Bugun...
28-02-2018
CENGİZ BAYSU

CENGİZ BAYSU

Çalakalem bir yazı

Katar
Katar, Suudi Arabistan Yarımadası’nın doğusunda küçük bir yarımadanın üzerindedir. Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve Bahreyn tarafından çevrelenmiştir. Osmanlı Devleti’nin hükümranlığına girdiği 16’ncı yüzyılın ikinci yarısından itibaren Osmanlı yönetimine girmiştir. 19’uncu yüzyıl sonlarına kadar işgal, kuşatma ve kriz yaşamamıştır. 
17’nci yüzyıldan itibaren bölge İngiliz kontrolü altına girince çirkeflik ve şirret de başlamış. 29 Temmuz 1913’te Londra’da imzalanan antlaşmanın ilgili maddesinde Osmanlı Devleti Katar Yarımadası üzerindeki bütün taleplerinden feragat etmiştir. 
Bölgenin Şeyh Câsim bin Sânî ailesi tarafından yönetilmesi hususunda anlaşmaya varılmıştır. Bundan sonra bölgede Osmanlı askerleri bir müddet daha kaldılar. Birinci Dünya Savaşı'yla birlikte bölgedeki Osmanlı hâkimiyeti sona erdi.

Haccın yasaklanması
Türkiye’nin çok sıkıntılı ve darboğazda olduğu yıllardı. Hacca her gidilmemesi, dövizin dışarıya akmamasını bile öngörenler olmuş; ama büyük tepki çekmişlerdi.
Katar Krizi nedeniyle Suudi Arabistan yönetimi Katar vatandaşlarına Haccı yasaklıyor, bizim ülkemizden ve Arap âleminden ses çıkmıyordu.

Hayrettin’in anlatımı
Sevgili Hayrettin ile hafta sonunda buluştuk. Telefona her zaman mesafeli olan Hayrettin’e beni çok sık aradığını ve bu kadar aramamasını söyledim kinayeli bir gülüşle…

    --- Bir şey söyleyeyim mi? dedi. Biliyorsunuz, bu soy arama sitesi kurulduğundan beri çok sayıda arayan var siteyi… Dedesini aramayan onun ziyaretine gitmeyen adamlar, şimdi dedesinin dedesini merak ediyor.

Eh Hayrettin, durursun durursun hep 12’den vurursun. Bravo sana!

Askere gitmek isteyen ikiyüzlü
Askerliğe soğuk baktığını ve askerlik yapmadığını bildiği bir genç ona askerlik şubesine gittiğini ve Afrin’e gitmek istemesine rağmen askerlik dilekçesini kabul etmediklerini anlatmış. Hayrettin de askerlik kanunlarının belli olduğunu ve genci almalarının mümkün olmadığını söylemiş. Ama eğer istiyorsa korucu olmak için müracaat edebileceğini söyleyince,

    --- Onların çoğu Kürt, korkarım, demiş.

Trafik cezası 
1990 yılında Diyarbakır’dan Ankara’ya tayinimiz çıkmıştı.  Eşyalarımızı kamyona yüklemiş, önceden göndermiştik.  Biz de özel arabamızı itina ile hazırlamış yola koyulmuştuk.  Pozantı yakınlarında önümüzde beliren bir kamyon, vapur bacası gibi duman salıyordu üzerimize.  
Gidiş geliş şeritli yolda sollamak risk olmasına rağmen bir fırsatını bularak öne geçtim.  Tepede polis çevirdi, evrak istedi.  Yaptığımın hata olduğunu ve ceza yazacağını belirtti.  O riskli sollamadan korkmuş olacak ki, eşim hemen polise “Lütfen ceza yazın efendim, ben de söyledim dinlemedi” dedi.  
Ben, babacan görünüşlü polise cezayı ödemek için hazırlık yaparken polis de eşimi onore etmiş ve ehliyetimi geri vermişti.  Espri olsun diye “Hanım sen benden aylık harcamanı almış mıydın?” dedim. Mırıldandığı mısralar,

      “Her daim bulursun kesinti yapacak ahvali,
     Yeter padişahım, kalmadı zulmedecek ahali”, idi.

Benim kadar kitap okumasa da okuduğu kitaplardan bana sataşma sağlayabilecek sözcük ve tümceleri bulup çıkaran eşimle ilgili bu anlatımları yazdım.  Erkekler, kurnazlık yapmaya çalışsa bile benim gibi yüzüne gözüne bulaştıranları da olabiliyor.  
Kendimi hep yasalara saygılı bir kişi olarak görürdüm.  Trafik polisinin çevirmesiyle yine eşim gibi benden bir adım ötede bulunan kişiler olduğunu öğrendim. Aslında Türk insanının hazırcevaplılığı da edebiyatımıza bir yerde katkı sağlıyor. 

Bu makale 375 defa okunmuştur.
MAKALE YORUMLARI
ANKETİMİZE KATILIN

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

Beğendim
Beğenmedim
Fena Değil

Tüm Anketler
NAMAZ VAKİTLERİ