Bugun...
31-05-2018
CENGİZ BAYSU

CENGİZ BAYSU

AB’nin durumu

Fransa, terör olayları ve gelişmeleri geç kavrama özelliği nedeniyle “İngiltere’nin Birlik’ten ayrılmasının kötü bir etki yaratmayacağı”  görüşünü savunadursun Avrupa bütünüyle huzursuzluk yaşıyor ve bunu da dışarıya pek hissettirmemeye özen gösteriyor. 
Almanya zaman zaman sessizliğini bozuyor hatta sıkıntılarını yüksek sesle dile getiriyor. Hollanda cılız sesle Almanya’ya destek veriyor. 

Kıtalar yelpazesinde dağılım
SSCB’nin dağılmasıyla Batı’nın hükümranlık alanına giren peyk ülkeleri, AB’nin üye sayısını arttırmış, AB sınırlarının KRY ile Doğu Akdeniz’e, peyk ülkelerle Karadeniz’e ve kuzeyde Baltık Denizi’ne kadar yaslanmasına neden olmuştur. AB, bu kazanımlarıyla Rus-Amerikan karşıtlığını absorbe eden yeni bir güç odağı olarak ortaya çıkmıştır.
Rusya, AB’deki bu gevşeme/çözülme/dağılma sürecini fırsat bilerek, eski hayallerini daha hızlı şekilde gerçekleştirme yoluna girmiştir. Biliyorsunuz, Gürcistan’ın Batı’ya yönelmek istemesi sebebiyle Kafkaslarda acımasızlık örneği vermiş ardından da Kırım’ı ilhak etmişti. Ukrayna’ya sınırlı fiili müdahalede bulunduktan sonra Baltık’taki küçük piyonların hava hudutlarını ihlâl etmiş ve Suriye’ye yerleşmişti.

Türkiye’ye etkileri nasıl olacak?
Türkiye, mensubu olduğu ittifaklar, üyesi olduğu ekonomik kuruluşlar ve hukuksal nitelikteki siyasi örgütlenmelerle Avrupa ailesinin bir ferdidir. AB’ye henüz girememiş olmamız, bu örgütlenmelerle ilişkilerimizin zayıf veya kopuk olduğu anlamına gelmemelidir. Üstelik AB’nin desteğini gördüğümüz tarafları da vardır.
Açılan her fasılla AB müktesebatını yavaş da olsa özümlemiş,  birçok Avrupa devletinin ortak değerlerini benimsemiş ve kabul etmiş durumdayız. Dolayısıyla Türkiye, Avrupa aynasına baktığında yaptıklarıyla ve yapmadıklarıyla kendisini görüp tartabilmelidir.
Bir veya bir kaç ülkenin Birlik’ten çıkması halinde Türkiye’nin bu ülkelerle yeniden bağlantı kurmasının zor olacağı da ortadadır. Örneğin; İngiltere’nin Birlik’ten ayrılma sebeplerinden birisi Türkiye’nin AB’ye girişini kabul etmek istememesidir. İngiliz siyaset adamları her fırsatta verdikleri demeçlerde bunu dile getirmişlerdir. Oysa bugün Türkiye-İngiltere ilişkileri iyi düzeydedir.
*                   *                 *
Türkiye, insan hayatına kast eden PKK terör örgütüne karşı mücadele ederken Avrupa, hiçbir günahı olmayan insanların Akdeniz’de ölümlerini seyretmiştir.
*               *              *
AİHM, Türkiye ile ilgili tazminat içeren kararlarını peş peşe sıralamış, uluslararası finans kuruluşları Türkiye’nin kredi notlarını şüphe yaratacak şekilde açıklamak suretiyle sinsi niyetlerini ortaya koymuştur.
*                *              *
Suriye’de Başkan Beşar Esad güçleri, muhalefetin kontrolü altındaki bölgelerde Rus desteğiyle sivillere hedef gözeterek ve acımasızca saldırmış ve halen de saldırmaktadır. Bu güçler, hedef gözetmeyen silahları  -özellikle de dehşetengiz varil bombalarını-  kullanarak siviller için hayatı katlanılmaz hale getirmektedir.
Ne var ki, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi bu duruma büyük oranda seyirci kalmaktadır. Rusya ve Çin bu katliamı durdurmaya yönelik ortak girişimleri engellemek için veto haklarını kullansalar da ABD ve müttefikleri, IŞİD’e karşı yürüttükleri askeri operasyonları orantısız güç kullanma şeklinde sürdürüyorlar.
*                *              *
İnsan Hakları İzleme Örgütü, aralarında Kenya, Mısır ve Çin’in de bulunduğu çok sayıda ülkede, hükümetlerin ve güvenlik güçlerinin gerçek veya gerçekmiş gibi algıladıkları terör tehditlerine,  insan haklarını ihlal eden politikalarla cevap verdiklerini ve bunun da nihayetinde krizleri şiddetlendirdiğini söylüyor.
İnsan Hakları İzleme Örgütü, tehlikeli olduğu farz edilen kişileri zapt etmenin güvenliğe yönelik tehditleri ortadan kaldırmayacağını, asıl yapılması gerekenin toplumsal ve siyasal düzenin temelini oluşturan ahlaki dokunun da yeniden kurulması olduğunu söylüyor.

Son olarak mı? Söyleyim:
Türkiye’de 15 Temmuz günü başarısız bir darbe girişimi oldu. İnsanlarımız suçsuz yere hayatlarını kaybettiler. Devletin nizamı sarsıntı geçirdi. Dostlarımız (!) saatler sonra ağırlığı olmayan sözcüklerle ve cılız sesle darbe girişimini –eksik olmasınlar- kınadılar.
Zaman ilerledikçe Yunanistan’a sığınan darbecilerin iadesini karambole getirmeye çalıştılar. Fethullah Gülen’i Türkiye’ye teslim etmemek için de manevra yapıyorlar. ABD’li generaller, terör örgütü elemanlarıyla poz veriyorlar.
Türkiye, mensubu olduğu NATO sözleşmesini önüne koymalı ve uzun bir çalışma yapmalı ve kendisini üvey üye konumundan kurtaracak tedbirleri gözden geçirmelidir. Gerek Batı’nın gerekse NATO’nun Türkiye’den vaz geçmesi mümkün değildir.

 

Bu makale 140 defa okunmuştur.
MAKALE YORUMLARI
ANKETİMİZE KATILIN

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

Beğendim
Beğenmedim
Fena Değil

Tüm Anketler
NAMAZ VAKİTLERİ