlarıyla bir araya getiren Doc Lab’in ikinci yılını tamamladık. Türkiye’de sinema adına gördüklerimiz bizi çok heyecanlandırıyor” 
Gecenin devamında ise, Uluslararası Keş!f Yarışması, Aşk & Başka Bi’ Dünya Yarışması ve Türkiye’den Kısalar ödüllerinin yanı sıra, bu yıl ilk kez verilen !f Yeni Seyirci Ödülü’nü kazanan filmler açıklandı.Buna göre; Sinema dünyasından usta isimlerin “sinemada cesur hikâye anlatımı ve biçimsel arayış” kriterlerini gözeterek, “yılın en ilham veren yönetmeni”nin seçildiği ve 8 ülkeden (  ABD, Avustralya, Brezilya, Estonya, Fransa, Güney Afrika, Gürcistan, İran, İsveç, Lüksemburg, Portekiz ve Türkiye ) filmlerin yarıştığı Uluslararası Keş!f Yarışması’nda İngiliz oyuncu Alex Sharp; sinema yazarı ve film küratörü Eric Hynes ile oyuncu Jale Arıkan’dan kurulu Keş!f Jürisince Cesareti, dışavurumculuğu, hayat dolu yapaylığı; özgürlüğe, kuraldışı olana ve kişinin kendi kendini tanımlayabilmesine dair isyankar duruşu ve insanlığın yeraltı tarihine hayat veren özgün dünyası” gerekçesiyle “Les garçons sauvages / Vahşi Oğlanlar”ın Fransız yönetmeni Bertrand Mandico’yu “yılın keşfi” seçildi.
Ayrıca; “Kalbi kocaman insanlığı, sinemada az rastlanan bir bakış açısını sunarkenki cesareti; ve yarattığı bu bakışın içinde derin katmanlarda bulduğu güzellik, mizah ve duygu için, tüm jüriye derinden dokunan bir işçi sınıfı yolculuğu” gerekçesiyle “Araby / Arap” filmiyle Brezilyalı yönetmenler João Dumans ve Affonso Uchoa’ya Jüri Özel Ödülü verildi.
Banu Bozdemir, Gül Yaşartürk ve Sevin Okyay’dan oluşan Sinema Yazarları Derneği (SİYAD) jürisi ise Uluslararası Keş!f Yarışması seçimini de  “Küresel kapitalizm krizinin işçi sınıfının üzerinde yarattığı ahrazları etraflıca ve seyircinin ilgisini kesmeden anlattığı, kentsel dönüşüm dahil yeni dünya düzenine eski usul bir bakış attığı ve bunu etkili bir söylemle gündemimize tekrar taşıdığı” gerekçesiyle “The Nothing Factory / Hiçlik Fabrikası” filmiyle Portekizli yönetmen Pedro Pinho’dan yana  kullanarak SİYAD’ın ödülünü     The Nothing Factory / Hiçlik Fabrikası” filmine verdi.
!f İstanbul’un dört yıl önce başlattığı ve aktivist belgesellerin yarıştığı 5.000 A.B.D. Doları değerindeki Aşk & Başka Bi’ Dünya Ödülü için ABD, Almanya, Arjantin, Fransa, Kanada, Katar, Malta, Paraguay, Rusya, Sırbistan, Ukrayna, Türkiye’den toplam 7 film, yarıştı. İngiliz yazar ve aktivist Juliet Jacques; yazar, gazeteci ve düşünür Karin Karakaşlı ve oyuncu Teoman Kumbaracıbaşı’dan oluşan jüri, Kanadalı Laura Bari’nin birlikte yaşlanan iki kuzenin hikâyesini anlatan filmi “Primas / Primalar”ı yılın en yaratıcı belgeseli seçti.
Jüri adına konuşan Kumbaracıbaşı sözlerine şu şekilde başladı ; “Aşk ve Başka Bi’ Dünya Yarışması’nın tüm filmleri olağanüstü güçlüydü. Festivale aşk ve değişim teması etrafında programladıkları filmleri seçerken gösterdikleri özen için teşekkür ederiz. Birlikte değerlendirildiklerinde bu 7 film, dünyanın bugününü bizlere cesurca ve çarpıcı bir şekilde anlatabildiler ve karanlıkta yolumuzu bulmaya çalışırken dünyayı değiştirebilmek için gereken anlayışı yansıtabildiler. Bu filmleri, sevgiyi kendimize kriter ve rehber alarak izlemek, hem kışkırtıcı, hem de sevgiyle yapılan en küçük dokunuşların olağanüstü olumlu etkilerinin olabileceğini hatırlatan bir eylemdi” 
Teoman Kumbaracıbaşı ise; filmin seçilme nedenlerini  şu şekilde açıkladı ; “Sadece travmayı araştırırken gösterdiği cesaretle değil, ayrıca ve özellikle iyileştirici ve umut verici gücüyle jüri için öne çıkan bir film oldu. ‘Primalar’ın başından sonuna akan enerjisi ve öfkesi, ve tabii aynı zamanda ortaya koyduğu bağışlayıcılık ve şefkat duygusu bizi büyüledi. Filmin başındaki ışık kulesiyle ve sonundaki timsah kızla sembolize edilen, karakterlerin en karanlık anlarının ışığa dönüşme hali bizi özellikle çok etkiledi”
Jüri ayrıca, “Sadece insanlara ve bir yere değil, eve olan aşkıyla, zamanımızda yükselen milliyetçiliğe karşı can alıcı bir mesaj verdiği”  gerekçesiyle de  Mila Turajliç’in yönettiği, Sırbistan, Fransa ve Katar ortak yapımı olan “The Other Side of Everything / Her Şeyin Diğer Yanı”na Aşk ve Başka Bi’ Dünya Yarışması için  Jüri Özel Ödülü’nü verdi.
Festivalin yeni bölümü !f Yeni’de gösterilen 7 film, bu yıl ilki verilen !f Yeni Seyirci Ödülü için yarıştı. Filmlerin ortak özelliği ise  ya konularının Türkiye’de geçmesi, ya da Türkiye’de çekilmiş olmasıydı.   Seyircinin oylarıyla seçilen Emre Erdoğdu’nun  filmi “Kar”, CGV Arthouse’un İstanbul, Ankara, İzmir, Antalya ve Eskişehir’de bulunan salonlarında gösterim imkanı yakaladı.
Gecenin son ödülü ise, Türkiye’den Kısalar bölümü kapsamında verilen Seyirci Ödülleri oldu. 27 kısanın gösterildiği bölümde, Volkan Güney Eker’in yönettiği “Bıraktığın Yerden” En İyi Kısa seçilirken, Ayce Kartal’ın kısası “Kötü Kız” ikinciliği, Nehir Tuna’nın “Ayakkabı” adlı filmi de üçüncülüğü aldı. Eker böylece, bir sonraki filmi için Atlas Digital & Film Production’tan post production desteği kazanmış oldu. 
17. !f İstanbul Bağımsız Filmler Festivali 
Ödüllerinin Listesi ise şu şekilde 
Uluslararası Keş!f Yarışması Birincilik Ödülü
Bertrand Mandico
Les garçons sauvages / Vahşi Oğlanlar, Fransa
Uluslararası Keş!f Yarışması Jüri Özel Ödülü
João Dumans, Affonso Uchoa
Araby / Arap, Brezilya
Uluslararası Keş!f Yarışması SİYAD Ödülü
Tamer El Said
Nothing Factory / Hiçlik Fabrikası, Portekiz
Aşk & Başka Bi’ Dünya Yarışması Birincilik Ödülü
Primas / Primalar 
Laura Bari, Kanada, Arjantin
Aşk & Başka Bi’ Dünya Yarışması Jüri Özel Ödülü
The Other Side of Everything / Her Şeyin Diğer Yanı
Mila Turajliç, Sırbistan, Fransa ve Katar
!f Yeni Seyirci Ödülü Kar
Emre Erdoğdu, Türkiye
Türkiye’den Kısalar Seyirci Ödülleri 
Birincilik: Bıraktığın Yerden / Volkan Güney Eker
İkincilik: Kötü Kız / Ayce Kartal
Üçüncülük: Ayakkabı / Nehir Tuna


Kaynak: ÖZEL HABER
Editör: SİNAN ERDOĞDU
Bu haber 176 defa okunmuştur.
HABERE YORUM YAZIN



DİĞER ÖZEL HABER HABERLERİ
ANKETİMİZE KATILIN

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

Beğendim
Beğenmedim
Fena Değil

Tüm Anketler
NAMAZ VAKİTLERİ