Bugun...
15-11-2017
CENGİZ BAYSU

CENGİZ BAYSU

Bölünme tedbirleri

Kafa karıştıran sorular üretmek, olayların biri çözülmeden diğerini sahneye koymak, kurumlar arasında güvensizlik yaratmak gibi birlik ve bütünlüğümüze zarar veren eylemler, toplumumuzu çökertmek için yetti de arttı bile.
Daha önceki yazılarımda da belirtmiştim. ‘Kürt açılımı’ adıyla ortaya konan, ‘demokrasi açılımı’na dönüşen daha sonra da ‘milli birlik projesi’ olarak adlandırılan paket, önce siyasiler arasında ‘ayrılığa açılım’a dönüşmüş, Kürt fanatikleri ve terör yanlıları tarafından ‘kavgaya açılım’ şeklinde algılanmıştı.
Batılı dostlarımız da bize bu çalkantılı dönemde yol ve yön veriyorlar, hendek savaşlarında orantısız güç kullandığımız suçlamasını yönelterek kınıyorlardı. Bununla da kalsa iyi, bir de NATO ülkesi olmamız dolayısıyla silah ve teknik donanım yardımını kısıtlıyorlardı. 

Ne yaptığımızı düşünürken
O halde bir şeyler baştan mı yanlış yapıldı yoksa sonunda taviz mi verildi diye düşünmemiz gerekiyordu. Baştan yapılanları tahlil etmiştik. Bazı yerlerde hatalarımız olmuştu. İktidar ve muhalefetin bir araya gelip görüşememeleri ve sürekli olarak didişmeleri kopukluğun ana faktörüydü.
Bu sürecin devam etmesini otorite boşluğu sanan Güneydoğu Anadolu bölgemizdeki bazı yerel yöneticilerin tehditkâr konuşmaları şüpheleri karamsarlığa çevirecek kadar etkili oluyordu. Hiç sorun değildi… 
Su testisinin nerede kırılacağı bellidir. Bütün mesele bu kırılma zamanının mümkün olduğunca öne çekilmesidir. Başlangıçta söylemeye çalıştığım barış, kardeşlik, dostluk nutukları, dün ortaya çıkmış söylemler değil ki… PKK, her sıkıştığında bu evrensel kavramlara el atmış, toparlanmasını tamamlayınca da vurmuştur.  Bu aldatma taktiklerini, 15 yıl öncesinden beri dile getirmeye çalışıyorum.

Kaynaklar ve yayılma alanları
PKK terör örgütü, özellikle son bir iki yıl içinde Barzanî destekli ABD ittirmeli motoruyla tehdit, şantaj ve gaspla mali kaynaklarını genişletmiştir. Kendi teşkilâtlanmasını Kürt milliyetçiliği olgusu ve Güneydoğu Anadolu bölgesinin geri kalmışlığı üzerine bina eden PKK, eroin satışı, silah kaçakçılığı ve insan ticaretiyle para kazanmaktadır. Emniyet güçlerimiz her gün yaptığı operasyonlarla bunları gözler önüne sermektedir.
Kandil merkezli oluşum, etnik grupların provake edilmesiyle, mezhep ve tarikat ağırlıklı görüşlerin pohpohlanmasıyla, Anayasamız ile çelişen alt ve üst kimlik söylemlerinin sık sık tekrarlanmasıyla cesaret bulmuştur.
Terör örgütü, PEJAK koluyla İran topraklarında, PYD adıyla Suriye topraklarında filizlenmiştir. Türkiye, toparlandığı ve düze çıkmak üzere olduğu her dönemde böyle saldırılara maruz kalmıştır. 
İç siyasetteki dalgalı iniş çıkışlar, tutarsız söylemler, ne oldum delisi olmalar, bu güzel ülkeye tatsızlıklar yaşatmıştır. Terör konusunda Batı, Türkiye’nin yanında duruyor gibi yapsa da karşısında olduğunu her fırsatta ortaya koymaktadır.

Avrupa’dan kesintisiz destek 
Otuz yıldan beri içinden çıkamadığımız terör olayını çözmek için bazen Avrupalı “akil adamlar” grubu ülkemize gelmiş bazen de bizim akil adamlar görüşlerini ortaya koymuştur. ABD’li yetkililer Kandil’deki terörist elebaşılarını uyuşturucu trafiğini yönetmekle suçlamışlardı. Batılı dostlarımız (!), bize de destek sağladılar.  
Öylesine bir girdaba düştük ki, Batı, tam zamanıdır deyip yanımızda bitti. Okyanus ötesindeki abi, terörün kendi kıtasına sıçramaması için Asya’da ve Ortadoğu’da savaşlara girişti, iktidarları devirdi. 
Avrupa kıtasındakiler ise “Arap baharı”nın ortaya çıkışıyla birlikte kendilerine pastadan dilim kapmaya çalıştılar. NATO ittifakını öne sürerek İran’a karşı koruma sağlamak amacıyla bize “füze şemsiyesi”ni dayattılar.

Sonuç 
Bu çalkantılı dönemde referandumlara tanık olduk. Barzanî, Kürt Yönetimi bölgesinde referandum düzenledi. Talebin yüksek olduğuna güvenerek ayağa kalktı. Türkiye’nin ağır baskıları ve küresel platformlarda konuyu etkin şekilde dile getirmesi üzerine kararını uygulamaktan vaz geçti.
İnsan haklarını çok savunan Avrupa ise Katalan referandumuna çok ilgisiz kaldı ve tanımadı. Eğer tanınma olsaydı Barzani’nin tutunacağı bir dal olacak ve yeniden ayağa kalkacaktı; ama olmadı…
Dostlarımız!
Bu sıkıntılarla meşgul olduğumuz dönemlerde bizim için zahmetlere girdiniz (!). Biz kendi sorunlarımızı çözeriz. Eğer isterseniz, IRA, ETA ve Korsika sorunlarının çözümü için Türkiye’den “akil adamlar” ülkenize gönderebiliriz. 
Fikirlerini belirtmek isteseler onları dinler ve yardımcı olur musunuz? Almanya’nın bütünleştiği bir Avrupa’da elbirliğiyle Yugoslavya’nın bölünmesini sağladınız. Bölünmenin eşiğine gelmiş olan Belçika’yı parçalanmaktan kurtarmayı da düşünüyor musunuz? 

Bu makale 300 defa okunmuştur.
MAKALE YORUMLARI
ANKETİMİZE KATILIN

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

Beğendim
Beğenmedim
Fena Değil

Tüm Anketler
NAMAZ VAKİTLERİ