Bugun...
19-06-2017 10:37:00 Kategori: ÖZEL HABER

Oyuncu deyip geçmeyin!

Oyuncu deyip geçmeyin!
  • Facebook Paylaş
  • Yorum Yaz

"Gökhan Bulut : Oyunculuğa bir araştırma konusu olarak yaklaşan, aktör ve aktrisler Türkiye’de son 10-15 yıldır güzel ve doyurucu örnekler veriyorlar "

Bugün sizlere bir tiyatro emekçisini daha tanıtıyoruz. Sarıyer Belediye Tiyatrosu Genel Sanat Yönetmeni Gökhan Bulut’la samimi, içten ve leziz bir söyleşi oldu. Bulut’un 2009 Eylül’ünde  Genel Sanat Yönetmeni  olduğu  Sarıyer Belediye Tiyatrosu  bugüne değin  Geleneksel’den, klasiğe, tragedyaya, absürde, komedyaya, vodvile geniş bir skalaya  toplam 37 oyunu sahneye taşıdı ve ödüller de aldı.  1987 yılında Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Tiyatro Kulübü (MİTFOK)’ nde tiyatroya başlayan  ve uzun süre amatör ve profesyonel tiyatrolar içinde yer alan Bulut, aynı zamanda Oyun Yazarları ve Çevirmenleri Derneği (OYCED)’in  de yönetim kurulu üyesi. Oyunculuğun sonsuz bir eğitim süreci olduğunu belirten Gökhan Bulut Sarıyer’de “samimiyet” temelli; yani sahnedeki oyuncunun seyreden seyirciye ben de yapabilirim hissini uyandıran bir oyunculuk anlayışı içinde çalıştıklarını ifade etti. 
Bu arda Sarıyer Belediye Tiyatrosu şu aralar ise 8. Mahallelerde Tiyatro Şenliğini devam ettiriyor. Bu yıl ise 20’lerin başında geçen hikayede çiftlerin resmi nikahla evlenmediği zamanlarda, bir kenar mahalle delikanlısı olan Ali Osman’ın parayı bulmak için yaptığı türlü oyunları konu alan  ve Reşat Nuri Güntekin’in “Hülleci” adlı  oyunundan uyarlanan Katakulli  adlı güldürüyle Ramazan Ayı süresince mahallelerde kurulan sahnelerde Sarıyerli tiyatro severlerle buluşulacak. 
Röportaj İçin Onur Yıldırım Kardeşimize  Ve Sarıyer Belediye Tiyatrosu’na  Çok Teşekkür Ediyorum. 
Öncelikle bize kendinizden bahsedebilir misiniz?
1987 yılında tiyatroya başladım., Yedibölge Oyuncuları’nda uzun süre oyun oynadım ve yönettim. 1995 yılında açılan MASK- KARA TİYATROSU ’nun kurucularındanım..2000-2008 yılları arasında Sarıyer Halk Eğitimi Merkezi Tiyatro Kulübü (SHEM-TK) bünyesinde eğitmenlik, yönetmenlik ve oyunculuk yaptım. 2009 Yılı Eylül ayından itibaren Sarıyer Belediye Tiyatrosu”nun Genel Sanat Yönetmenliğini sürdürüyorum. OYÇED (Oyun Yazarları ve Çevirmenleri Derneği) yönetim kurulu üyesiyim.
Mesleğe nasıl ve ne gibi koşullarda başladınız ?
1987 yılında MİFTOK ( Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Tiyatro Kulübü)’ nde tiyatroya başladım. O yıllarda üniversite tiyatrolarının varlıklarını sürdürebilmeleri için gereken koşulları, bizzat bu sanata ilgi gösteren insanların çabaları ile yarattığını söyleyebilirim. 1980 sonrası yavaş yavaş insanların tiyatro adına oluşumları yeniden ortaya çıkardığı başlangıç yıllarıydı. Ve bu oluşumları toplumsal hayata adapte etmek zor oluyordu. Ama ben şanslı idim. Çünkü belli bir geleneği olan insanların bilgi ve tecrübeleri kulüp bazında beni tiyatroya olağandan çok yakınlaştırmıştı. 6 yıl bu kulüpte eğitmenlik, oyunculuk ve yönetmenlik yaptım.  
Şu aralar çalışmalarınız nasıl gidiyor ?
2009 dan beri Sarıyer Belediye Tiyatrosu’nda Genel Sanat Yönetmenliği yapıyorum. 2017 yılına kadar toplam 37 oyunu sahneye taşıdık. Bu oyunlar içinde, biçim olarak çeşitliliği vardı. Hem yazar hem de tür olarak farklılık temel prensiplerimizden bir tanesi idi. Geleneksel’den, klasiğe, tragedyaya, absürde, komedyaya, vodvile geniş bir skala ile oyunlar ürettim. Şimdilerde Ferhan Şensoy’un “Umudumuz Ayaktopu”, Lorca’nın “Eskicinin Tazesi”, Michael Ende’nin “Momo” oyununda yönetmenlik, oyunculuk yapmaktayım. Önümüzdeki günlerde Reşat Nuri Güntekin’in “Hülleci” oyununun uyarlamasını yapıp, yönetiyorum. 7 Senedir düzenli olarak gerçekleştirdiğimiz 2 ödüllü “MAHALLELERDE TİYATRO” şenliğinde oynamaya başlayacak.
 Sizi Oyunculuğa iten temel sebep ne oldu ?
Bu tür maceraların tamamen içgüdüsel olduğunu düşünüyorum. Sürecin başlangıcı itibariyle vermiş olduğunuz emek üretilenle örtüşünce bir yaşam biçimi haline dönüşebiliyor. Sanırım benim içinde öyle oldu. Üniversite de tiyatro başlayıp, beraberinde amatör bir yapılanma olan Yedibölge Oyuncuları ile birlikte devam ettirmem de beni bu sanata bağladı.
Oyunculukla alakalı olarak kendinizi gösterebileceğiniz alanlar oldu mu ? Yoksa amatör olarak mı çalıştınız ?
Uzun süre amatör ve profesyonel tiyatrolar içinde yer aldım. İlk olarak profesyonel oluşum sanırım 1994 yılında Mask- Kara tiyatrosunu kurduğumuz yıla tekabül ediyor. Sonrasında Sarıyer Sanat Tiyatrosu, Silivri Belediye Tiyatrosu, Kağıthane Belediye Tiyatrosu ve şimdi de Sarıyer Belediye Tiyatrosu oldu.
En çok sevdiğiniz oyunculuk türü hangisi ve niçin seviyorsunuz ?
Her türlü oyunculuk biçimini seviyorum aslında. Farklı tür oyunlarda oynamanın elbette bana büyük bir getirisi oldu. Projeye yönelik oyuncuk yapmayı daha çok seviyorum. Oyunun türü ve isteri benim oyunculuk biçimimi oluşturuyor. Zaman zaman karakterlerden oluşan oyunların keyif verdiği de oluyor, Geleneksel Türk Tiyatrosu’ndaki tiplemeleri de. Absürt metinlerin gerektirdiği post modern oyunculuk çalışmaları da yaratım sürecinde keyif verebiliyor.  
Türkiye’de oyunculuğa sizce nasıl bakılıyor ?
Dönemsel olarak bakıldığında ben gelişimin gayet başarılı olduğunu düşünüyorum. Tabii popüler anlamda “oyunculuk” yapma örneklerini bu sohbetin konusu olarak ele almıyorum. Oyunculuğa bir araştırma konusu olarak yaklaşan, aktör ve aktrislerin Türkiye’de son 10-15 yıldır güzel ve doyurucu örnekler verdiğini görüyorum. Bu bağlamda umut verici bir doğrultuda olduğunu söyleyebilirim. Bunu sağlayan en önemli çalışmalarında, Alternatif Tiyatro Mekanları’nda varlıklarını sürdürmeye çalışan arkadaşlarla olduğunu gözlemliyorum Bir gelenek yaratmaya çalışan her topluluk varlığını sürdürebilmek için hem akademik hem de pratik anlamda çalışmalar yapmalıdır. Biz kendi adımıza Sarıyer’de “samimiyet” temelli; yani sahnedeki oyuncunun seyreden seyirciye ben de yapabilirim hissini uyandıran bir oyunculuk anlayışı içinde çalışıyoruz.
Mesleğinizde örnek aldığınız ilham kaynağı olmuş birileri var mı ?
Farklı özellikleri bir araya getirerek anlatmaya çalışayım; Melih Cevdet Anday ve Haldun Taner ve F. Durrenmatt’ın oyun yazarlığı, Münir Özkul, Metin Akpınar ve Şener Şen’in oyunculuğu, Işıl Kasapoğlu, Mehmet Ulusoy, Çağan Irmak’ın yönetmenliği diyebilirim.
Oyunculukta en çok çalışmak istediğiniz isim veya isimler?
Bülent Emin Yarar ile bir projede olmak isterdim. Kadın oyuncu olarak ta birlikte çalışmak istediğim oyuncu Tilbe Saran olurdu.
Oyunculuğa yeni başlayanlara neleri tavsiye etmek istersiniz?
Öncelikle çok zor bir meslek olduğunu söyleyebilirim. Gerçekten meslek olarak yapmayı düşünüyorlarsa, bu işin sonsuz bir eğitim süreci olduğunu unutmasınlar. Ve her şeyi değişebilir, gelişebilir olarak yaşasınlar. Ve samimi olmayı yüreklerine yakın tutsunlar. 
Gündelik hayatında neleri seversiniz?
Oyun yazmak en sevdiğim uğraşım. Ve öncelikli olarak “tiyatro insanı” yetiştirmeyi çok büyük bir hevesle yapıyorum. Oyunlar oynamak ama her türlüsünden oyunlar – tiyatro dışında da- hayatımın vazgeçilmezidir. 
Okuyucularımıza ileteceğiniz mesajlar var mı?
Tiyatro sanatının hayatın içinden olduğunu hiç bir zaman unutmasınlar.  İkincisi ise emek verdikleri her üretimde eleştiriye sonuna kadar açık olsunlar. 

 


Editör: SİNAN ERDOĞDU
Bu haber 106 defa okunmuştur.
HABERE YORUM YAZIN



DİĞER ÖZEL HABER HABERLERİ
ANKETİMİZE KATILIN

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

Beğendim
Beğenmedim
Fena Değil

Tüm Anketler
NAMAZ VAKİTLERİ