Bugun...
23-05-2018
CENGİZ BAYSU

CENGİZ BAYSU

Çare aranıyor

Fransa ve Almanya’daki terörist faaliyetler
Fransa, terörizmin kucağına düşmüştür. Paris sokakları her gün bir olaya gebedir. Fransız yasaları terörü önlemekte yetersiz kalmıştır. Fransa ve Almanya’da bıçaklı saldırılar, Türklerin evlerini yakmalar ve kamyonla insanların arasına dalmalar sık görülür hale gelmiştir.
*.                         *.                            *
Fransa ve Almanya kendilerine dönük olmayan her türlü teröre müsamahalı davranmaktadır. Kendilerine yönelik şiddet olaylarını ise İslam/İslamcı/Müslüman terörist başlığı altında toplamak suretiyle Türkiye'nin AB ye girişini zorlaştırmak şeklinde bahaneler üretmektedir.
*.                         *.                            *
“Üst akıl”ı teşkil eden dış mihraklar, kafaya taktıkları ülkeye karşı tahripkâr sistemi kurmuşlardır… Çizdikleri senaryoyu oynayacak piyonları bulmakta zorlanmıyorlar. Bazen para vaadiyle, bazen mevki ve imkân vaat ederek, bazen de tehdit ve şantajla kişileri kendi saflarına çekiyor, gençleri avuçlarının içine alıyorlar. 
Bundan sonra ele geçirdikleri kişileri kötü emellerine uygun yerlere yerleştirme, çalıştırma ve yönlendirmeye başlıyorlar. 
Askeri okullarla ilgili
Burada Kuleli Askeri Lisesi ve Harp Okullarıyla ilgili konuya temas etmeden geçemeyeceğim. Bir emekli subay olarak Kuleli Askeri Lisesi ve Kara Harp Okulu’nda okudum. Hepimiz çocukluk ve gençlik yıllarımızda vatan sevgisiyle dopdolu olmayı, silah arkadaşlığının kardeşten öte olduğunu hissetmeyi ve edilen yemine sadık kalmayı bu okullarda öğrendik. 
Eski öğretmen ve komutanlara saygılı ve nazik olmak, özel günlerde onları aramak -mümkünse ziyaret etmek-, milletin her ferdini sevmek ve asla yalan söylememek (İsterseniz söyleyin, yalanınız açığa çıktığında ceza alacağınız kaçınılmazdır), hepimizin bugün bile tavizsiz sürdürdüğü kazanımlar arasındadır. Harp Okulu yıllarımızda Harbiye Marşı’nı söylerken bütün vücudumuzun heyecan içinde kaldığını bilirdik. 
Öğrenimlerine son verilenler
Ve dolayısıyla bugün öğrenimlerine son verilen Kuleli öğrencileri ve Harbiyelilerin üzüntülü ruh hallerini anlayabilmek, bizler için hiç de zor değildir. Gitti o gencecik çocukların gençlikleri, hayalleri, ümit ve beklentileri... Hepsine FETÖ’cü gözüyle bakabilir miyiz?
Kimdir bu çocukları kötü emellerine alet edenler? Önceki yıllarda ve aylarda atılanların anlattıklarını dinledikçe gerçekten ağır ve zor olan Harbiye eğitimiyle ilgisi olmayan bir meşgale yaşamış olmalarını, hele hele ahlaksızlık ve fuhuş gibi birtakım yakıştırmalarla karalanan kız ve erkek öğrencilerin okuldan uzaklaştırılmalarını içime hiç sindiremedim. 
Dönemin okul, alay ve tabur komutanları, öğretim başkanları kimlerdir? Nasıl böyle şeyler yaparlar? Komuta kademesine kadar uzanan bir mekanizma varken bu okullar hiç mi denetleme görmedi? Herkes suçu birbirinin üzerine atmıştı. 
“Efendim kimi kime şikâyet edeceksiniz? Herkes onların adamı zaten” diyordu. Bu kolaycı yöntem, oldukça da yaygınlaşmıştı.
Söz konusu olan vatansa 
Vatan sevgisi doğruları görüp söylemektir. Terfi beklentisi içinde olan insanlar, konuyu bilse de rütbe, mevki, makam kaybetme endişesiyle üst makamlara duyurmamış, duyurulmasını da istememişlerdir. 
Peki, ey oportünistler, bir basın açıklaması yaparak istifa etmeyi neden düşünmediniz?  Şimdi daha mı iyi oldu? Yüce Atatürk’ün “Söz konusu olan vatansa gerisi teferruattır” sözünü hiç mi hatırlamadınız? 
Üzüldüğüm bir diğer konu da askeri liselerde görev yapan müstahdem (yemekhane, koğuş görevlileri, lostra, çamaşırhane, banyo sorumluları, terziler ve berberler) ve idari işlerde çalışan sivil memurların (sekreterler, not kayıt memurları) işlerine son verilmiş olmasıdır.
Bizler, 1972 yılında Kuleli’den mezun olduktan sonra o vefalı insanları hep aramışızdır. Orta yaşta, olanları vardı, yaşlanmış emekliliği gelmiş olanları vardı. Hayatını kaybetmiş olanlara rahmetler diliyor, hayatta olanlara sağlıklar diliyorum.  Bu insanların da bizlerin üzerinde çok hakları vardır. Bazen en üzüntülü zamanlarımızı onlarla paylaştığımız olurdu. 
Zamanında kalkamayıp yatağını düzgün yapamayan öğrenci, koğuş görevlisine yatağını düzeltmesini rica ettiği zaman gözü arkada kalmazdı. Evet, onlar asker değildi, sivil kişilerdi; ama her birisi şefkat meleğiydi. Her üç Kuvvet’e ait kültürde onların da payı ve katkıları vardır... İnanıyorum ki, şimdi o insanlar da büyük üzüntü duyuyorlardır.
Tesisleri kapatmak
Bir tesisi ortadan kaldırmak o kadar kolay olmuyor. Hatıralar, hisler ve bir parçasını oluşturduğu ana kültür hep etkileniyor. Şimdi böyle bir yerde bu yoksul milletin imkânlarıyla çağının modern eğitim ve öğretim tekniği ve imkânlarıyla yetişmiş bir insanın bu ruhu kaybetmiş olmasından söz edilebilir mi? 
Kutsal yuva Kuleli’de görev yapan caniler! Kendi milletinizin fertlerine nasıl kurşun sıkabildiniz? Bu konuda kızgınlığım dinmedi, heyecanımı da yenemiyorum. Okulun önünden her geçtiğimde içim titriyor.

 

Bu makale 190 defa okunmuştur.
MAKALE YORUMLARI
ANKETİMİZE KATILIN

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

Beğendim
Beğenmedim
Fena Değil

Tüm Anketler
NAMAZ VAKİTLERİ