Bugun...
12-01-2018
CENGİZ BAYSU

CENGİZ BAYSU

2018’de Avrupa’yı meşgul edecek -II-

 

      

Bosna / Hersek

Belki de Bosna Hersek için bu yıl, devlet başkanlığı ve parlamento seçimleri en önemli konu olacak. Milliyetçi söylemler, birçok ülkede pirim yaptığı gibi Bosna Hersek’te de geçerliliğini koruyacaktır. Bu durumda da seçim kampanyaları süresince etnik gerginliğin yükselmesi ihtimal dahilindedir.

2014 genel seçimleri ve 2016 yerel seçimlerinde milliyetçi partiler sandıktan galip çıktığına göre 2018’de de benzer oy oranlarının alınacağı öngörülüyor. Devlet Başkanlığı Konseyinin mevcut üyelerinden Bakir İzetbegovic, iki dönem bu görevi yaptığı için yasaya göre yeniden aday olamıyor. Ülkedeki en büyük Boşnak partisi konumundaki Demokratik Eylem Partisinin (SDA) kimi aday göstereceği konusunda ise henüz bir işaret yoktur.

 

Karadağ
Karadağ’da bu yıl cumhurbaşkanlığı seçimi yapılacaktır. Cumhurbaşkanı Filip Vujanovic’in görev süresi ilkbaharda dolacak; ama üç dönemdir cumhurbaşkanı olduğu için seçime katılması söz konusu değil. Seçimin ilkbahar aylarında yapılması beklenirken muhalefetle iktidar arasında yeni krizler yaşanacağı söylentileri de vardır.

2016 genel seçimlerinde batı yanlısı Demokratik Sosyalist Parti (DPS) sandıktan galip çıkmıştı. Halen meclis çalışmalarını boykot etmeye devam eden muhalefetteki Rusya yanlısı Demokratik Cephe (DF)’nin ülkeyi siyasi krize iteceğine dair yorumlar yapılmaktadır. Dolayısıyla bu yıl yapılacak olan seçimlerde Batı yanlısı olanlarla Rusya yanlılarının karşı karşıya gelmeleri kaçınılmaz gibi görünüyor. Milo Djukanovic’in, cumhurbaşkanlığı için en güçlü aday olabileceği ifade ediliyor.  

 

Polonya

İktidar partisi, Polonya’nın Yüksek Mahkeme ve Yargı Konseyi’nde ciddi düzenlemeler yapmak istemektedir. Yargıçlar ve mahkemeler üzerinde tahripkâr etki yapacağı nedeniyle Brüksel tarafından eleştirilen Polonya hükümeti, uyarıları dikkate almamaktadır.

AB Komisyonu Birinci Başkan Yardımcısı Frans Timmermans, “…endişelerinin derinleştiğini, 7’nci maddeyi kalbi buruk şekilde aktive ettiklerini; ancak olguların kendilerine başka seçenek bırakmadığını ve opsiyonlarının olmadığını” belirtmiştir. AB Komisyonu, Batı ilke ve değerlerinin ihlâl edilmesini kabul etmemektedir. Hatta Polonya’nın AB’deki oy hakkının askıya alınabileceği dahi dillerde dolaşmaktadır.

“… Bunu Polonya ve Polonya halkı için yapıyoruz” diyen Timmermans, güçler ayrılığının sınırlanması halinde hukukun üstünlüğünün ve AB’nin tümünün düzgün işleyişinin bozulacağı uyarısında bulunmuş ve Polonya hükümetinin üç ay içinde adım atması halinde önerinin gözden geçirileceğini söylemiştir.

Diyalog için hazır olduklarını belirten Timmermans, Polonya hakkında AB Adalet Divanı’nda da ihlâl süreci başlattıklarını kaydederek, “Bugün Polonya’da yasal düzenlemelerin anayasaya uygunluğu artık garanti edilemez” diye konuşmuştur. Komisyon, Polonya’dan ilgili yasaları değiştirmesini, Anayasa Mahkemesi’nin bağımsızlığını ve meşruiyetini yeniden sağlamasını ve yargının meşruiyetini zedeleyici açıklamalardan kaçınmasını istemiştir.

Polonya’yı, gerekli adımları atana kadar, oy hakkından mahrum bırakabilecek yaptırım kararının alınabilmesi için oybirliği gerekiyor. Mevcut ortamda oybirliği ihtimali ise sıfıra yakın. Bunun en önemli nedeni ise Macaristan’ın daha şimdiden bu yönde bir kararı veto edeceğini açıklamış olması.

Polonya’daki yasal düzenlemeler sadece AB’de rahatsızlık yaratmıyor. Venedik komisyonu da bu düzenlemeler hakkında olumsuz görüş belirtmektedir. Komisyon’un konuya ilişkin görüşünde, “Önerilen Polonya sistemi, eski Sovyet sistemiyle tam olarak özdeş olmamakla birlikte çok fazla benzerlik içeriyor” tespitini öne sürmüştür.

 

Yorumlama

NATO merkezi Brüksel ve AB’nin lider ülkesi Almanya hakkında Batı basınından derlemelerle bir yorum yapmayı düşünmüştüm. Belli ki bu yıl Avrupa ülkeleri çoğunlukla kendi iç işleri, ekonomik ayarlamalar ve siyesi düzenlemelerle meşgul olacak. Mülteci konusu ise küresel bir sorun olarak zaten tüm ülkelerin başında…

İngiltere’nin AB’den ayrılıyor olması ve Polonya başta olmak üzere İspanya, Bulgaristan ve Macaristan gibi ülkelerin siyasi sorunlar yaratması gibi olaylar AB İçinde huzursuzluğa neden olmaktadır. Türkiye’ye bakışları ise yeniden ilişkileri geliştirme demeçlerinin tersine mesafeli durmaya yakındır.  

Bu makale 263 defa okunmuştur.
MAKALE YORUMLARI
ANKETİMİZE KATILIN

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

Beğendim
Beğenmedim
Fena Değil

Tüm Anketler
NAMAZ VAKİTLERİ