Bugun...
10-01-2018
CENGİZ BAYSU

CENGİZ BAYSU

15 Temmuz Darbesi sonrasından günümüze

Esasen 15 Temmuz Darbe Girişimi’ni konu edinen ve Trakya gazetesinde 19-21 Temmuz tarihlerini kapsayan üç adet yazı yazmış ve bazı gerçekleri dile getirmeye çalışmıştım. Gözaltı ve tutuklamalar günlerce devam etmişti. Okuduklarımızdan, ekranlarda izlediklerimizden ürperti duymamak elde değildi. Yazarken hissi davranmamak için adeta kendimi zorluyordum.
HABERTÜRK kanalı “Nedir Ne değildir” programı
29 Aralık 2017 akşamı HABERTÜRK kanalı “Nedir Ne değildir” programını izledim. Adli Bilişim Uzmanı Tuncay Beşikçi ve Avukat Ali Aktaş, programın konuğu olarak FETÖ’nün “Mor Beyin”inin digital sahtecilikler konusunu anlatıyorlardı.
Programı candan gönülden, gözümü kırpmadan dinledim. Halkımızın büyük çoğunluğunun dinlemiş olmasını umuyorum. Safha safha gelişme göstermiş bir yapı, bellekler üzerinde başlattığı çalışmasını akıllı telefonlar üzerinden sürdürmüş. Askeri casusluk yargılamalarında yaşananlar bir facia…
Programın beni en çok etkileyen bölümü, Adlî Bilişim Uzmanı Tuncay Beşikçi’nin “… FETÖ’nün Bylock sistemini çözmeye karar verdik. Kendisinden destek almak istediğimiz çok kişi olayın FETÖ kaynaklı olacağını öğrenince bizden uzaklaştı. Haksız yere yatan insanların daha fazla mağdur olmaması için biz bu işe soyunduk, risk almamız gerekiyordu aldık ve meseleyi çözmeye çalıştık” dediği bölüm olmuştu.  
Bizde hep söylenir ya “durumdan vazife çıkarmak isteyen insanlar” tabiri… Bu değerli iki insanımız, devletin prestijini kurtarmasına, adalet mekanizmasının yaralı vicdanları rahatlatmasına ve çete mensuplarının sinsi çalışma prensiplerinin ortaya çıkarılmasına katkı sağlamışlardır. 
Öyleyse bu tabiri de öyle ulu orta kullanmamak gerektiğini düşünüyorum. Herkesin “FETÖ mikrobu bana da bulaşır” düşüncesiyle fersah fersah uzak kalmaya çalıştığı bir ortamda büyük bir cesaretle konunun üzerine gitmişlerdir. 

Darbenin ortaya çıkışında ilk tespitlerim
Özellikle 19 Temmuz Salı günü haberlerde ve gün içinde ekranlarda geçen alt yazılarda devletin her biriminde ve kademesinde çok sayıda kişiye el çektirildiğini, tutuklamaların ve gözaltı işlemlerinin devam ettiğini görüyorduk.
Önceki yazılarımda “irticanın öncelikli tehdit olduğu”nu vurguladığım zaman dost çevrem “vatandaşı nasıl tehdit unsuru olarak görebildiğimi” soruyordu. O günlerin birikimleri bugün patlama noktasına gelmişti. Fethullahçı Terör Örgütü olarak adlandırılan örgütün yandaşları vatandaş değil miydi? Devletin en önemli makamlarına kadar yükselerek, niyetlerini ortaya koymaları tehdit değil miydi?
19 Temmuz 2016 tarihli yazımda “İrticaî faaliyetlere bulaştıkları kesinleşen ve Askeri Şura kararlarıyla TSK’dan ilişiği kesilen personele şerh konuluyor ve atılmalarına karşı olunuyor, ordudan çıkarılan veya atılanlara belediyelerde hemen iş veriliyordu. 
Belediyelerde yuvalanan ve yıllar geçtikçe etki alanını ve çevresini genişleten bu kişilerin göz ardı edilmemesinin, belediyelerin de devletin diğer kurumları gibi mercek altına alınmasının uygun olacağını düşünüyorum. 
Bu kişilere kimler sicil vermiştir? Kimler izlemiş ve raporlar hazırlamıştır? Belli görevlere atanmalarına kimler tavassutta bulunmuş, kimlerin teklif ve inhalarıyla lâyık görülmüşlerdir? Sarsıntı geçiren kurulu nizam, bu badireden kısa zamanda sıyrılmış ve toparlanmaya başlamıştır.” diye yazmıştım. (19 Temmuz 2016-Trakya gazetesi)
Yeni bir vahim durum başlayacak
Sonraki yazımda ise, muhtemel gelişmelere şöyle değinmişim: İlk iki maddeyi geçersek;
3. Mahkemelere düşenler, istediği sonucu alamadıkları takdirde bu davaları AİHM’ye taşıyacaklardır. Dostlarımız ise zaten hep yanımızdadır (!), ne tenkitlerini esirgeyecekler ne de Türkiye’yi tazminatsız bırakacaklardır.
4.  Ele geçirilemeyenler, atılanlar veya resmi teşkillere sızmamış serbest çalışanlar toplu kalkışmayı kaybetmenin acısıyla bireysel sabotaj ve suikastlere, yangın ve siber saldırılara da yönelebilirler. Meydanlara toplanan halkın arasına elinde bayrağıyla girerek provake edenler ve insanları birbirine kırdırmak isteyenler de olabilir.
5. Bazı medya organlarında ve sosyal medyada haber kirliliği yaratılarak farkında olmadan yıkıcı bölücü unsurların ekmeğine yağ sürülebilir.    (21 Temmuz 2016-Trakya gazetesi)

Kıskaca alınmak istenen ülke
Emperyalizm, yıkıcı ve bölücü faaliyetlerini çeşitli kisveler altında sürdürmektedir. Devletimiz bu konuda amansız mücadelesini sürdürmektedir, sürdürecektir. Köy yakmaya giden PKK’lılar nasıl asker elbisesiyle giderek köyleri yakmışlarsa milletine kurşun sıkan darbeciler de menfur saldırılarını asker elbisesi içinde yapmışlardır. 
İnsanları hukuk garabetiyle yargılayıp cezaevi köşelerinde çile çekmeye mahkûm eden zihniyetin mensupları bugün kaçak durumundadır. Devlet kurumlarında temizlik devam etmektedir. Bu çalışmaların, siyasetin içinde yuvalanmış kişilere de yönelmesi gerekmektedir. Bunların da bazıları yine yurt dışına kaçmışlardır.   
Darbecilerin artıkları ve ardılları boş durmayacaklardır. Darbecilerin toplu hareket kabiliyetleri kırılmıştır; ama bireysel eylemlere yönelmeleri muhtemeldir. Bu olayı kendi çıkarları için kullanabilecek menfaat çeteleri de ortaya çıkacaktır. İlginçtir, haberlerde bazı telefonlara mesaj atıldığı ve “FETÖ’ye destek sağladığınız için hakkınızda tahkikat yapılmakta ve…” şeklinde korku ve paniğe neden olabilecek duyurular yapıldığı bilgisi de verilmiştir.
Sayın okurlarım görüyorsunuz ki, bu ülkede hainler kadar yiğit insanlar da var. Bu iki yiğit insanı tebrik ediyorum. Kullandığımız telefonların nerelere nasıl yönlendirildiğini dinlemişsinizdir. İnanıyorum ki, cezaevinde yatan nice suçsuz insanın geceleri dua etmekle geçiyordur. Duaları tuttu ve tahliyeler başladı. Kim bilir daha ne hileler ve desiseler ortaya çıkacaktır. 

Bu makale 458 defa okunmuştur.
MAKALE YORUMLARI
ANKETİMİZE KATILIN

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

Beğendim
Beğenmedim
Fena Değil

Tüm Anketler
NAMAZ VAKİTLERİ