Bugun...
29-05-2018 11:49:00 Kategori: SAĞLIK

Hastalık hastalığının en büyük düşmanı; İNTERNET

Hastalık hastalığının en büyük düşmanı; İNTERNET
  • Facebook Paylaş
  • Yorum Yaz

"Hastalık hastalığının en büyük düşmanı; İNTERNET "

Felaket senaryoları kurmak hayatınızın bir parçası mı oldu? İnternet en yakın arkadaşınız haline mi geldi? Eğer siz de küçük problemleri büyük bir hastalık belirtisi olarak görüyor, sürekli kalbinizi ve nabzınızı kontrol ediyor ve her duyduğunuz hastalık belirtisini kendinize yorumlamaya çalışıyorsanız ‘hastalık hastası’ olma ihtimaliniz hayli yüksek. Avrasya Hastanesi’nden Psikiyatri Uzmanı Uzm. Dr. Burak Berber hipokondriyazis ya da bilinen adıyla hastalık hastalığına dair merak edilenleri sizler için anlattı.

Hastalık hastası olmak...

Hastalık hastalığı ( hipokondriyazis) vücutta bir hastalığı olmadığı halde, sürekli bedensel bir hastalığa dair endişe ve belirtilerin yer aldığı bir durumdur. Bu hastalıktan muzdarip olan kişiler vücutlarında olan semptomları yanlış yorumlarlar. En küçük bir baş dönmesini bile kalp krizine yorabilir her gün hastane hastane dolaşabilirler. Hastalık hastaları genellikle kendilerine tüm tıbbı tetkitler yapılsa bile yine de tatmin olmaz, sürekli hasta olduklarına dair kaygı duyar ve doktorların onlarla yeterince ilgilenmediğini düşünürler.

Hastalık hastalığının asıl sebebi...

Sürekli endişeli bir ruh haline sebep olan hastalık hastalığının asıl nedeni psikolojik temellidir. Aileden birinin sürekli hasta olması ya da ani yaşanan bir kayıp bu hastalığı tetikleyebilir. Yine aileden veya çevreden birinin bu tarz bir takıntısının olması ya da kişinin gün içinde çok fazla stres yaşaması da hastalığın sebepleri arasında gösterilebilir. Sorun tamamen hastanın kişiliğiyle de ilgili olabilir. Eğer hasta endişeli bir kişilik yapısına sahipse sağlık kaygılarına karşı savunmasız olabilir. Yani en küçük sorunlar için felaket senaryoları üretmek karakteristik özellikleri sebebiyle de olabilir.

Bu hastaların en tipik özellikleri

Hastalık hastaları kendilerinin hasta olduklarına o kadar çok inanırlar ki sürekli farklı doktorlara gider ve gereksiz birçok tıbbi tahlil yaptırırlar. Bu hastaların gösterdiği en tipik davranışlar ise aşağıdaki gibidir;

* Hasta olmadıklarına asla inanmazlar.

* Bedenlerinin çeşitli yerlerinde bir bozukluk, bir ağrı olup olmadığını anlamak için dokunabilir veya bastırabilirler.

* Sürekli olarak nabızlarını kontrol ettiklerini görebilirsiniz.

* Gazetelerde gördükleri her hastalık haberini kendilerine yorar, gazete haberlerini keserek küçük çaplı bir arviş yaratabilirler.

* Esnemeyi bile farklı bir hastalığa yorabilirler.

* İdrar ve dışkılarını kontrol eder, renk ve koku değişimlerinden hastalık tespit etmeye çalışırlar.

* Genellikle doktorlarla iyi anlaşamaz, ve onlarla bilgi yarışına girerler.

* Bu hastaların doktorun verdiği güvence belli bir süre inansa da tekrardan doktor doktor dolaşmaya başlamaları çok uzun sürmez.

Hastalık hastalığı iş ve özel hayatı olumsuz etkiliyor

Hastalık hastalarının hayatlarının merkezinde hastalıklar yer alır. Bu yüzden sadece hastalıklara odaklanır günlerinin çoğunu hastalıkları ve kendi vücutlarını kontrol ederek geçirirler. Bu durum ise hem özel hem de iş hayatları büyük oranda etkiler. Birçok hastalık hastasının kendi işlerine konsantre olamaması işlerini kaybetmesine sebep olur. Bunun dışında özel hayatlarında partnerlerine ya da ailelerine vakit ayırmadıkları için birçok sorun yaşadıkları bilinmektedir. Boşanmalara kadar varan sorunlar bile hastalık hastaları için bir durma noktası değildir.

Tedavi ile kontrol altına alınabilir mi?

Hastalık hastalığı psikolojik temelli bir hastalık olduğundan tedavisi ilaçlarla desteklenmiş psikoterapi ile mümkündür. Yine aynı şekilde bu kişilere psiko-eğitim verilmesi de tedavinin seyri için önemlidir. Tedavi anlamında hem doktor hem de hasta için zor ve sabır isteyen bir süreç olan hastalık hastalığında kişinin gösterdiği dirence bağlı olarak şekillenir. Tedavi aşamasında hastalıkla ilgili korku ve inançlar aydınlatılır, organik hastalık dışlanır, varsa depresyon ve sıkıntı düzeyi saptanır, ilgili ruhsal ve toplumsal stresler belirlenir. Tedavide güven ilişkisinin ve işbirliğinin oluşturulması, iç görünün sağlanması çok önemlidir. Bilişsel-davranışçı psikoterapi ile olumlu sonuçlar elde edilmektedir.

Peki hastalık hastalığından korunmak mümkün mü?

Hastalık hastalığın ana sebebi psikolojik olarak görüldüğü için öncelikle kişinin psikolojik yapısını daha dingin hale getirmesi gerekir. Hastalığın temelinde yatan gücen hissinin yaşayabilmek için ruhen dingin ve hazır olmak önemlidir. Bu güveni ailesinden ve doktorundan görmeyeceğine inanan hastalık hastaları sürekli internet üzerinden araştırma yaparlar. Bu güven ve merak duygusunu çok daha fazla tetikler ve bu araştırmalara zamanla bir rutine dönüşür. Tam da bu sebeple hastalıklarla ilgili internetten saatlerde araştırma yapmaktan kaçınılmalıdır. Eğer kişi sürekli hastalık düşündüğü fark eder bunun için çok fazla zaman harcadığını düşünürse mutlaka bir terapi ya da psikolojik destek almalıdır.


Kaynak: AA
Editör: AA
Bu haber 122 defa okunmuştur.
HABERE YORUM YAZIN



DİĞER SAĞLIK HABERLERİ
ANKETİMİZE KATILIN

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

Beğendim
Beğenmedim
Fena Değil

Tüm Anketler
NAMAZ VAKİTLERİ