Bugun...
09-06-2018 09:32:00 Kategori: ÖZEL HABER

Türkiye’nin ilk hukuk romanı Bir Takım Elbiseliler

Türkiye’nin ilk hukuk romanı Bir Takım Elbiseliler
  • Facebook Paylaş
  • Yorum Yaz

"Bir'Takım Elbiseliler adlı romanın yazarı Ebrar Efkan Bilgiç “Roman, Türkiye’deki ilk hukuk romanı serisi olma özelliği taşıyor. Bir’Takım Elbiseliler serisiyle ülkemiz “Hukuk Romanı” konseptiyle yavaş yavaş tanışacak.” "

Bir'Takım Elbiseliler Türkiye’deki ilk hukuk romanı serisi olarak geçtiğimiz günlerde karşımıza çıktı. Kitabın yazarı ve  aynı zamanda Kariyer Hukuk Derneği ile Genç Avukatlar Deneği’nin Kurucusu olan Ebrar Efkan Bilgiç kardeşimle daha önce yaptığım röportajdan sonra yeni çalışması hakkında bilgi edinmiştim. Yaptığımız ikinci röportajımız  da tamamıyla Bir’Takım Elbiseliler üzerine gerçekleşti. 

Geçmiş tarihte kurgusal bir dava yarışması düzenlemek için yola çıkan ve Kariyer Hukuk Derneği'ni henüz faaliyete geçiren  dernek başkanı Ebrar Efkan Bilgiç ile arkadaşları eski Spor ve Gençlik Bakanımızla görüşüyorlar. Eski Spor ve Gençlik Bakanımız ise iyi niyetlerinin suistimal edildiğini belirterek bu işin sponsorlukla yürümeyeceğini ve kendilerine sürekli bir gelir kaynağı bulması gerektiğini ifade ediyor ve Ebrar Efkan Bilgiç’in aklına,  derneğe bir gelir ve katkı kalemi olabileceği için bir roman yazımı aklına geliyor. 

Ünlü avukatların ilginç dava anılarını kurgulayıp bir roman haline getirmek isteyen Bilgiç’e az bir geri dönüş oluyor, ki bunların da bir bölümü kitaba dahi konulamayacak yazılar olunca kendisi Bir'Takım Elbiseliler adlı romanı yazmaya karar veriyor.  Hikayenin bundan sonrasını da bu güzel  röportajımızda okuyalım. 

Bir'Takım Elbiseliler adlı romanı yazmaya nerden ve ne şekilde karar verdiniz ?

Kariyer Hukuk Derneği'ni kuralı yaklaşık beş ay olmuştu. Mayıs ayında, kurgusal bir dava yarışması düzenleyecektik. Ödülleri, katılımcı takımların konaklama maliyeti, dernek görevlilerinin ulaşım ve konaklamaları derken maliyet yaklaşık 10-12 milyarı geçiyordu. Acilen sponsor bulmamız gerekti ancak yeni kurulan bir dernek olduğumuz için ticari kuruluşlar tarafından destek bulamıyorduk. Bir arkadaşımız eski Spor ve Gençlik Bakanımızla  bir randevu ayarladı. "Ne de olsa gençlerin halinden anlar." dedim içimden, bize destek olur. Ocak ayıydı sanırım dernekten dört arkadaş Ankara'ya yola çıktık. Bir gece dinlendikten sonra sabah buluşup randevu için belirtilen ofise gittik. Bakanın asistanı bizi karşıladı, içeri buyur etti ve görüşme yapacağımız odaya aldı. Çay ikramından sonra beklemeye başladık derken nihayet bakan odaya girdi.

Birkaç dakika havadan sudan konuştuktan sonra konu sponsorluğa geldi. Durumu anlatıp destek istedim. Bakanımızın verdiği cevap ise şuydu: "Bakanlık yaptığım dönemde yardım isteyen kimseyi geri çevirmemeye çalıştım ancak iyi niyetimi suistimal ettiler. Dolayısıyla artık hiçbir STK'ya sponsor olmuyorum. Zaten bu iş sponsorlukla yürümez. Kendinize sürekli bir gelir kaynağı bulun."

O cümleden sonra yarım saat kadar daha oturduk ama ne konuşulduğunu hatırlamıyorum. Gittiğimiz her kapı yüzümüze kapanıyor, destek vereceğini söyleyen birkaç avukattan da ses çıkmıyordu. "Teşekkürler çocuklar." sesiyle kendime geldim, görüşme bitmişti. Bakan, Mevlana'nın Mesnevi adlı eserini bastırmıştı ve içine kendi imzasını atarak bize hediye etti. Kitapları alıp dışarı çıktık. 

Milyon liralar kazanıp sponsor olmayan kodamanlara saydırırken buldum kendimi sokağın ortasında. Durdum... Çocuklar bana bakıyordu, ne yaptığımı anlayamadılar. Gerçi ben de ne yaptığımı bilmiyordum. Bakan sponsor olmamıştı belki ama söylediği bir cümle "BULDUM!" diye bağırmama neden olmuştu. "... kendinize sürekli bir gelir kaynağı bulun."

"Ünlü avukatların ilginç dava anılarını kurgulayıp bir roman haline getirebiliriz. Sonra da bunu bastırıp hukuk fakültesi öğrencilerine satarak derneğe sürekli gelir kaynağı sağlarız. Nasıl olsa her sene hukuk fakültesine kayıt olan bir sürü kişi var. Camiada tanınan avukatların isimleri olursa ilgi çeker."

Bu fikri ortaya attım ama yarışmaya yetişmesi mümkün değildi. Hikayeleri toparlamak, onları kurgulamak ve kitabın maliyetine kaynak bulmamız gerekiyordu. Ankara'dan döner dönmez kafamda belirlediğim avukatlara mail attım. Çoğu cevap vermedi, cevap verenler arasındaki azınlık projeye olumlu dönmüştü. Birkaç görüşme sonunda hikaye vereceklerini söylediler. Kimi gerçekten güzel hikayeler gönderdi -bunların sayısı üçü geçmiyor- kimiyse kitaba dahi konulamayacak yazılar göndermişti. Bu süreç tam bir buçuk sene sürdü. 

En sonunda pes ettim. John Grisham, Micheal Connelly, Graham Moore ve Mark Gimenez gibi yazarların yirmiden fazla romanını okumuştum. Bir hukuk romanı konsepti nasıl olur az çok biliyordum. "Neden kendim yazmayayım ki? Kulüp başkanlığı yaptığım dönem de dahil dernek vasıtasıyla yığınla olay yaşadım. Yeterince hikaye çıkacağını düşünüyorum." dedim ve o gece kitabın taslağını çıkardım. İşte 9 ay boyunca yazdığım "Bir'Takım Elbiseliler" kitabının hikayesi bu şekilde. Ha! Bu arada; yarışmaya sponsor bulamadık, arkadaşlarımdan yüklü miktarda borç aldım ve kimsenin desteği olmadan alnımızın akıyla üstesinden geldik. O borçları nasıl ödediğimizi ne siz sorun ne de ben anlatayım!

 

Bir'Takım Elbiseliler için okuyucularımıza kısaca hangi bilgileri verebilirsiniz ?

Roman, Türkiye’deki ilk hukuk romanı serisi olma özelliği taşıyor. Bu arada “Hukuk Romanı” terimini ülkemizde ilk ortaya atan kişi de benim sanıyorum. Romanın hukuk boyutu dışında aşk ve polisiye içeriyor olması da ayrı bir zenginlik katıyor kitaba. Başkahramanımız Bay L, bir hukuk fakültesi öğrencisi. Üniversiteye başladığı günden itibaren karşılaştığı hukuksuzluklara karşı dik bir duruş sergiliyor aslında bir anlamda hukukçu kimliğine mesleğe atılmadan bürünüyor diyebiliriz. Seçim kaybediyor yılmıyor, soruşturma açılıyor yılmıyor, liyakatsizliğe uğruyor yılmıyor, okulundan ayrılmaya zorlanıyor yılmıyor… Hiçbir güç onu yıldıramıyor, sürekli bir mücadele içerisinde. Ne olursa olsun hayallerinden vazgeçmiyor durmadan çalışıyor. Aynı zamanda tesadüfi olarak karşılaştığı ve hemen hemen kendisiyle aynı karakteri taşıyan, güçlü bir kadına yani Jülide’ye aşık oluyor. Belki de Bay L’yi Jülide’ye iten en önemli olgu onun da mücadeleci bir ruha sahip olması.

Bürokratik engellerden sıkıldığı için bir çıkış arayışında ve bunun sonunda bir hukuk derneği kuruyor. Amacı her hukuk fakültesi öğrencisinin kendisini geliştirmesine yardımcı olmak. İstanbul’daki avukatların sayısını aklından geçirdikçe farklı olmanın önemini de idrak ediyor. Bay L sadece bir hukuk fakültesi öğrencisi değil, dergi kuruyor mesela. Bir girişimci de diyebiliriz bu noktada. Bu kurduğu dergi sayesinde ülkenin en büyük avukatıyla tanışıyor ve ondan iş teklifi alıyor. Hayat tecrübelerinin yanında gözlem ve yöneticilik kabiliyeti de üst düzeyde. Görsel bir hafızası var diyebilirim, en ufak ayrıntıların bile kelebek etkisi yaratabileceğini düşünen bir karakter. Yöneticilerin ya da toplumda bir yere gelmiş insanların diğerlerini küçümsemesini hazmedemiyor. Onun mücadelesi sadece kendisine farklılık katmak değil “DÜZEN” dediği sisteme karşı çıkarak elinden geldiğince “DÜZENSİZ” lere yardımcı olabilmek. 

 

Kitabınız yoğun ilgi görmekte. Bunun için neler söyleyebilirsiniz?

İlgi gösterip alan, okuyan ve yorumlarını ileten herkese teşekkür ederim. Bugüne kadar gelen dönütleri gözden geçirdiğimde kitabın akıcı ve dilinin sade olması söylenen ilk hususlar. Ben bir yazar değilim, böyle bir hayalim de yok açıkçası. Romanın, gerek hayata gerekse hangi mesleği icra ettikleri önemli olmaksızın kariyer gelişimi açısından okuyucunun ruhuna hitap etmesi benim için önemli. Bay L, dış dünyadan birisi değil aslında hayatın içinde hemen hemen herkesin karşılaştığı sorunları yaşayan bir karakter. Dolayısıyla okuyucu da kendinden bir parça bulup karakteri kendinde içselleştirdiği için güzel bir ilgi var.

 

Romana kaynaklık eden olaylar dizisi dikkat çekiyor, peki  günümüzdeki avukatların başına gelen olayları değerlendirdiğimizde avukatlarımızın başına gelenler hakkında neler söyleyebiliriz?

Buna spesifik bir cevap vermek gerçekten zor. Avukatlık mesleği bir bütün olarak ele alındığında çok fazla parametre var. Dava avukatlığı yapanlar, hukuki danışmanlık verenler, kurum avukatlığı yapanlar gibi gibi. Müvekkillerle, hakim ve savcılarla, iş verenlerle, adliyedeki görevlilerle gün içinde birçok münakaşa yaşanıyor. Bunların bir kısmı üzücü bir kısma meslekten soğutacak cinsten diyebilirim. Dolayısıyla yaptığınız mesleği ne derecede sevdiğiniz önemli. Eğer gerçekten seviyorsanız bunların hepsinin üstünden gelebilirsiniz.

 

Kitap bir bakıma imkansızın peşinden gidenlerin öyküsünü anlatıyor. Sizin de; başınızdan geçen ve imkansız olarak bakılan bir öykünüz oldu mu?

Benim bakış açımı soruyorsanız hiçbir şeyi imkansız olarak görmedim bugüne kadar. Şu ana dek yaptığım işlerin hepsi imkânsız görüldü çevremdeki insanlar tarafından. Türkiye’nin en büyük öğrenci tabanlı ve tarafsız hukuk derneği olan Kariyer Hukuk Derneği de ilk başta böyleydi hatta alay edildiğimi bile söyleyebilirim. Ali Koç’a ulaşacağım dediğimde de insanların imkansız dermişçesine bakışlarını gördüm. Ulaşmayı bırakın bir proje bile sundum ve Fenerbahçe Spor Kulübü yönetim kuruluna da sunacağım. Kabul görür ya da görmez bilmiyorum ama bir gün Sn. Ali Y. Koç gibi çocukluk hayalim olan Fenerbahçe Spor Kulübü’nün başkanlığını yapacağım, bunu biliyorum. Bir’Takım Elbiseliler kitabım da yine öyleydi. Yazamazsın, çıkaramazsın, çıkarsan bile kimse okumaz dendi ama ben bir saniye olsun vazgeçmedim. Şimdi de hukuk dünyası için bir projem var. Projeyle ilgili şunu söyleyebilirim ki bunu hayata geçiren hukuk bürosu en geç on yıl içerisinde Avrupa’da ses getirecek avukatlara sahip olacak. Son projemi de imkansız görebilirler hatta hiçbir hukuk bürosu da destek vermeyebilir, mühim değil. Azmimi kamçılayan etmenler para, mevki, ün de değil. Benim tek amacım var o da bir hukuk fakültesi öğrencisi dahi olsa yardım edip o kişi veya kişilerin hayatlarına dokunabilmek.

 

Bir'Takım Elbiseliler adlı romanın arka kapak yazısını Türk Ticaret ve Şirketler Hukuku ile Fikrî Mülkiyet Hukuku alanlarındaki deneyimi ve çalışmalarıyla uluslararası alanda tanınan Gün + Partners Avukatlık Bürosu’nun kurucusu Av.Mehmet Gün kaleme aldı. Av.Mehmet Gün’le nasıl ve ne şekilde tanıştınız ve arka kapak yazısını yazmaya nasıl ikna ettiniz ?

Mehmet Bey, benim hayatıma çok önemli dokunuşlar yapmış kıymetli bir büyüğüm aynı zamanda üstadım. Kendisinin mesleki ya da karakteriyle ilgili değerlendirme yapmak üstüme vazife değil ancak şunu söyleyebilirim ki ne zaman yardım istesem mantıklı, vizyonlu her projeme içtenlikle ve samimiyetle karşılık verdi. Ülkesini seven, milli değerlerine bağlı biri olduğu için bu topraklardan pırıl pırıl gençler, insanlar yetişsin istiyor. Onlar da ülkelerine katkı sağlasınlar istiyor. Türlü zorluklar çekerek okumuş ve buralara kadar gelmiş ama en önemlisi samimiyeti. Türk gençlerine ve ülkesine dair umudunu her zaman koruyor. Ben kendisiyle Kariyer Hukuk Derneği olarak gerçekleştirdiğimiz bir proje vesilesiyle tanıştım. O günden beri de iş ilişkisi olsun olmasın iletişimimi sürdürdüm. Yardımcı olması bir kenara insanlara olan bakış açısı, verdiği değer ve sizi önemsemesi bu dönemde zor bulunan hususlar. Kitap projemi aslında uzun zamandır biliyordu ancak kendi kitabımı çıkaracağımı sonradan öğrendi. Konuyla ilgili kendisine detaylı bir mail attım sonrasında görüştük ve Türkiye’de bir ilki gerçekleştireceğimi söyledim. Sağ olsun, kendisi de kitap projemi dinleyince arka kapakta yazısının yer alması teklifimi kabul etti. Buradan da en içten duygularımla Mehmet Bey’e saygılarımı sunuyorum.

Bir'Takım Elbiseliler için sizi kitap fuarları veya konferanslarda görebilecek miyiz?

Tabii ki. İlerleyen tarihlerde sosyal medya hesaplarımızdan bunun duyurusu yapılacaktır. TÜYAP ve CNR kitap fuarlarının yanında illerde düzenlenen kitap fuarlarında da Bir’Takım Elbiseliler okuyucularıyla imza günlerinde buluşacak.

 

Bir'Takım Elbiseliler’in devamı niteliğindeki romanları ne zaman okuyabileceğiz ?

Bir’Takım Elbiseliler bir seri aslında. İlk kitabı Nisan ayının sonunda okuyucuyla buluşturmuş olduk. Serinin ikinci kitabına Ağustos ayında yazmaya başlayacağım. 2019 Ağustos ayında da bitirmeyi umuyorum ama tabii yazmak oldukça zor bir iş. Dolayısıyla ilk kitaptaki eksikliklerimi giderip kendimi geliştirerek okuyucuya daha iyi bir kurgu sunmak istiyorum o yüzden kesin bir tarih veremem. Bir’Takım Elbiseliler serisiyle ülkemiz “Hukuk Romanı” konseptiyle yavaş yavaş tanışacak. İlerleyen kitaplarda ilginç ama hiç duyulmamış davaları, çeşitli meslektaşlarımızın maruz kaldığı taciz ve mobbingleri, kendi başımdan geçen ve geçecek olan davaları kurgu edinerek yazacağım. Birilerinin bu meslekte neler döndüğünü anlaması lazım çünkü hiçbir şey dışarıdan göründüğü gibi değil maalesef…

Son olarak okuyucularımıza vereceğiniz mesajlar neler olabilir ?

Gelen dönütleri aktaracak olursam kendilerini akıcı ve sade dile sahip bir roman bekliyor. Yaşanmış ve kurgu olayların birbirini takip ettiği hukuk-aşk-polisiye üçlemesiyle ilginç bir konuya sahip. Bay L karakteri gerçek hayatta karşılaştığımız insanlardan. Böylelikle okuyucu, kitabı okurken onu benimsemekte zorlanmayacaktır diye düşünüyorum.  Bu kitap serisi ve daha sonra yazacağım kitaplar hukukçu olsun olmasın herkesin ilgisini çekecek. “Bir kitap hayatınızı değiştirebilir.” mottosuna inanıyorum. Dolayısıyla verebileceğim en büyük mesaj kitap okumaları. 


Kaynak: ÖZEL HABER
Editör: SİNAN ERDOĞDU
Bu haber 77 defa okunmuştur.
HABERE YORUM YAZIN



DİĞER ÖZEL HABER HABERLERİ
ANKETİMİZE KATILIN

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

Beğendim
Beğenmedim
Fena Değil

Tüm Anketler
NAMAZ VAKİTLERİ