Bugun...
27-02-2018
CENGİZ BAYSU

CENGİZ BAYSU

25-26 Şubat 1992 Hocalı Katliamı

SSCB’nin çöküşü
1980’li yılların ikinci yarısından itibaren SSCB’nin dağılma sürecine girmesiyle Azerbaycan ve Ermenistan arasında gerilim süreci başlamıştı. Ermenistan Sosyalist Cumhuriyeti, Azerbaycan’a ait olan Karabağ bölgesinin dağlık kısmında Ermeni nüfusunun fazla olduğunu belirterek bölgenin kendisine ait olması gerektiğini iddia etmişti. 
1989 yılında yapılan nüfus sayımına göre Dağlık Karabağ bölgesinin %75’i Ermenilerden, %25’i Azerilerden oluşmaktaydı. Bölgede Ermeni nüfusunun fazla olmasının sebebi Sovyetler Birliğinin yıllar süren nüfuslarla oynama politikasının bir sonucuydu. Dağlık Karabağ, uluslar arası örgütlerin de kabul ettiği şekilde tarihi ve hukuki olarak Azerbaycan’a ait topraklardı.   
Bölgedeki gerilim, 1988 yılında Dağlık Karabağ bölgesindeki Ermenilerin Azerbaycan’dan ayrılarak Ermenistan’a katılmak istemeleri ile arttı. Dağlık Karabağ Meclisi karar alarak Ermenistan’a bağlandığını ilan etti. Bu gelişme üzerine Azerbaycan, Dağlık Karabağ bölgesinin özerk statüsünü kaldırdığı ve kendisine bağladığı yönünde bir karar aldı. 
Karabağ özerk yönetiminin buna cevabı ise bağımsızlık referandumu oldu. Bölgede yaşayan Azerilerin katılmadığı referandumdan çıkan bağımsızlık kararından sonra 6 Ocak 1992’de Dağlık Karabağ Cumhuriyeti resmen ilan edildi. Tıpkı yıllar sonra Kırım’da uygulandığı gibi… 
 
Katliam
Rus askerlerinin de desteğiyle, 25–26 Şubat 1992’de Hocalı’ya ulaşan Ermeni kuvvetleri Hocalı’da katliama girişmişlerdi. Rusya olaylarla ilgisinin olmadığını iddia etse de, Azeri kaynaklar, Rus ordusuna ait bir birliğin, 1991’in sonbaharından itibaren Ermenilerin safında savaştığının bu birlikten kaçan dört asker tarafından doğrulandığını belirtmişlerdir. 
Saldırıda katledilenlerin sayısının 613 kişi olduğu belirtilse de başka kaynaklarca bu rakam 1300 kişiye çekilmiştir. Katliamda Hocalı’da yaşayan Ahıska Türklerinin de evleriyle birlikte yakılarak öldürüldüğü basına yansıyan haberlerdendi. Vahşetin perde arkasında İslam, Türk ve Azeri nüfusunu Kafkaslardan silmek isteyen Rusya’nın Kafkas politikasının etkisinin olduğu bir gerçektir. 

Dünya kamuoyu nasıl bakıyor?
Tüm dünyanın gözleri önünde meydana gelen Hocalı Katliamı’na uluslararası kurumlar sessiz kalmayı tercih etmişti. Batılı ülkelerin bu tutumu ve Rus desteğiyle Ermeni kuvvetleri kısa bir süre içerisinde Dağlık Karabağ bölgesini ve bir kısım Azerbaycan toprağını işgal etti. 
BM Güvenlik Konseyi 1993’de dört karar almış olsa da, bu kararlar Hocalı Katliamı ile ilgili olmayıp “Ermenistan'ın Azerbaycan topraklarını işgal ettiğine” yönelikti. Ermenistan ile Azerbaycan arasındaki bu savaş, 1994 yılına kadar devam etti. 1994 yılında iki taraf arasında ateşkes sağlandı. Ancak ateşkesin ardından başlayan barış görüşmelerinde herhangi bir sonuca ulaşılamadı.
Meksika Senatosu, Pakistan Senatosu, Kolombiya Parlamentosu, Çek Cumhuriyeti Parlamentosu Dış İlişkiler Komitesi, ABD’nin Teksas, New Jersey, Massachusetts ve Georgia eyaletlerinde kabul edilen kararlarla Hocalı Katliamı “soykırım” olarak nitelendirilmişti.

Ermenistan
Katliama katılanlardan biri olan bugünkü Ermenistan Cumhurbaşkanı Serj Serkisyan, suçluluğun verdiği yargılanma ve korkaklık duygusu içindedir. Serkisyan’ın güçlü Ermeni diasporasının etkisi altında olması, Türkiye’nin Azerbaycan’ın yanında durarak taraf tutması gibi nedenlerle konunun çözümlenmesini beklemek imkânsız gibi görünüyor. Ayrıca Rusya’nın Kafkas politikasını değiştirmeyeceği ve çözüme yönelik katkı sağlamayacağı da kesindir.


Azerbaycan’ın yapabilecekleri
II. Dünya Savaşı’nda bir ırka karşı olmadık şeyler yapan liderler ve yardımcılarının akıbetleri ortadadır. Yugoslavya’nın bölünmesi sırasında kasaplığa soyunan liderler yargı önüne çıkarılmış, gerekli cezalara çarptırılmıştır. İnsan kasabı liderler yargılanmaya gerek görülmeden büyük güçler tarafından katledilmişlerdir. 
Hal böyle olunca dün katliama katılan bugün ise Ermenistan’ın başında Cumhurbaşkanı olarak bulunan Serkisyan’ın yargılanması için uluslararası mahkemelere mutlaka müracaat edilmelidir. 
Kültürel açıdan yapılabilecek çok faaliyet olmakla birlikte; Hocalı katliamı dokümanter bir film şeklinde ele alınabilir, en azından -öncelikle Türk dünyasında- tüm dünyada büyük ödüller verilerek edebiyat alanında şiir yarışmaları düzenlenebilir. 
Mimari sahada Bakü merkezinde anıtlar ve en ağır tahribatı görmüş köylerden birinin maket sahası yapılabilir. Her türlü masrafları karşılanmak suretiyle yabancı gazeteciler 26 Şubat anma günü etkinliklerine davet edilebilir. 
Küresel platformlarda konu mutlaka gündeme aldırılabilir.  Kısa zamanda sonuç alınamayacağı kesin olmasa da bu çalışmalar “devamlı faaliyet” halini almalıdır. 

Bu makale 357 defa okunmuştur.
MAKALE YORUMLARI
ANKETİMİZE KATILIN

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

Beğendim
Beğenmedim
Fena Değil

Tüm Anketler
NAMAZ VAKİTLERİ