Bugun...
01-01-2018
CENGİZ BAYSU

CENGİZ BAYSU

Bulgaristan Türkleri (I)

Bulgaristan, dün karşımızda olan Varşova Paktı’nın sadık üyesi, bugün henüz giremediğimiz AB’nin yük oluşturan mensubu… Aslında dün yoksuldu, bugün de Birlik üyesi olmakla birlikte yine yoksul… Dün Osmanlı İmparatorluğu’nun Avrupa’ya yaptığı savaşlarda ilerleme mihveri idi, neredeyse son bir buçuk yüzyıl içinde göçlerin koridoru oldu… 

1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı  
24 Nisan 1877’de başlayan savaş, 31 Ocak 1878 tarihinde imzalanan Edirne Mütarekesi’yle sona ermiş, 3 Mart 1878’de Ayastefanos Antlaşması imzalanarak barış dönemine girilmiştir. 93 Harbi olarak da adlandırılan bu savaş hem Balkanlarda hem de Kafkaslarda acımasız yüzünü göstermiş,  Kafkaslar, Balkanlar, Rumeli ve özellikle Bulgaristan’dan bir milyona yakın Türk zor şartlarda Türkiye’ye göç etmiştir. 
Bu sebepten Balkanlar ve Rumeli’nin bazı bölgelerinde hiç Türk kalmadığı gibi pek çok yerde de azınlık durumuna düşmüştür. Bunun yanında Bulgaristan’daki binlerce Türk’ün geride bıraktığı mal ve mülk de Bulgarlarca yağma edilmiştir.
Bulgar ve Rus tarihçileri bu büyük gasp olayını pek açığa vurmamışlarsa da 1953’ten itibaren konuyu “toprak ihtilâli” şeklinde telâffuz ederek gündeme getirmişlerdir. 1880 yılında Bulgar Prensliği yetkilileriyle gasp edilen Türk topraklarının akıbetini görüşmeye gönderilen Osmanlı yetkilisi, 93 Muhacirlerine ait binlerce tapu senedini de yanında götürmesine rağmen sonuç alamadan dönmüştür. Ayrıca Bulgaristan’daki Türk emlâkının bedeli de Bulgarlardan alınamamıştır.

Osmanlı Devleti’nin toprak kaybı
Ayastefanos Antlaşması’ndan sonra Batılıların da dahil olduğu Berlin Kongresi, Osmanlı Devleti’ni parçalanma ve dağılma sürecine götürmüş ve devletin 287.510 km² toprak kaybına neden olmuştur.
Osmanlı Devleti’nin Balkan topraklarına yerleşmek isteyen Rusya, Avusturya ile çetin bir egemenlik mücadelesini başlatmıştır. Bu mücadele aynı zamanda I. Dünya Savaşı’nın da neden teşkil edecek; ancak Osmanlı Devleti ile Avusturya-Macaristan İmparatorluğu’nu ve Çarlık Rusyası’nı tarihten silecektir.

1879-1880 Göçü
Anlaşma sonrasında Rus ordusu İstanbul’u terk etmiş, 1879 yazında Bulgaristan’dan da çekilmeye başlamıştır. Bu çekilmeyle bir kısım Türkler yerlerine dönmeye çalışsa da Bulgar yönetimi Türklere yönelik terör faaliyetine yeniden hız vermiş ve Türklerin can ve mal güvenliğini sağlamak gerekçesiyle Türk bölgelerinde sıkıyönetim ilan etmiştir.
Türklerin silahları toplanmış, geceleri sokağa çıkma yasağı getirilmiştir. Bulgar çeteleri ise yeniden köylere saldırmaya, yağmalamaya ve çocuk, kadın, yaşlı demeden öldürmeye başlayınca Bulgaristan’dan Türkiye’ye göç hareketi hız kazanmıştır.

1884 Göçü
Rusya’nın Bulgaristan’a duyduğu ilgi kadar Batılılar da Balkanlara ilgi göstermişlerdir. Özellikle Fransızlar, Balkanlarda Türklerin var olmasını tercih etmişler, Rus yayılmacılığına karşı Türkleri ve dolayısıyla Osmanlı devletini tampon olarak görmüşlerdir.
Sofya’da görev yapan Fransız Temsilcisi ülkesine gönderdiği 3 Nisan 1884 günkü raporunda Türk göçlerinden şöyle bahseder: “… Tuna Nehri’nden Balkan sıradağlarına, Balkanlardan Sofya’ya kadar toprak bereketli; ama işlenmiş değildir. Müslümanların göçü, Bulgaristan’ı 600 binden fazla işgücünden mahrum bırakmıştır...”

1893-1902 Göçü
Bu yıllar içinde durgun da olsa göçler devam etmiştir. Her yıl yaklaşık ortalama yedi bin kadar göçmen gelmiştir. Bulgar resmi istatistikleri 1893-1902 yılları arasındaki göç rakamını 70.603 olarak vermektedir.

1912-1913 Balkan Harbi göçü
Osmanlı Devleti, Balkan Savaşları sonunda 33 vilayet ve 158 ilçesini kaybetmiştir. Balkan Savaşları Üç Büyük İmparatorluğu da Rumeli sahnesinden silmiştir (Osmanlı, Avusturya-Macaristan ve Rusya)
Harpten önce Yunan idaresine giren Trakya-Makedonya ve Epir’den 200 binden fazla Türk göçmen gelmiştir. Aslında göçler 1683, 1699, 1878 ve 1905 tarihlerini de kapsayarak kademeli şekilde Osmanlı sınırında kalan Rumeli topraklarına doğru devam ediyordu. 
Anap adlı Macar gazetesinin 7 Şubat 1913 tarihli sayısında Makedonya’da 60 bin Arnavut, 40 bin Türk kılıçtan geçirilmiş, Doğu Trakya’da ise en az bu kadar Türk katledilmiştir. Buna göre sadece 200 bin Müslüman Türk’ün Bulgarlar tarafından öldürüldüğü tahmin edilmektedir. 
Burada çok ilginç olan husus harpten sonra daha doğrusu I. Dünya Harbi yıllarında ortaya çıkmıştır. Edirne Müdafii Şükrü Paşa’nın Ruzname veya Harp Ceridesi’nin Bulgar Milli Kütüphanesi’nde bulunduğu ve satılacağı söylentilerinin ortaya çıkmış olmasıdır. 
Devam Edecek

Bu makale 368 defa okunmuştur.
MAKALE YORUMLARI
ANKETİMİZE KATILIN

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

Beğendim
Beğenmedim
Fena Değil

Tüm Anketler
NAMAZ VAKİTLERİ