Bugun...
06-12-2017 10:29:00 Kategori: ÖZEL HABER

Yazarımızı yakaladık (!)

Yazarımızı yakaladık (!)
  • Facebook Paylaş
  • Yorum Yaz

"Yazarımızı yakaladık (!)"

İSTANBUL

Onu uzun zamandan beri gazetede aramızda görememiştik. Hafta sonuna yaklaşırken eşimle birlikte iddiaya girdik. Yazarımız Cengiz Baysu’ya haber vermeden bulabileceğimizi tahmin ettiğimiz yerlerde gezinelim dedik. Ve tabii ki birkaç nokta belirledik. Beyazıt’ta Sahaflar Çarşısı, Kâğıthane’de Osmanlı Arşivi, Fransız Sokağı (veya Cezayir Sokağı), Cihangir’de ve Çukurambar’da antikacılar sokağı… 

Bir hafta sonunda bebeğimizin bakımını büyüklerimize bıraktık ve düştük yollara. İlk durağımız Beyoğlu olmuştu. Yazarımızın ilgisine ve araştırma kapasitesine hiçbir zaman diyeceğimiz yoktu; ama:

Üçümüz biraraya geldik

Yazarımızı, bizlere haber vermeden sohbet düşkünü insanlarla ve her dilden esintili müzikseverlerle Cezayir Sokağı’nda nostaljik atmosferi solurken bulmuş olmamız kıskandırmıştı bizi… 

Hemen masasına iliştik. Bizlere de çikolatalı kek ısmarladı. Canlı müzikte gitarın eşlik ettiği romantik şarkı, bizi çoktan Beyoğlu’nun gürültülü havasından koparmıştı. Kış mevsimine girmek üzere olduğumuz şu günlerde sıcak nescafemizi yudumlarken kendimizi adeta bir tatil yöresinde sandık. 

Eşim de yazarımız konuşturmak amacıyla ona sataştı. “Cengiz Bey, düğün aşıyla dostları davet, yasağı savmaz. Dileriz bundan sonra bizleri de önceden haberdar edersiniz…” dedi. Hep birlikte bu çıkış üzerine gülüştük. Bir süre sessizlik oldu. Yazarımız Anadolu’da bir tabir olduğunu, yola çıkanın kimseye ilişmeden yoluna devam etmesi gerektiğini yansıtan “Osmancım, eseme yolda uz git, dokunma kimseye düz git!” sözünü söyledi. İlk defa duymuştuk bu sözü…

Dededen kalma çakmak

Masanın üzerindeki küçük poşette bulunan şeyin ne olduğunu öğrenmek istemiştik. Poşetten çıkardığı özenle sarılmış küçük paketi açtı. Eski model fitilli benzinli bir çakmakla karşılaştık. Cengiz bey’in sigara içmediğini biliyoruz; ama doğrusu çakmağı da merak ettik.

Dedesinden kalma olduğunu, kapak mandalındaki arızayı tamir ettirdiğini söyledi. Geçen hafta da yine dedesinden kalan pusulayı tamir ettirmiş. Atatürk döneminde gümrük muhafaza memuru olan dedesine Büyükdere’ye yanaşmış olan Bulgar gemisinin kaptanı hediye etmiş bu çakmağı.

Yazarımızdan çakmak hakkında

“Vaktiyle taşa sürtülünce kıvılcım çıkaran bir taş kullanılırmış. Bu taşa çakmak taşı denilmiş. Çakmak taşı, taş ve taştan çıkan kıvılcımla tutuşturulan kav büzgülü bir torbada taşınırmış. Kav; meşe, dişbudak, söğüt, kavak gibi ağaçların kabuğunda yetişen mantarların sodyum nitrat, potasyum nitrat veya kalsiyum klorid ilâvesiyle daha yanıcı hale getirilen bir maddeymiş.

Çakmaklar, 17’nci yüzyıldan itibaren cepte taşınabilir hale getirilmiş. 1880’lerde çakmaklar fitile kavuşmuş, fitiller de güherçile suyuna batırılarak kurutulduktan sonra kullanılmaya başlanmış.

1900’lerin başında demir alaşımlı çakmak taşları imal edilmiş. Birçok ülkede olduğu gibi Türkiye’de de çakmaklardan önce istihlâk resmi sonra da inhisar resmi adı altında vergi alınmış…” Biz burada gülüşmeye başlayınca yazarımız “Size daha komiğini söyleyim; eski Yunan ‘da herkes devlete kilosunu bildirmek zorundaymış. Her 10 günde bir teftiş yapılırmış. Göbek salıvermek tembellik ve oburluk belirtisi sayıldığı için yargıçlar tarafından cezalandırılırmış…” 

Bu şekildeki vergi toplama yöntemi 1918’de 1949 yılı sonuna kadar gerçekleştirilmiş. Dikkat ederseniz, bu dönem her iki dünya savaşını kapsaması ve yoklukla mücadele eden bu milletin nelerden çare üretmeye çalışması bakımından önemlidir. 

Çakmak, erkekler için bir sosyal mevki göstergesi olarak kendini kabul ettirmeye başlamış. Zippo, İbelo, Dunhill gibi markalar çıkmış… “

 Değişik ortam

Sokak, resmi adıyla Cezayir Sokağı olmasına rağmen özel bir firma tarafından Fransız mimarisinden esinlenilerek restore edildiği için Fransız Sokağı olarak da adlandırılıyor olmuş.

Merdivenlerin ayrı bir hava kattığı bu ortamda ben, bir yandan da resmini çekeceğim küçük tenteli ilginç mekânlara göz gezdiriyordum. 

Her yer cıvıl cıvıl ve renkli lambalarla süslenmişti. Renkli saksılarda yetiştirilen çiçekler, “bu renk cümbüşünde ben de varım” dercesine renkli güzellikleriyle öne çıkmak istiyordu. Bu ışıl ışıl ve renkli ortamda biraz da yeni yılın yaklaşıyor olmasının payı vardır diye düşündük.

Şarap düşkünleri için her zaman tavsiye edilebilecek şarap evlerine rağbet en fazla turistler tarafından gösteriliyor. Biracılar ayrı yerleri mekân tutmuş, barlar yeni müşterilerini bekliyor. Tabii ki hem dinlendik hem eğlendik. Böylesi yerlerde insan zamanın nasıl geçtiğini anlamıyor.

Yediğimiz içtiğimiz bizim olsun da oraya nasıl gidileceği konusunda size biraz ayrıntı vereyim:

Nasıl gidilir?

Özel aracınızla geliyorsanız aracınızı Odakule arkasındaki kapalı otoparka bırakabilirsiniz. Bu durumda 15 dakika kadar yol yürümeniz gerekecektir. 

Metro veya otobüs ile Taksim Meydanı’na gelmek daha uygun. 10 dakika yürümeyle Galatasaray Lisesinin önüne gelirsiniz. Lisenin hemen yanından sağ tarafa dönerek 5 dakika daha yürüdükten sonra buraya ulaşabilirsiniz. Bir hafta sonunu seçerek keyifli anlar yaşayabilirsiniz.


Kaynak: ÖZEL HABER
Editör: BAŞAK ERTEKİN
Bu haber 87 defa okunmuştur.
HABERE YORUM YAZIN



DİĞER ÖZEL HABER HABERLERİ
ANKETİMİZE KATILIN

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

Beğendim
Beğenmedim
Fena Değil

Tüm Anketler
NAMAZ VAKİTLERİ