Bugun...
29-06-2018
CENGİZ BAYSU

CENGİZ BAYSU

Bilimin seyir defteri

    Yazı birdenbire ortaya çıkmamış. İnsanlar önce mağara duvarlarına, kaya ve taşlara yaşadıkları olayları anlatan resimler yapmışlar. Bu resimler bir olayı anlatsalar da yazı niteliği taşımaktan uzakmış. Zamanla bu resimlerin gelişmesiyle ideografik yazı şekli ortaya çıktı. Yani olaylar yine resimlerle belirtiliyor ancak resimler, kendisini değil de anlamını tanımlıyormuş. Örneğin; bir kuş resmi kuştan ziyade “uçmak” eylemini anlatmak için kullanılıyormuş.  
    Rakamların icadının ve basit bir toplama işlemiyle başlayan matematiğin bugün geldiği seviyeye bakın. Girmediği, el atmadığı saha yok ikisinin de...
Sayfaları karıştırınca
    Bilimin seyir defteri sayfalarını karıştırmak bazen hoş vakit geçirmemi sağlıyor. Öklid’den itibaren matematikçilerin yaşantıları hep ilgimi çekmiştir. Öklid, M.Ö. 500-300 arası döneme ait Yunan matematiği hakkında bilgiler vermiş. Kendi hazırladığı eserine “genel fikirler”in bir listesiyle başlamış. Aksiyom adını verdiği ilk beş ifadesi şöyle:
    Aynı şeye eşit olan şeyler birbirine eşittir.
    Eşit miktarlardaki değerlere eşit miktarlarda değerler eklenirse elde edilenler de eşit olur.
    Eşit miktarlardan eşit miktarlar çıkarılırsa geriye kalanlar da eşittir.
    Birbirine çakışan şeyler eşittir.
    Bütün parçadan büyüktür.    Siz bunlardan başka çıkarsamalar da yapabilirsiniz. 
Kitap IX’da ise kısaca şu ifadelere yer vermiş Öklid:
    Çift sayıdan tek sayı çıkarıldığında tek sayı elde edilir
    Tek sayıdan çift sayı çıkarıldığında tek sayı elde edilir.
Diyojen, Atina’da bir gün okula girmiş. Öğrenciden fazla heykel görünce öğretmene dönerek:
     ---Ohhoo, Tanrıları da sayarsak epey öğrenciniz var." demiş… 
İlk çağ kale savunmasında mancınık
    Arşimed, ilk çağların en büyük matematikçisi, mühendisi ve fizikçisidir. Sicilya’nın doğu sahillerinde güçlü Yunan kolonisi Sirakuza’da M.Ö. 287 yılında doğmuş. İskenderiye’deki öğrencilik dönemi hariç yaşamının büyük kısmını doğduğu kentte geçirmiş.
    Akdeniz üzerinde oyuncak gemilere benzer bir gemi bulutu, müstahkem Sirakuza kentine doğru yaklaşırken genç asker, 
    ---Efendimiz, Roma gemileri yaklaşıyorlar! Kısa süre sonra üzerimize gelecekler. Romalıların güçlü kılıçlarından bizi sadece tanrılar koruyabilir, demiş.
Kral Hieron, nefes nefese olan genç askere dik dik baktıktan sonra denize doğru dönmüş ve, 
    ---Şimdi emir vermeyeceğim. Bekleyeceğiz… demiş sükûnetle.
    Sonra aniden emir veren Kral Hieron, askerlerini heyecana getirmiş. Havada kocaman kocaman taşlar uçuşuyor, mancınık denen acayip ve biçimsiz makineler kaya parçalarını ve kurşun blokları düşmanın üzerine atıyormuş. Robot gibi demirden çengeller kale duvarlarının öbür tarafına uzanıyor, kavisli gemi başlarını yakaladıktan sonra onları denizin derinliklerine gönderiyormuş. Kral, yanındaki genç askere mancınıklardan birinin başında duran yaşlı adamı işaret ederek;
    ---Bizim kurtarıcımız var. Asil Arşimed! Bir kez daha Sirakuza’nın gurur kaynağı olduğunu ispat ettin,  demiş. 
    Böyle gelişme göstermiş kale savunması, Roma’nın güçlü ordusu karşısında… Küçücük Sirakuza zaferini Arşimed ile kutlamış Kral Hieron ve onu taltif etmiş.
9’uncu ve 16’ncı yüzyıllara arasında Türk bilimadamları
    İstanbul İslam Bilim ve Teknoloji Tarihi Müzesi, Gülhane Parkı içindeki Has Ahırlar Binası’nda, 25 Mayıs 2008 günü hizmete girmiştir. Müzede, TÜBA (Türk Bilimadamları) onursal üyelerinden ve Frankfurt Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Fuat Sezgin tarafından hazırlanan, 9 ila 16’ıncı yüzyıl arasında Müslüman bilginler tarafından icat edilmiş çeşitli bilim ve teknoloji aletleri sergilenmektedir.
    Müzenin bir benzerinin Frankfurt Üniversitesi Arap-İslam Bilimler Tarihi Enstitüsü’nde bulunduğu belirtilmektedir. Türkler kendi dönemlerinden önce bulunan mekanik sistemleri hız, ağırlık, mesafe ve yükseliş açılarının hesaba katılmasını gerektiren başka sistemlere dönüştürmüşler.
1.Okun kullanılmasında prensip daha uzağa atılabilmesini sağlamaktır. Bunun için gergili düzenekler ve aynı anda birkaç oku atabilecek sistemler geliştirmişler,
2.Mancınık atışlarında farklı ağırlıkta iki güllenin (veya taşın) fırlatma kolu üzerinde değişik mesafelere yerleştirilmesiyle farklı yükseliş ve atma mesafesi elde etmişler,
3.Su dolaplarıyla yüksek rakımlı yerlere su çıkarmayı sağlamış, sonradan su terazilerini bulmuşlar,
4.Camın işlenmesini sağlayan atölyeleri geliştirmişler,
5.Isı sistemleri daha yaygın hale getirmişler.
Bir başka örnek: Yel değirmenleri
    Yel değirmenleri, su değirmenlerinden yaklaşık bin yıl kadar sonra geliştirilmiştir. Haçlı Seferleri’nden dönenler yel değirmenlerine ilişkin bilgiyi Avrupa’ya aktarmışlar. İslam kaynaklarında 9’uncu yüzyıldan itibaren yel değirmenlerinden bahsedilirken Avrupa’da 12’nci yüzyıldan beri yel değirmenlerinden söz edilmeye başlanmış. Buna göre Batı, rüzgâr gücünden yararlanmada Doğu’dan etkilenmiştir.
    Utrecht piskoposu, 1341 yılında bütün eyalet rüzgârının kendisine ait olduğunu ve yel değirmeni kurmak isteyen herkesin kendisinden izin alması ve vergisini vermesi gerektiğini duyurmuş.  Bu gözü doymaz piskoposa günümüzde ne söylenmesi gerekir bilmiyorum; ama bir medeniyetin mensupları ürettiğini, bulduğunu veya geliştirdiğini paylaşırken bir başka medeniyetin mensubu hem de din adamı kendi halkına bile abuk sabuk vergiler koymuş.
İyi ki günümüzde böyleleri yok! 

Bu makale 188 defa okunmuştur.
MAKALE YORUMLARI
ANKETİMİZE KATILIN

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

Beğendim
Beğenmedim
Fena Değil

Tüm Anketler
NAMAZ VAKİTLERİ