Bugun...
29-12-2017
CENGİZ BAYSU

CENGİZ BAYSU

2017’nin muhasebesi (Perde kapanırken…)

Yaşadıkça koca koca yılları geride bıraktığımızı, hayatın olağan seyrini devam ettirdiğini görüyoruz. Ve dolayısıyla bir yılı daha geride bıraktık. Bu yıla ait ümit ve beklentilerimizin belki tamamı, belki bir kısmı gerçekleşti. Hayalleri hiç gerçekleşemeyenlere rastlamak da mümkündür.
Tahkimli alanlar, doçka uçaksavarlarla güçlendirilmiş mevziler, canlı bombalarla yapılan intihar saldırıları, çok sayıdaki militanın yurt içinde yuvalanmış olması gibi eylemlerle Türkiye, adeta bir iç savaşın eşiğinden dönmüştür. Bir coğrafî bölgemiz koparılmak istenmiştir.
2017’de yaşadıklarımız, ömrümüzden bir kesit, bir piyesti. Perde yine kapanıyor. Ailemiz, ülkemiz ve tüm insanlık açısından bu sürece ait kazanç ve kayıpların muhasebesini yapmamız gerekiyor. 

İç dünyamızda
2017 yılı kadındöverler, hayvanbiçerler, meczuplar, trafik ve düğün magandaları yılı oldu. Aslında benzer acıları yüreklerimizde hissettiğimiz olay sayısı fazlaydı. Bunlar arasında bizi insanlık camiasında küçük düşüren “kadına karşı uygulanan şiddet ve öldürme olayları” ilk sırada yerini almıştır. Bana göre önceki yıllar gibi 2017 yılı da sabıkalıdır. Bu lânet olasıca fiil, Türk insanının dünya uluslarının yüzüne utançlı bir çehreyle bakmasına neden olmuştur.
Yıllar önce başlatılan mahkeme süreçleri, ağır hükümlerle son buluyor. Fethullahçı örgüt eliyle Türkiye üzerinde entrikalar çeviren ABD ve Batı’nın,  ülkemizde demokratik zeminlere yerleşmek için hâlâ çaba sarf etmekte olduğunu görüyoruz. İnsanımız barış ve huzura kavuşmayı ne kadar arzulasa da yeni engellerle karşılaşmaktadır. 
Sosyal medya aracılığıyla bilerek veya bilmeyerek kutuplaşmalar arttırılmakta, Türkiye aldığı tedbirler nedeniyle dış dünyanın hedefi olmaktadır.
Halen bir sosyal yara olan uyuşturucu madde satışı ve kullanımı, toplumun genç kesiminde ağır tahribat yaratmakta, bu girdaba kapılan gençlerin sayısındaki artış polisiye tedbirlerle önlenmeye çalışılmaktadır. 
Maden ocaklarımızdaki göçükler, diğer sektörlerdeki iş kazaları ve asansör faciaları önceki yıllara göre azalmış olsa da varlığını korumaktadır. 
Yılın simge olayı ise, yeni doğan bir keçiyi sırtında eve kadar taşıyan kız çocuğu olmuştur. Faili meçhul cinayetler nereyse hiç olmuyor seviyesindeyse de terör olayları eski kulvarına dönmeye çalışmaktadır.

Dış dünyada
Türkiye halen komşularıyla birtakım sorunlar yaşamaktadır. Rusya ile uçak düşürme olayı nedeniyle gerilen Türk-Rus ilişkileri normal sürece girmiştir. Kara unsurlarımız, Suriye topraklarında operasyon yapmakta olduğundan Suriye hükümetiyle diplomatik ilişkiler Rusya kanalıyla sürdürülmektedir. 
ABD ve Almanya dost ve müttefik olduğumuz iki ülkedir. 2017 yılı her iki müttefikimiz ile diplomatik ve siyasi alanda sıkıntılar yaşadığımız bir yıl olmuştur. Bu sıkıntıların yeni yıla da devredeceği ihtimal dahilindedir.  
AB’den gördüğü destekle Doğu Akdeniz’de petrol ve doğalgaz aramalarına girişen ve çıkaracağı ürünlerden tek başına istifade etmek düşüncesini ortaya koyan KRY (Kıbrıs Rum Yönetimi) ile ilişkiler gerginliğini korumaktadır. Her iki toplumun arasında sürdürülen müzakere ve görüşmelerden sonuç alınamamaktadır.

Trump olgusu
Kudüs’ü İsrail’in başkenti ilan eden Trump, dünyayı çalkalamaya devam edeceğe benzemektedir. Hiç yoktan ortaya çıkan böylesi bir durum, değil Orta Doğu’yu tüm dünyayı huzursuz etmiştir. BM Güvenlik Konseyi’nde yapılan oylama ABD tarafından veto edilse de BM Genel Kurulu’nda yapılan oylamada 9’a karşı 128’oyla reddedilmiştir.
Gerek Trump’un gururunun kırılması gerekse dünyanın “beş”ten büyük olduğunun bir kez daha kanıtlanması ABD’nin hırsını kamçılayacağa benzemektedir. Bazı ülkelere yapılan ABD yardımlarının kesilebileceği, giderek azaltılabileceği ya da yeni bölgeler için yeni karıştırma senaryolarının yapılacağı kesin gibi görünmektedir. 

Önceki yıllardan günümüze taşınan ve yeni yıla devredecek olan olaylar 
Gelinen noktadan çıkarılan sonuç şu ki, her konuda çözüm vardır; ama sürekliliği şüphelidir. Biraz daha irdelenmesi ve çok boyutlu ele alınması gerekmektedir. Bugün IŞİD vardır, üzerine şiddetle gidilerek yok edilmeye çalışılmaktadır. IŞİD’e katılımlar,  Afrika’nın kuzeyindeki ülkelerden -800 kişiyle en çok Tunus’tan- Rusya’dan ve bazı Avrupa ülkelerinden olsa da militanların kullandıkları son model ciplerin ABD ürünü olduğu da bir gerçektir.
Örgüt, Irak ve Suriye topraklarındaki eylem sahasının daralması nedeniyle Afrika’ya çekilmeye başlamış; ancak Avrupa ve ABD’de bireysel eylemlerle toplu katliamlara yönelmiştir. Şimdi alınan ve alınacak olan tedbirlerin yetersiz kaldığı görülmektedir. Eylem alanı iki ülkenin topraklarından kıtalara yayılmış ve küresel tehdit haline gelmiştir. 
Devletlerin alacağı tedbirler yasaklama, belli noktalara baskın yapma, daha sıkı kontrol etme, elektronik ortamda izleme şeklinde olacak; ancak yetersiz kalacaktır. Şimdiye kadar olduğu gibi her terör örgütünün karşısına yeni bir terör örgütü kurdurularak mücadele yöntemine başvurulacağı muhtemeldir.
Dolayısıyla IŞİD’in Orta Doğu’daki faaliyetleri tamamen bitirilse bile petrol hırsının yaratacağı yeni bir örgütle başka kulvarlarda yola devam edileceği ve bölgemizde çatışmaların azalsa bile son bulmayacağı aşikârdır. 
Türkiye’nin Batı dünyasıyla bozulan dış ilişkilerinin kısa zamanda düzelmesini beklemek hayal sınırlarını zorlamak olacaktır. İttifak içinde Türkiye’ye karşı duyulan güvenin sarsılmış olması önemli bir faktördür. Bu güvenin yeniden tesisi hiçbir zaman eskisi gibi olmayacaktır. Batı, masaya koyduğu her plan, proje ve anlaşma taslağında rezerv düşünceleri saklı tutacaktır.

Yeni yıla bu düşünce ve olgularla giriyoruz. Hepimiz her geçen yıl fizîken yaşlansak da ruhen ve fikren genç kalmayı denemeli, sürdürmeli ve başarmalıyız. Bu düşüncelerle tüm okurlarımızın yeni yılını kutluyorum. Sağlık ve esenlik içinde kalınız!

Bu makale 412 defa okunmuştur.
MAKALE YORUMLARI
ANKETİMİZE KATILIN

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

Beğendim
Beğenmedim
Fena Değil

Tüm Anketler
NAMAZ VAKİTLERİ