Bugun...
26-05-2018
CENGİZ BAYSU

CENGİZ BAYSU

Dostlarımızdan nağmeler (!)

İngiltere, Birlik’ten ayrıldı. Avrupa huzursuzluk yaşasa da sessizliğini korumaya özen gösteriyor. Almanya zaman zaman sessizliğini bozuyor hatta sıkıntılarını yüksek sesle dile getiriyor. Hollanda cılız sesle Almanya’ya destek veriyor. Fransa ise, terör olayları ve gelişmeleri geç kavrama özelliği nedeniyle “İngiltere’nin Birlik’ten ayrılmasının kötü bir etki yaratmayacağı”  görüşünü savunup duruyor.
Fransa, Suriye olayları nedeniyle ABD’ye fazla güvenmiş ve yanaşmıştı. Ancak son olaylar, Fransa’yı ABD’ye diklenir duruma getirmiştir.
Kıtalar yelpazesinde dağılım
SSCB’nin dağılmasıyla Batı’nın hükümranlık alanına giren peyk ülkeleri, AB’nin üye sayısını arttırmış, AB sınırlarının KRY (Kıbrıs Rum Yönetimi) ile Doğu Akdeniz’e, peyk ülkelerle Karadeniz’e ve kuzeyde Baltık Denizi’ne kadar yaslanmasına neden olmuştu. AB, bu kazanımlarıyla Rus-Amerikan karşıtlığını absorbe eden yeni bir güç odağı olmuştu.
Rusya, AB’deki bu gevşeme/çözülme/dağılma sürecini fırsat bilerek, eski hayallerini daha hızlı şekilde gerçekleştirme yoluna girmişti. Gürcistan’ın Batı’ya yönelmek istemesi Rusya’yı olağanüstü kızdırmış ve Gürcistan’ı adeta tokatlamıştır. Kırım’ı ilhak ettikten sonra Ukrayna’ya sınırlı fiili müdahalede bullunmuş, Baltık’taki küçük piyonların hava hudutlarını ihlal etmiş ve Suriye’ye yerleşmişti.

Türkiye’ye etkileri nasıl olacak?
Türkiye, mensubu olduğu ittifaklar, üyesi olduğu ekonomik kuruluşlar ve hukuksal nitelikteki siyasi örgütlenmelerle Avrupa ailesinin bir ferdidir. AB’ye henüz girememiş olmamız, bu örgütlenmelerle ilişkilerimizin zayıf veya kopuk olduğu anlamına gelmez. Üstelik AB’nin desteğini gördüğümüz tarafları da vardır.
Açılan her fasılla AB müktesebatını yavaş da olsa özümlemiş,  birçok Avrupa devletinin ortak değerlerini benimsemiş ve kabul etmiş oluyoruz. Dolayısıyla Türkiye, Avrupa aynasına baktığında yaptıklarıyla ve yapmadıklarıyla kendisini görüp tartabiliyordu. 
Bir veya bir kaç ülkenin Birlik’ten çıkması halinde Türkiye’nin bu ülkelerle yeniden bağlantı kurmasının zor olacağı da ortadadır. Türkiye’nin Birlik’ten çıkarılması Rus çemberiyle buluşması demek olacaktır.
*               *              *
AİHM, Türkiye ile ilgili tazminat içeren kararlarını peş peşe sıralamış, uluslararası finans kuruluşları Türkiye’nin kredi notlarını şüphe yaratacak şekilde açıklamak suretiyle sinsi niyetlerini ortaya koymuştu.
*                *              *
Suriye’de Başkan Beşar Esad güçleri, muhalefetin kontrolü altındaki bölgelerde Rus desteğiyle sivillere hedef gözeterek ve acımasızca saldırıyor, bu güçler, hedef gözetmeyen silahları  -özellikle de dehşetengiz varil bombalarını-  kullanarak siviller için hayatı katlanılmaz hale getiriyor
Ne var ki, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi bu duruma büyük oranda seyirci kalıyor; çünkü Rusya ve Çin bu katliamı durdurmaya yönelik ortak girişimleri engellemek için veto haklarını kullanıyorlar. ABD ve müttefikleri ise, IŞİD’e karşı yürüttükleri askeri operasyonları orantısız güç kullanma şeklinde sürdürüyorlar.
*                *              *
İnsan Hakları İzleme Örgütü, aralarında Kenya, Mısır ve Çin’in de bulunduğu çok sayıda ülkede, hükümetlerin ve güvenlik güçlerinin gerçek veya gerçekmiş gibi algıladıkları terör tehditlerine,  insan haklarını ihlal eden politikalarla cevap verdiklerini ve bunun da nihayetinde krizleri şiddetlendirdiğini söylüyor.
İnsan Hakları İzleme Örgütü, tehlikeli olduğu farz edilen kişileri zapt etmenin güvenliğe yönelik tehditleri ortadan kaldırmayacağını, asıl yapılması gerekenin toplumsal ve siyasal düzenin temelini oluşturan ahlaki dokunun da yeniden kurulması olduğunu söylüyor.
Son olarak mı? Söyleyim:
Türkiye’de 15 Temmuz günü başarısız bir darbe girişimi oldu. İnsanlarımız suçsuz yere hayatlarını kaybettiler. Devletin nizamı sarsıntı geçirdi. Dostlarımız (!) saatler sonra ağırlığı olmayan sözcüklerle ve cılız sesle darbe girişimini –eksik olmasınlar- kınadılar.
Zaman ilerledikçe Yunanistan’a sığınan darbecilerin iadesini karambole getirmeye çalıştılar. Fethullah Gülen’i Türkiye’ye teslim etmemek için de manevra yapıyorlar. 
Türkiye, mensubu olduğu NATO sözleşmesini önüne koymalı ve uzun bir çalışma yapmalı ve kendisini üvey üye konumundan kurtaracak tedbirleri gözden geçirmelidir. Gerek Batı’nın gerekse NATO’nun Türkiye’den vaz geçmesi mümkün değildir. Yeni dönemde yeni bir dünya kurulur, Türkiye de yerini bulur. 

Bu makale 204 defa okunmuştur.
MAKALE YORUMLARI
ANKETİMİZE KATILIN

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

Beğendim
Beğenmedim
Fena Değil

Tüm Anketler
NAMAZ VAKİTLERİ