Bugun...
14-11-2017 10:52:00 Kategori: ÖZEL HABER

'GÜLE OYNAYA GELMİYORLAR'

'GÜLE OYNAYA GELMİYORLAR'
  • Facebook Paylaş
  • Yorum Yaz

"“Basın Mensupları için Göç ve Mültecilik Konularında Bilgi ve Farkındalık Semineri”"

“Basın Mensupları için Göç ve Mültecilik Konularında Bilgi ve Farkındalık Semineri”nde konuşan Basın Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü Enformasyon Dairesi Başkanı Mahmut Şevket Bayram, “Ülkemizdeki mültecilerin hiçbirisinin güle oynaya geldiklerini düşünmüyoruz” dedi

Sığınmacılar ve Göçmenlerle Dayanışma Derneği’nin (SGDD), T.C. Başbakanlık Basın Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü’nün desteğiyle düzenlediği “Basın Mensupları için Göç ve Mültecilik Konularında Bilgi ve Farkındalık Seminerleri”nin dördüncüsü Antalya’da gerçekleşti.

Dört hafta sonu boyunca Antalya’da gerçekleşen seminerlerde ulusal ve uluslarası konuşmacılar tarafından göç ve mültecilik konusunda yerel basına doğru terminolojinin önemi hakkında bilgi verildi.

Seminere, Sığınmacılar ve Göçmenlerle Dayanışma Derneği (SGDD) Genel Koordinatörü İbrahim Vurgun Kavlak, T.C. Başbakanlık Basın Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü Enformasyon Dairesi Başkanı Mahmut Şevket Bayram, T.C. İçişleri Bakanlığı Göç İdaresi Genel Müdürlüğü’nden göç uzman yardımcısı Hasan Yavuz Ünsal,  Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği İletişim Asistanı Sevcan Hacılar, Uluslarası Göç Örgütü (IOM) İletişim Bölümü Asistanı Cem Mehmethanoğlu, Birleşmiş Milletler Çocuk Fonu (UNICEF) İletişim sorumlusu Beste Gülgün konuşmacı olarak katıldı. Seminerin moderatörlüğünü, Sığınmacılar ve Göçmenlerle Dayanışma Derneği (SGDD) program birim sorumlusu Safa Karataş yaptı. 

Toplantının açılışında bir konuşma yapan Başbakanlık Basın Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü Enformasyon Dairesi Başkanı Mahmut Şevket Bayram, basın mensupları ile bir araya gelmeyi önemsediklerini vurgulayarak, "Bu tür toplantılarımız önümüzdeki dönemlerde de devam edecek. Özellikle Suriye'den olan sığınmacı akını ile ülkemizin birçok yerinde, mültecilerle, sığınmacılarla karşılaşıyoruz. Hiçbirisinin güle oynaya geldiklerini düşünmüyoruz, ama zaman zaman sıkıntılar yaşandığına da müşahade ediyoruz. Yerel gazeteciler olarak özellikle sizler, sıkıntının kaynağındaki insanlar olarak, büyük bir sorumluluk taşıyarak aktarma göreviniz var. Özellikle, yanlış bir şey söylendiğinde patlamaya hazır durumdaki toplumun, yanlış şeyler yapabileceğini düşünerek çok dikkatli davranma zorunluluğunuz var. Bu seminerler, buna katkı sağlamak amacıyla düzenleniyor" dedi.

SGDD Genel Koordinatörü İbrahim Vurgun Kavlak, yaptığı konuşmasında şunları söyledi: “Bugün dünyada 65.6 milyon sığınmacı ve mülteci bulunmakta ve bu nüfusun 22.5 milyonu mülteci konumunda olan kişiler. Bunların ülkemizde yaşayan üç milyon iki yüz binden fazlası ise geçici koruma altında olan Suriyeliler. Ülkemizde Suriyeli dışında, uluslararası koruma altında olan dört yüz binden fazla da Iraklı, Afgan, Somalili bulunuyor. İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra, dünyadaki en büyük krizin yaşandığı ülkede bulunmaktayız. Dünyadaki toplam mülteci nüfusunun yüzde elli beşini üç ülke barındırıyor; Türkiye, Afganistan ve Güney Sudan. Dolayısıyla Türkiye’de ve dünyada son derece önemli olan göç konusunu işlemek gerekiyor. Bunda tabii ki basın mensuplarının rolü oldukça önemli. Özellikle son dönemde ülkemizdeki mülteci nüfusu göz önüne alındığında, Türk toplumu ile mülteciler arasında sıklıkla çatışmalar ve kargaşalar olabiliyor. Dolayısıyla göç konusunun her boyutuyla ciddi bir şekilde algılanması ve yorumlanması için basın mensuplarının rolü oldukça önemli. Şu ana kadar Türkiye’deki nüfusla ilgili özellikle eğitim, sağlık, barınma, iş piyasasına erişim gibi konularda birçok çalışma yapıldı. Fakat konunun toplum nezdinde algılanmasıyla ilgili detaylı çalışmalar şu ana kadar çok da yapılamadı. Bu buluşmanın, basın mensuplarının alanla ilgili uzmanlarla bir araya gelip kafalarındaki soruları sormaları, durumun farklı boyutları ile işlenmesi ve yerelden gelen gazetecilerin gözüyle bunu detaylı bir şekilde tartışılması anlamında oldukça önemli olduğunu düşünüyoruz. Gazeteciler ve uzmanları bir araya getirdiği için, Basın Yayın ve Enformasyon Müdürlüğü’ne çok teşekkür ediyoruz.”

Özellikle Suriyeli sığınmacılar ile vatandaşların arasında çıkan karmaşaların çözümünde ve grupların birbirlerine olan bakış açısında medyanın önemli bir rol oynadığını kaydeden Kavlak, “Her hangi bir mülteciyle tanışmamış kişiler bile, birçok durumda olumsuz yargılardan beslenebiliyor. Bunlar, tamamen konunun algılanış biçimi ile ilgili bir durum ve bu algının en önemli aktörü de basın mensupları. Konunun ne biçimde algılandığı, vatandaşlar ve mülteciler arasındaki ilişkinin nasıl bir düzende devam etmesi gerektiği konusunda basın mensuplarına oldukça önemli etkisi var. Bugün dünyadaki mülteci nüfusunun yüzde seksen beşini gelişmekte olan ve geri kalmış ülkeler misafir ediyor. Bu da aslında çoğunlukla zengin olarak tabir ettiğimiz ülkeler tarafından yeterince sahiplenildiği ve desteklenmediğini ortaya koyuyor. Tarihi bir dönemden geçtiğimiz bu günlerde aslında biz basın mensuplarının da konuyu işleyiş biçimi gerçekten bu tarihi süreçlere damgasını vuracak. Dolayısıyla bu çalışmaları fırsat biliyoruz, Türkiye’nin en ücra kesimindeki basın mensuplarının konuya nasıl baktığını, nasıl ele aldıklarının gördüğümüz bir ortam gibi düşünüyoruz. Mültecilerin ne olduğu, neden ülkelerinden ayrılmak zorunda oldukları konusunda konuşmak istiyoruz. Amacımız, mültecilik konusunun nasıl hassaslıklar barındırdığını anlatan bir çalışma. Nasıl bir haber dili olmalı? Konunun işleniş biçiminin önümüzdeki süreçte Türkiye’deki göç olgusuna nasıl bir etkisi olur? Neler yapılmalı, nasıl bir strateji oluşturulmalı? Bunları tartışmak istiyoruz” dedi.

Kavlak, tüm dünyada 25 milyon civarında mülteci olduğunu belirtirken, Türkiye’de geçici konura altında bulunan Suriyeli sayısının da 3 milyon 250 bin olduğunu söyledi. Kavlak, “Türkiye’de 224 bin çocuk doğdu. Okul çağında 980 bin Suriyeli çocuk var. Bunların 616 bini eğitimde. Ayrıca 20 bin Suriyeli üniversite öğrencisi Türkiye’de eğitim görüyor. Bugüne kadar 30 milyar dolarlık harcama yapıldı. 75 bin Suriyeliye çalışma izni verildi.” diye konuştu.

Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği İletişim Asistanı Sevcan Hacılar, ‘Mültecilerin Medyada Koruma ve İhtiyaç Odaklı Temsili’ başlıklı sunumunda; Dünya’da 65 milyon insanın kendi ülkesi içinde ve dışında sürekli hareket halinde olduğuna dikkat çekerek bunun en büyük nedeninin çatışmalar ve savaşlar olduğunu vurguladı. Sevcan Hacılar, şunları kaydetti: “Dünya’da 22,5 milyon mülteci var. Bakıldığında en fazla mülteci gelişmekte olan ülkelere sığınabiliyor. Her bir dakikada 20 kişi yerini değiştirmek zorunda kalıyor. Uluslararası camia el ele vermelidir. Sadece birkaç ülkenin sırtlanabileceği bir durum değil. İnsan hayatı ve yüzde 75’i kadın ve çocuktan oluşuyor. Uluslararası camianın farklı açılardan desteğinin olması gerekiyor. Mülteci ve göçmen kelimeleri kullanılırken dikkat edilmesi gerekiyor. Mülteciler en hassas gruplar arasında başı çekmektedirler. Her kişinin hayati tehlikesi altında bir ülkeye sığınma hakkı vardır. Göçmen denildiğinde birçoğumuz göçmenizdir.”

Birleşmiş Milletler Çocuk Fonu (UNICEF) İletişim sorumlusu Beste Gülgün de “Çocuk ve Medya” konulu bir sunum yaptı. “Çocuk, çocuktur” diyen Gülgün, şu bilgileri aktardı: “UNİCEF olarak 71.yılımızı kutluyoruz. Bizim için çocuk çocuktur. Çocuğun mültecisi, göçmeni, rengi, dili, dini, ırkı yok. Gençler ve hep genç için kalanlar için çalışıyoruz ama öncelikli çocuklar ve kadınlar için çalışıyoruz, vakit kalırsa erkekler içinde çalışıyoruz. Türkiye Cumhuriyeti devletiyle, sivil toplum örgütleriyle, medya ve en önemli ortaklarımız çocuklardır.  Çocukların gerçekten Suriyelisi, Türkiyelisi, Mısırlısı, Amerikalısı yok. Çocukların hepsi aynı şeyi istiyor. Şiddetten, sömürüden, savaştan korumalıyız. Ülkemizde bulunan mülteci ve göçmenler içinde çalışmalarımıza devam ediyoruz. 3,5 milyona yakın Türkiye’de Suriyeli var, 1 milyon 542 bini 18 yaş altı çocuklardan oluşuyor. UNİCEF olarak Milli Eğitim Bakanlığı’ndan aldığımız verilere göre, Suriyeli olup Türkiye’de okulu giden çocuk sayısı 589 bin. 390 bin çocuğumuzun da halihazırda okula gitmeye ihtiyacı var. Çocuklar hepimizin ortak sorumluluğudur. Çocuk, çocuktur. Çocuklar siyasal süreçlerde dikkate alınmazlar. Oy vermezler. Oy vermeyince de hakkı yok olarak görülürler. Ekonomik sıkıntıda ilk bedeli ödeyen çocuktur. Aile ilk çocuktan oyuncağı keser. Oyuncak, çocuğun havası, suyudur. Eylemlerimiz ya da eylemsizliğimiz ilk çocuğu etkiler. Bir toplum çocuğunun ihmal etmenin maliyetini çok büyük öder.”

Seminerin moderatörlüğünü yapan SGDD Program Birimi Sorumlusu Safa Karataş, derneklerinin 46 farklı şehirde, 72 saha ofisi ile faaliyetlerini sürdürdüğünü belirterek, Birleşmiş Milletler, UNICEF, Avrupa Birliği ile Türkiye'deki ilgili kamu ve sivil toplum kuruluşları ile işbirliğine dayalı çalışmalar yürüttüklerini anlattı. Karataş, Türkiye'de vatandaşların mülteci algısı üzerindeki en büyük etkiyi yazılı ve görsel basının oluşturduğu düşüncesinden hareketle başlattıkları projeyle, göç ve göçmen haklarına ilişkin yasal çerçeve hakkında, seminerler yolu ile yerel ve ulusal basını bilgilendirmeyi amaçladıklarını belirtti. Günümüzde, vatandaş-mülteci çatışmasından daha çok söz edilir hale geldiğine dikkat çeken Karataş, "Buna bağlı olarak, önümüzdeki dönemde mültecilerin negatif bir içerikle haberlere konu olmasının toplumsal karışıklıklara yol açma tehlikesi bulunmaktadır. Proje kapsamındaki faaliyetler ile katılımcıların, doğru terminoloji, mülteci hakları, kişisel bilgilerin gizliliği ve haberin yapılış çerçevesinin önemi gibi konulara ilişkin bilgi, beceri ve farkındalıklarını arttırarak, medyanın kullanmış olduğu dilden kaynaklanabilecek olası yabancı düşmanlığı ve toplumdaki mülteci karşıtı duyguların azaltılmasına katkıda bulunmak hedeflenmektedir" dedi. 


Kaynak: ÖZEL HABER
Editör: UĞUR FARUK YILDIZ
Bu haber 94 defa okunmuştur.
HABERE YORUM YAZIN



DİĞER ÖZEL HABER HABERLERİ
ANKETİMİZE KATILIN

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

Beğendim
Beğenmedim
Fena Değil

Tüm Anketler
NAMAZ VAKİTLERİ