Bugun...
23-08-2017
CENGİZ BAYSU

CENGİZ BAYSU

Barzani, Türkiye ve İran’ı yakınlaştırdı -2-

1639 Kasr-ı şirin Antlaşması’ndan beri dost ve kardeş bir ülke olan İran’la ilişkilerimiz yaklaşık dört asırdan beri gayet düzenli şekilde cereyan etmiştir.
Dünün Pers Devleti
İran’ın kökenini oluşturan Pers devleti ile batıya göçen Türklerin bu coğrafyada kurduğu çeşitli devletlerin ilişkileri İslamiyet'in doğuşu ve yaygınlaşması ile yeniden şekillenmiştir. 10’uncu yüzyılın sonlarında Gazne Müslüman Devleti’nin idaresine geçen İran, 1040 yılında Gaznelileri Dandanakan’da mağlup eden Selçukluların ilerleyişi sonucu ise Türklerin hükümranlığı altına geçmiştir. 13’üncü yüzyılda Moğol istilâsı sonucu İran’daki Türk hâkimiyeti büyük yara almıştır. 
Kasr-ı Şirin’den beri  378 yıllık sınır
378 yıldır değişmeyen Türk-İran sınırı, 1639 yılında imzalanan Kasr-ı Şirin Anlaşması’yla belirlenmiştir. Bu sınır, günümüzün Ortadoğu coğrafyasında sömürgeci devletlerin belirlemediği nadir sınırlardandır.
19’uncu yüzyıldan itibaren bu bölgedeki Rus tehdidinde bir artış başlamıştır. Napolyon’un Rusya’yı güneyden kuşatma girişimi, Türkiye ve İran’ı birbirine yaklaştırmıştır. Türk-İran ilişkilerinde Osmanlı Devleti’nin sona ermesi ve İran’da Pehlevî Hanedanı’nın başa geçmesiyle birlikte yeni bir dönem başlamıştır. 
1921’de Rıza Şah’ın ihtilâli ile başlayan bu yeni dönemde ulus-devlet ve modernite gibi kavramlar öne çıkmış,  İran ve Türkiye arasında daha fazla ortaklık ve sürekli devam edecek yakınlaşma başlamıştır. 1921 yılında Moskova’nın girişimiyle Türkiye, Sovyetler Birliği, Afganistan ve İran arasında ikili anlaşmalar imzalanmıştır. 
Cumhuriyet dönemi 
ve tarihi ziyaret
I.Dünya Savaşı’ndan sonra Osmanlı Devleti’nin sonrasında kurulan Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk yıllarında iki ülke arasındaki sınır uyuşmazlıkları temel sorunlardan biri olmuştur. 1925’te Türkiye’de başlayan Kürt isyanlarıyla da yeni bir sorunun temeli atılmıştır. Kökü 19’uncu yüzyılın sonlarına dayanan Kürt milliyetçiliği, 1925’ten sonraki dönemde Doğu Anadolu’daki Kürt isyanlarının temelini oluşturmuştur.
Avrupa’da güçlenen Nazi Almanyası ile Faşist İtalya’nın yarattığı tehdit karşısında Türkiye, 1934’te Balkan Paktı’na daha sonra da Sadabat Paktı’na girme yoluna gitti. Türkiye, İran ve Irak arasında 2 Ekim 1935’te Cenevre’de imzalanan üçlü anlaşmaya daha sonra Afganistan da katıldı.  Bu anlaşmanın temel olduğu 1937’deki Sadabat Paktı’yla dört devlet, içişlerine müdahaleyi yasaklayan, sınırların dokunulmazlığını garanti eden ve uluslararası anlaşmazlık olursa aralarında karşılıklı görüşmeyi öngören bir belge üzerinde uzlaşmıştır.  II. Dünya Savaşı’nın başlamasıyla Türkiye ve İran arasındaki ilişkiler yine zayıflamış, her iki ülke bölgesel ve uluslararası düzeyde kendi problemleri üzerine yoğunlaşmıştır. 
Soğuk Savaş dönemi
Her iki ülke de Sovyetler Birliği’ne karşı ABD’nin yanında ve Batı Bloku’nda yer almıştır. Ortak Sovyet tehdidine karşı yakınlaşma olsa da Türkiye NATO üyesi olduktan sonra Tahran ile siyasi, askerî ve ekonomik ilişkiler yeterince gelişmemiştir. 
İran Şahı’nın 1949 yılında Türkiye’ye teklif ettiği savunma işbirliği anlaşması, Moskova’nın daha fazla tepkisini çekmemek adına, ayrıca ABD’nin dahil olmadığı bir ortaklık olması nedeniyle Ankara tarafından reddedilmiştir.
Böylesi bir anlaşma ancak 1955’te Britanya öncülüğünde Türkiye, Irak, Pakistan ve İran arasında Bağdat Paktı’nın imzalanmasıyla mümkün olmuştur. Ancak söz konusu anlaşma Sovyet tehdidine karşı Batı’nın beklentilerini karşılayamadı. Türkiye, Batı içerisinde NATO aracılığıyla varlığını kuvvetlendirdiği için, bu pakta askeri açıdan kayda değer bir katkı sağlayamadı.
CENTO’nun kuruluşu
Irak’ın 1958 Devrimi üzerine Bağdat Paktı’ndan ayrılması ve ABD’nin eklenmesiyle dört devlet CENTO (Merkezi Antlaşma Teşkilatı-Central Treaty Organization) adı altında 1979 yılına dek birliktelerini sürdürdüler. 
CENTO’nun üç bölge ülkesi Türkiye, İran ve Pakistan arasındaki ekonomik ve kültürel işbirliğini geliştirmek için 1964 yılında Kalkınma İçin Bölgesel İşbirliği (RCD) adlı örgüt kurulmuştur.  İran ve Türkiye’yi buluşturan bir başka çatı ise 1969 yılında kurulan ve diğerlerine kıyasla daha kapsamlı ve çok yönlü bir örgüt olan İslam Konferansı Örgütü oldu. Örgüt, İslam ülkeleri arasında ekonomik, askeri, kültürel ve siyasal kapsamlı bir işbirliğini gerçekleştirmeyi hedefliyordu.1979 İran İslam Devrimi’ne kadar Türkiye ve İran, İslam Konferansı Örgütü’nün içinde yakın ilişkilerde bulundular. Ancak devrim sonrası dönemde iki ülke örgüt içerisinde karşı karşıya geldi. Araştırmalarım ve basın haberleri üzerinde yaptığım incelemelerim bu bilgilerin ortaya çıkmasına neden oldu.      
             (Devam edecek)   

 

Bu makale 676 defa okunmuştur.
MAKALE YORUMLARI
ANKETİMİZE KATILIN

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

Beğendim
Beğenmedim
Fena Değil

Tüm Anketler
NAMAZ VAKİTLERİ