Bugun...
21-02-2018
CENGİZ BAYSU

CENGİZ BAYSU

Almanya-Irak-Hollanda

2003 yılında Irak’taki savaşa katılmayan ve savaşa karşı olduğunu belirten Almanya’nın Irak’ta iyi bir imajı olduğu ifade edilmiş, bu imajın bölgede kilit rol oynayabileceği vurgulanmıştı. Almanya’nın önceki Dışişleri Bakanı Frank Walter Steinmeier, IŞİD’in yayılma alanının Irak’ın sınırlarını aştığını kaydetmişti.
Bir yandan IŞİD’e karşı tedbirleri görüşen ve terör korkusuyla tedirgin olan Almanya, bir yandan da bu terör örgütüne destek veren ülkeleri uyarmanın bir başka şeklini, “Ürdün ve Suudi Arabistan’ın IŞİD’in hedefinde olduğunu söyleyerek onları da tedirgin etmeyi” tercih etmişti. Alman askeri istihbaratı ise IŞİD elemanlarının Alman ordusuna sızmasından kaygı duymakta ve bu nedenle aşırı İslamcılara karşı alarm durumunu muhafaza etmekteydi.
Almanya’nın Orta Doğu’ya silah satışı
Almanya, halen Orta Doğu’ya askeri yardım malzemesi satışlarını sürdürmektedir. Ürünler arasında saldırı silahları revaçtadır. Önceki yıllarda Suudi Arabistan, Almanya’nın silah ticaretindeki en iyi müşterileri arasındaydı. Şimdiye kadar IŞİD’in elinde Alman markası herhangi bir silahın tespit edilemediğini açıklayan Alman hükümeti, bu nedenle ihracat politikalarını yeniden düzenlemek için bir gerekçe görmediğini belirtmişti.
Geçmiş yıllarda Alman Ekonomi Bakanı, Katar Emirliği’ne Dingo tipi 13 tekerli tank ve Fennek tipi 32 gözleme tankı ihracının onayladığını, Suudi Arabistan’a ise Wissent 2 tipi bir öncü tank ve uzaktan kumandalı 6 silah istasyonu gönderileceğini açıklamıştı. Almanya, CIA’nın Beşar Esad’a karşı Suriyeli isyancıları eğiten Ürdün’e bile silah satışı yaparak nasibini almıştı. 
Alman silah yapımcıları, Kuveyt’e bomba atar, Umman’a makineli tüfek, Birleşik Arap Emirliği’ne havan topu, makineli tüfek ve mermiyle Cezayir’e 4x4 askeri kamyonlar, telsizler ve savaş teçhizatı göndermek üzere sözleşmeler yapmıştı. Alman makamlarının, Beşer Esad karşıtı savaşçıların kriz bölgesine gitmelerini desteklediği de ortaya çıkmıştı. 
PEGİDA-IŞİD 
Ülkelerinin selâmeti için uzaktan tedbir almayı düşünen Alman yetkililer, Avrupa’nın birçok ülkesinde faaliyetlerini sürdüren IŞİD çetesinin en yoğun örgütlendiği ülkeler arasında Almanya’nın bulunduğunu anlamışlardı. IŞİD çetelerinin Almanya ve Avusturya’nın Tirol bölgesini üs olarak kullandığına dair Batı basınında haberler çıkıyordu.
Yıllarca yabancı düşmanlığını yapanları sessizce izleyen ve Türklere hakaret edenleri, evlerini yakanları cezalandırmak yerine kovuşturmaya bile almayan Alman yetkililer, PEGİDA gibi hareketlerin gelişmesine fırsat vermişlerdir.
Avrupa’da merkez üs olarak Almanya’yı kullanan IŞİD’in Avrupa sorumlusu, Suriye ve Rojava’da iki yıl savaşan ve yaralandıktan sonra Almanya’ya gelen bir Alman vatandaşıdır. Çetenin, Almanya’nın Frankfurt, Main ve Düsseldorf gibi şehirlerinde faaliyet yürüttüğü Alman basınının haberleri arasında yer almıştır.

Alman Başbakanının demeçleri
19’uncu yüzyıldan beri Orta Doğu’ya olan ilgisini sürdüren Almanya, 20’nci yüzyılın her iki dünya harbi sonunda da bu bölgeden nasibini alamamıştır. Şimdi ise, Irak, Suriye, Mısır ve Arabistan Yarımadası’ndaki gelişmelere kayıtsız kalamayan Almanya, Irak’ta ortaya çıktıktan sonra Doğu Akdeniz’e uzanan ve Afrika’ya sıçrayan IŞİD örgütlenmesini önlemeye çalışmaktadır.  
Başbakan Angela Merkel, Irak Kürt Bölgesel Yönetimine (IKBY) yapılacak silah yardımına ilişkin, “Ya risk almayıp hiçbir şey göndermeyecek ve terörün yayılmasını kabul edecektik ya da IŞİD’e karşı çaresiz ve cesurca kıt malzemelerle savaşanları destekleyecektik” şeklinde bir demeç vermişti.
Merkel Batı basınında çıkan demecini, “… Alman hükümeti olarak önceliğimiz ilk önce kaçışta olan yüz binlerce kişinin acılarını hafifletmek. Şimdiye kadar Erbil'e 150 ton yardım malzemesi gönderdik. Uzun vadeli çözüm için siyasi çözüm gerekiyor. Ayrıca teröristlerin kendileri için güvenlik alanı oluşturmalarını engellemek için bir şans var” sözleriyle sürdürmüştür.
Kaygı veren gelişmeler
Daha düne kadar katı şekilde sürdürülen İslamofobik davranışlar, alaycı demeç ve karikatürler kaygı vericiydi. Demokrasi havarisi geçinen ve kültürlü, sakin, devlet anlayışı oturmuş diye bildiğimiz İsveç bile Filistin devletini ilk tanıyan ülke olmasına rağmen Filistin bayrağını terör örgütleri bayrakları arasında göstermişti. 
Hollanda Parlamentosu, 2004 yılında sözde Ermeni soykırımından söz etmişti. Ankara Büyükelçisini resmi olarak geri çekerek Türkiye ile diplomatik ilişkilerini askıya alan Hollanda’da parlamentonun alt kanadı, 1915’te yaşananları “Ermeni Soykırımı” olarak tanıdı.
Ayrıca Ermenistan’da 24 Nisan'da düzenlenen “soykırımı anma törenlerine” Hollanda’dan bir bakanın katılması da karara bağlandı. Halen Türk düşmanlığının sürdürüldüğü ve İslamofobinin büyük tehlike olduğu bir gerçek…

Bu makale 310 defa okunmuştur.
MAKALE YORUMLARI
ANKETİMİZE KATILIN

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

Beğendim
Beğenmedim
Fena Değil

Tüm Anketler
NAMAZ VAKİTLERİ