Bugun...
28-12-2017
CENGİZ BAYSU

CENGİZ BAYSU

Bazı tespitler -II -

Antisemitizm
    SSCB’de Antisemitizm, 1948 yılında “köksüz kozmopolit”lere karşı yürütülen ve çok sayıda Yiddiş dilinde yazan şair, yazar, ressam ve heykeltraşın öldürüldüğü kampanya sırasında daha da büyük boyutlara ulaşmış, bunu “Doktorlar Komplosu”  takip etmiştir. Polonya’da, benzer Yahudi karşıtı propaganda Polonyalı Yahudilerin ülkeden kaçmasıyla sonuçlanmıştır. Savaşın ardından, Avrupa’daki antisemitik olaylar arasında komünist Polonya’daki “Kielce pogromu”   ve “1968 Çekoslovakya’nın işgali”  olayları vardı. 

Devamlı talimat
    Putin, hukuk eğitimi görmüş olmasına rağmen hukukun üstünlüğüne değil, oligarşik yapının önderliğine inanmaktadır. Holodomor  gibi bir belâyı Putin’in bilmemesi mümkün değildir. 
    Duma’nın 1995 yılından bu yana her 10 yılda bir tek yanlı Ermeni iddialarını destekleyen siyasî açıklamalar yapma alışkanlığı malumdur. Bu geleneği bozmayan Duma, 24 Nisan 2015 günü eski kararları doğrultusunda yeni bir açıklama daha yapmıştır. Onlar için sıradan veya “devamlı talimat” halini almış bir görevdir.
    Dolayısıyla Putin, Kırım’ın ilhakı  konusunda kararlılıkla karşısına dikilen Türkiye’ye ders vermek düşüncesiyle ve Ermeni diasporasının dürtmesiyle hoş olmayan bir demeç vermiş olabilir. Diğer yandan da Batı’dan tamamen kopmadığını göstermek ve Duma’nın hışmına uğramamak için devamlı talimatın bir maddesini uygulamış ve -belki de ağzından kaçırdı- 1915 Tehcirini soykırım olarak telâffuz etmiş olabilir.

Devlet terörü
    Rusya’nın emperyalist emeller peşinde koştuğu inkâr edilemeyecek bir gerçektir. ABD’ye karşı dünya egemenliğinde söz sahibi olduğunu hissettirmek istemektedir. Küba Krizi’nin yaşanmasında, Afganistan’ın işgalinde, Gürcistan’nın Batı’ya yönelmesinde, Mısır ve Suriye’nin desteklenmesinde, PKK’ya Moskova’da büro açtırmasında (halen kapatılmamıştır), BM’de veto hakkını insanlık için değil kendi emelleri uğruna kullanmasında bu tavrını hep ortaya koymuştur.
    Rusya federasyonu, Ukrayna’yı Avrupa’ya kaptırmamak için dünya kamuoyunun gözleri önünde yine yüzlerce insanın kanına girmiştir. Ukrayna’nın Rus yanlısı olan oligarkları, Batı yanlısı olanlara iktidarı kaptırmak istememişlerdir. Rus baskısından kurtulmak isteyen Ukrayna, Batı camiasına dahil olmak istemiş; ancak kendisinin AB’ye girmesinin iyi olup olmayacağını değil, bugünün Avrupa’sının Ukraynalıların özlemlerini karşılayıp karşılayamayacağını düşünmüştür. Bu tereddüt, sürecin uzamasına ve Rusya’nın mevcut durumdan istifade ederek müdahalesine neden olmuştur.  
    Oysa Rusya’nın kontrol altında yürüttüğü bir tür etnik köktencilik ile liberal kapitalizm karışımı çabalar, bugün ancak Rusya veya Macaristan kadar Ukrayna’yı Avrupalı yapabilir.    Rusya da uluslararası hukuku çoğu kez göz ardı etmiş ve zayıf devletlerin üzerine çullanmıştır. Terörün her türlüsüne karşı çıkmak gerektiğini söyleyen Putin’e sormak gerekir: Bunlara da devlet terörü demek doğru değil mi?
 
   Gerek Astana’daki gerekse Soçi’de görüşmelerde terör örgütü temsilcilerinin de toplantılarda bulunmasını Putin istemiştir. Üstelik bu görüşmelere ABD’den bir temsilcinin bile çağırılmamış olması çok vahimdir. Orta Doğu’da kara ve hava unsurlarını konuşlandırarak yeni havaalanları bile yapmış ve pek de gidici olmayan bir ABD söz konusuyken onu görüşmelerin dışında tutmak da ne kadar sağlıklı ve barışa hizmet eder nitelikte görülebilir?  

Bu makale 327 defa okunmuştur.
MAKALE YORUMLARI
ANKETİMİZE KATILIN

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

Beğendim
Beğenmedim
Fena Değil

Tüm Anketler
NAMAZ VAKİTLERİ