Bugun...
18-02-2018
CENGİZ BAYSU

CENGİZ BAYSU

Ustalık Gerektiren Kafaya Takmama Sanatı

Sizlere bu hafta okuyabileceğiniz bir kitabı tanıtmak istiyorum. “Ustalık Gerektiren Kafaya Takmama Sanatı”. Yazarı: Mark Manson, Yayınevi: Butik, Baskı Sayısı: 1. Basım, İlk Baskı Yılı: 2017
Her ne kadar sağlıklı olabilmek için birçok şeyin kafaya takılmamasını doktorlar da söylese bile yine kafaya takılan sorular, konular, yorumlar olabiliyor. Sene sonu yaklaşırken ders ve not durumunu kafaya takmayacak öğrenci, yakalandığı onulmaz derdi kafasına takmayacak hasta, cephane ve akaryakıt stoklarını tüketmiş ve ikmal zorluğu yaşayan bir komutan ve benzer güçlükleri yaşayan nice insanın bu durumu kafasına takmaması mümkün müdür? 
Hayatın gerçeklerini olduğu gibi kabul etmemizi ve çözümler üretmemizi daha akılcı bulan yazarın kitabından bir bölümü küçük pasajlar halinde sizlere yansıtmak istiyorum.
 
Büyük Güç Büyük Sorumluluklar Getirir
“Doğru. Ama bu sözün daha iyi bir akış açısı var… gerçekten derin bir bakış açısı. Tek yapmanız gereken sözlerin yerini değiştirmek: “Büyük sorumluluklar büyük güç getirir.” “Her şeyi iyi tarafından görmek” gibi bir şey iyi gibi görünse de, gerçek şu ki hayat bazen berbattır ve yapabileceğiniz en sağlıklı şey de bunu kabul etmektir. 
Negatif duyguları inkâr etmek daha derin ve daha uzun ömürlü negatif duygulara ve duygusal bozukluğa neden olur. Sürekli pozitif olmak hayatın sorunları için geçerli bir çözüm değil, bir inkâr biçimidir. Doğru değerleri seçerseniz, bu sorunlar size zindelik, kuvvet ve şevk verir. Dedemin zamanına dönersek, kendini çok kötü hissettiğinde şöyle düşünürdü: ‘Bugün berbat bir günümdeyim. Ama n’apalım hayat böyle, ben samanları havalandırmaya devam etmeliyim.’ 
Ama ya şimdi? Şimdi beş dakikalığına bile kendinizi çok kötü hissetseniz son derece mutlu ve harika hayatları varmış gibi sunan insanların 350 fotoğrafıyla bombardıman ediliyorsunuz. Bu durumda hatanın sizde olduğunu hissetmemeniz imkânsız kuşkusuz. 

Değmeyecek şeyleri kafaya takmamak 
Evet, bu çok önemlidir. Dünyayı kurtaracak olan şey budur. Dünyanın bazen berbat olduğunu ama bunun da doğal olduğunu kabul ederek yaşamak gerek. Çünkü her zaman böyleydi ve her zaman da böyle olacak. 
Sosyal medyada her gün milyonlarca kere paylaşılan ‘Nasıl Mutlu Olunur’ tarzı saçmalıklarda yanlış olan ve kimsenin fark etmediği şey şudur: Daha pozitif bir deneyimi arzu etmenin kendisi negatif bir deneyimdir. Ve de tam tersine, insanın negatif deneyimini kabul etmesinin kendisi pozitif bir deneyimdir. 
Bir poker oyunundaki gibi
Pokerde elinde korkunç kâğıtlar olan biri çok güzel eli olan birini yenebilir. Elbette eli güzel olanın kazanma ihtimali daha büyüktür, ama sonunda kazanan her oyuncunun oyun süresinde yaptığı seçimlerle belirlenir. Hayatı da aynı şekilde görüyorum. Hepimize dağıtılmış bir el var. Bazılarının eli daha iyidir. Sadece kâğıtlara bakarak berbat durumda olduğumuzu söylemek kolaysa da, gerçek oyun o kâğıtlarla yapacağımız seçimlere, almaya karar verdiğimiz risklere ve birlikte yaşamayı seçtiğimiz sonuçlara bağlıdır. 
İçinde bulundukları duruma göre sürekli en iyi seçimleri yapanlar tıpkı pokerde olduğu gibi hayatta da öne çıkarlar ve illa da eline en iyi kâğıtlar gelmiş olmaları gerekmez.”
Ülkemizde nasıl düşünmezsiniz?
Trafik kültürü oluşmamış bir ülkeyiz. Rengârenk ışık cıvıltıları (!) saçarak trafiği zorlayan ve siren sesiyle ortayı ayağa kaldıran kara camlı bir araç sağınızdan ensenize çıkarcasına emniyet şeridinde ilerliyorsa,
Sokağın ortasında eşini döverek yerlerde sürükleyen bir adam varsa ve kadın cinayetlerine her gün bir yenisi ekleniyorsa,
Bankamatiklere tuzak kurulup emeklilerin parası gasp ediliyorsa neyi kafanıza takmayacaksınız? Bizde olumsuzluk olmazsa zaten hasta oluruz. Kitabı tanıtırken kendi iç dünyamdaki fırtınalar esmeye başladı. Şimdi sizden müsaade istiyorum, doktora gitmek istiyorum. 

Bu makale 254 defa okunmuştur.
MAKALE YORUMLARI
ANKETİMİZE KATILIN

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

Beğendim
Beğenmedim
Fena Değil

Tüm Anketler
NAMAZ VAKİTLERİ