Bugun...
04-01-2018
CENGİZ BAYSU

CENGİZ BAYSU

Değişenler, değişkenler

İç siyasetteki görüntü
    Son yıllarda ne kadar çok değişim, ne kadar çok değişen insan ortaya çıktı. Tenkit ettiği kişiye veya partiye bir süre sonra ram olan, gayesinin mevki makam elde etmek değil Türkiye’ye hizmet etmek olduğunu söyleyen, kendi partisinin kurultaylarında atıp tutan insanlar! Sizleri ibretle izliyoruz… 
    Konunun ikinci versiyonu da parti değiştirenler… Bu kadar mı çabuk fikirlerde değişme olur? Türkiye’deki parti liderlerinin ve siyasete soyunanların “dediğim dedik” prensibiyle daldan dala atlamaları “siyasetin zayıf tarafı” olarak ortaya çıkıyor. Parti tüzüğü ve prensiplerinden bîhaber olan siyasetçilerin televizyonlarda yaptıkları konuşmalarda tutarsızlığa ve boşluğa düştüğüne tanık oluyoruz. 

Dış siyasetten yansımalar
    Ülkemiz, kısık ateşte sessizce ısınan bir kazan görünümündedir. Batı dünyası, insan hakları ve adalet konularında Türkiye’ye yüklenmekte, siyasî davalar Türkiye’yi kemirmektedir. Parti liderleri arasındaki atışmalar ve milletvekillerinin neredeyse her oturumdaki kavgaları tamamen vatandaşa yansımakta ve daha farklı dozda etki yaratmaktadır.
    Buradan defalarca yazmaya çalıştım. Terör örgütleri ve uzantıları barış nutukları ata ata, gözümüzün içine baka baka bildiklerini okuyorlar. Onlar için şimdi yeniden teşkilâtlanma ve toparlanma sürecidir. Neden mi?

Terör örgütlerine sağlanan destekler
    ABD, tonlarca ağırlıkta mühimmatı, çok sayıda zırhlı aracı, tanksavar füze ve roketlerini Türkiye’nin hemen güneyine yığmak, o bölgelerde kendisine müzahir unsurların sayısını arttırarak eğitmek suretiyle gelecekte tatbik edeceği planlarına zemin hazırlamaktadır.
    Hedef bellidir. Irak’ta olduğu gibi Suriye’ye de yerleşmek ve ipleri ele almaktır. ABD’nin yayılmacı politikasının önlenmesi gerektiği kanaatine varan Çin, Rusya ve İran ABD’nin karşısına dikilmişler ve Esad rejimine destek vermişlerdir. Sonuçta Suriye’nin kuzeyinde önce oluşturulmak istenen Kürt koridoru tesis edilememiş ve tabii ki sonra da ilan edilecek Kürt devleti olgusu yıkılmıştır.
    Kürecik radarı nedeniyle Türkiye’yi tehdit eden İran, uçak düşürme olayından sonra Suriye’yi daha yakınına çekmeyi başarmıştır. Irak’ın kuzeyindeki kukla yönetim, Türkiye’nin zafiyet içinde bulunduğunu görünce işi azıtmış, referandumla birlikte Kürt devleti ilanına doğru yelken açmıştı.
    
Irak’ın bölünme ihtimali
Irak hükümeti, Türkiye ile ilişkilerinde gergin bir dönem yaşıyor, Irak topraklarındaki askerlerimizin çekilmesini talep ediyordu. Barzanî’nin şuursuz çıkışlarını görmek yerine Türkiye’yi BM’ye şikâyet edeceği naralarını atıyordu. Aslında haklıydılar. Biz Iraklı Müslüman kardeşlerimize olduğundan fazla değer vermiştik (!)
Sonunda Iraklı yöneticiler biraz geç uyandılar. Bölünme noktasına doğru gittiklerini fark edince Türkiye ile müşterek hareket etmeye ve operasyon düzenlemeye başladılar. 
  
AB’nin tavırları
Böyle sıkıntılı bir dönemde AB’nin Doğu Akdeniz’deki son toprak parçası olan Güney Kıbrıs Rum Yönetimi, İsrail ile Kıbrıs’ın güneyinde ortak petrol arama faaliyetine girişeceğini açıklamıştı. Aynı AB, Kıbrıs Rum Yönetimine AB Başkanlığını da teslim etmişti. Zaten AB’nin teröre bakışı belliyken başka türlü davranmalarını beklemek safdillik olurdu.
AB’den ayrılan İngiltere, Türkiye’nin yanında yer alan demeç ve tavırlarıyla dikkat çekiyordu. Tarihin hiçbir döneminde İngiltere, Fransa ve Almanya’nın üçünün birden Türkiye’nin yanında yer aldığı görülmemiştir ki zaten…
Ticarî çıkar ve dengelerini düşünen İngiltere, AB’ye bir türlü giremeyen Türkiye ile tabii ki yakınlaşacaktı Konu yine çıkar meselesiydi. Dünyanın iktisadi gidişinden etkilenmek istemeyen İngiltere, dikkat ederseniz Orta Doğu ile ilgili konularda da pek sesini çıkarmıyordu.

Türkiye’nin karşılaşacağı manzara
Burnumuzun dibine bu kadar silah ve mühimmatın yığılması pek de hayra alâmet olmasa gerek. Önümüzdeki yıllarda terörün devam edeceği mutlak gibi görünmektedir. Suriye rejiminin Esad ile devam edeceği, hem Suriye’deki gelişmeler hem de Kudüs nedeniyle BM’deki oylamada prestiji kırılmış bir ABD’nin hazımsızlığını sürdüreceği ve Türkiye ile ilişkilerinde kaypaklığını devam ettireceği beklenen gelişmeler olacaktır.    
Bu nedenlerle kutuplaşma ya da kamplaşmalar, insanımızda olması gereken kardeşlik duygularının yerine husumet duygularını öne çıkarmaktadır. Yakın ve yakıcı tehlike uzaklarda değil yanı başımızdadır.
Öncelikle barış ve huzur ortamını yeniden yaratmalıyız. Böylesi çalkantılı dönemler tarihimizde hep olmuş, hep atlatmışızdır; ama faturasını yoksul insanımız ödemiş ve olmamız gereken yerde olamamışızdır. 

Bu makale 392 defa okunmuştur.
MAKALE YORUMLARI
ANKETİMİZE KATILIN

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

Beğendim
Beğenmedim
Fena Değil

Tüm Anketler
NAMAZ VAKİTLERİ