Bugun...
04-07-2018
CENGİZ BAYSU

CENGİZ BAYSU

Bir muhasebe

Bir seçim heyecanını daha atlattık. Sonuç ülkemiz ve insanımız için hayırlı olsun. Son gün İngiliz The Guardian gazetesinde çıkan bir haber dikkatimi çekmişti: “Erdoğan’a oy verilmemesi”…
Aslında bu yönlendirmeler, siyasi platformlarda baskı yaratan demeçler, uluslararası finans kuruluşlarının baskıları, kredi derecelendirme kuruluşlarının manipülasyonları hiç bitmek bilmedi. Avrupa ve Amerika’daki Türklerin yasalara uyum sağlayamadığı bahane edilerek o ülke liderlerinin aba altından sopa göstermelerinin arka planında yatan neden de Türkiye’deki iktidar meselesiydi.
Türkiye’de ülke yönetiminin dışarıda yaşayanların oylarına ve ellerine bırakılamayacağını savunan kesim, yabancı liderlerin demeç ve açıklamalarından güç alıyordu. İktidar partisi, bu olguları sadece kendilerine yönelik tenkitler olarak ele alıyor ve lâf yetiştirmeye çalışıyordu. Tıpkı FETÖ olayında olduğu gibi, tıpkı 15 Temmuz darbe olayında olduğu gibi… Tıpkı özelleştirme adı altında ülke kaynaklarının satılması gibi…
İktidarda geçen koca bir 15 yıl geçti. Umarım sen-ben tartışmaları geride kalır ve Türkiye yoluna devam eder. İktidarı devralanlar hemen işe koyulmalı ve icraata geçmelidir. Hep ödemesine alışık olduğumuz iç borçların yanında dış borçlar için de acil ödeme tablosu çıkarılmalı, ithalâtı kısarak üretim tedbirlerine ağırlık verilmelidir. Didişme ve aşağılama senfonisinin bitmesidileğiyle!

Kulak asan mı var sanki
İstanbul’da toplum kurallarının çoğu kez çiğnendiği bir gerçektir. Yasalara ve kurallara uyan insanlar, benim gibi çoğunlukla korkaktır, devlet bir gün hesap sorar diye. Anadolu’dan kopup gelen İstanbul’un varoşlarında bir arazi parçasını kazıklarla çevirir, bir de tabelâ koyar. 3-5 ay sonra temel atar, ses çıkmazsa inşaatı devam ettirir. Elektrik ve suyunu bağlatır. 10 yıl geçer, devlet tapu dağıtmaya başlar. Hazine arazisi, artık devletten kopmuştur. 
Bir 10 yıl daha geçer. Kamulaştırma veya deprem gibi nedenlerle bu basit gecekondu ve bölgesi milyonlara varan değere ulaşır. Dürüst olan kişi de 80-90 m2’lik kira köşesinde hayatını sürdürmeye devam eder.
Adalet sadece mahkemede kendini göstermemeli, her amir, her kurum ve her idari mekanizma adalete katkı sağlamalıdır. “Ben yaptım oldu” anlayışı bu ülkede yer bulamamalıdır. Duyarlı insanların uyarılarını dile getirmeye çalıştım. Ne kadar umursandığı veya nasıl hafife alındığı ortada…
Trafik cezalarına muafiyet, imar cezalarına af, mahkemelerde hükümlere iyi hal, vergilere yeniden yapılandırma gibi uygulamalar bazı kişileri kapılandırmaya (!) müstehak kılıyor. Hele birazcık da kollanıyorsa… 

Gelelim bedelli askerliğe
Üzerinde sürekli olarak oynanan askerlik konusu da Milli Eğitim politikası gibi yazboz tahtasına döndü. Oy kaygısıyla getirilen imar aflarının büyük şehirleri nasıl içinden çıkılamaz duruma getirdiği ortadayken yine oy kaygısıyla askerlik yapmak istemeyenlerin de TSK’yı zor durumlara düşürmeyeceği söylenebilir mi? 
Beş on sene öncesiyle askeri hastanelerde doktorlara para vererek çürük raporu alanlar kınanıyordu. Hatta ortaya çok sayıda suçlu çıkarılıyor ve mahkemelere veriliyordu. Bugün aynı paralar devlete verilerek aynı sonuç elde ediliyor. 
Devletin en yetkili ağızlarının “bedelli askerlik” konusunda verdiği sözler, çabuk unutulur hale geliyor. Sanırım bu uygulamalar da müzminleşecek ve halk tarafından kanıksanacaktır. Bu kadarla kalsa iyi… Arkasından “vicdanî red” gelirse ne olacak? Onlara hak vermeyecek miyiz?

Zafiyet yaratsa da
Çok uzun süre birlik komutanlığı yapmış bir emekli subay olarak her celpte gelen er sayısının ne anlam ifade ettiğin çok iyi bilirim. Giderek azalan ve kadro görevlerini tamamlayamayan celp erleri sayısının birliğin muharebe gücünü etkileyeceğine inanırdım. Bu zafiyeti tatbikatlarda ve özelliği olan silah atışlarında hep yaşamışımdır.
Tüm bu olumsuzluklara rağmen bedelli askerlik gibi ayırımcılık yaratan bir uygulamanın askerlik yapan gençler üzerinde daha ağır bir moral çöküntüsü yarattığı gerçeğini göz ardı etmemek gerekir. 
İkilik yarattığı kadar yoksul kesim üzerinde üzüntü de yaratan bu durumu önlemek için askerlik süresi kısaltılabilir. Haksızlık ise sadece bir kesime karşı değil herkese karşı yapılmış olur. Buna kimsenin sesi çıkmaz. Atışları cazip hale getirmek için poligonlar açılabilir, atılan mermi sayısına göre atıcı sınıflandırmaları yapılabilir. Herkesi kapsayacak bir kısaltma yapılabilir belki ama yoksul olanlar için bir ay hatta iki ay daha erken terhis imkânı sağlanabilir.   

Bu makale 119 defa okunmuştur.
MAKALE YORUMLARI
ANKETİMİZE KATILIN

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

Beğendim
Beğenmedim
Fena Değil

Tüm Anketler
NAMAZ VAKİTLERİ