Bugun...
20-02-2018
CENGİZ BAYSU

CENGİZ BAYSU

Eskinin aynısı

I.Dünya Harbi yılları… 
Osmanlı arşiv kayıtlarından üç konu: 
Arap aşiretleri 20 bin kişilik bir güçle Medine-yi Münevvere’yi sarmıştır.  Bu güce karşı sadece iki tabur asker sevk edilerek önlem alınmaya çalışılmıştır. Osmanlı hükümeti, Urban aşiretlerinin cüretinin artarak devletin başına büyük gaile olacaklarından, İngilizlerin bazı aşiret reislerini ihsanlar vermek suretiyle kendi taraflarına celbetmelerinden endişe duymaktadır. Medine ve diğer Hicaz bölgelerinin kontrol altında tutulması amacıyla Saffet Paşa tarafından bir tezkire verilmiştir. 
Nasturi ve Ermenilerden mürekkep İngiliz kuvvetleriyle Barzan ve Zibar aşiretleri arasında çatışma çıkmıştır. 
Urfa’da Arap aşiretlerine mensup bazı şahıslar Fransızlarla işbirliği yaparak yağmaya yönelmişlerdir.  
Bir asır sonrası
Orta Doğu’nun bir asır önceki katalizörü İngiltere, I. Dünya Savaşı’ndan sonra bölgedeki mikserlik görevini ABD’ye bırakmıştır. Buradaki düzensizlikler el değiştirmiş ama özü aynı kalmıştır. 
Geçtiğimiz hafta çarşamba günü ABD Savunma Bakanı James Mattis, Türk mevkidaşı Nurettin Canikli’ye yaptığı “YPG'yi, PKK’ya karşı savaştırabiliriz” teklifiyle aynı entrikaları sürdüreceğini ortaya koymuştur. Bu açıklama bilerek ya da gaflet haliyle yapılmış olabilir. Ancak niyet önemlidir. Umarım buradan Kürt terör örgütleri, Arap aşiretleri kendilerine pay çıkarırlar. 
İlginç nokta
Genelkurmay İç Güvenlik Dairesi eski Şube Müdürü emekli Kurmay Albay Ünal Atabay ilginç bir noktaya dikkat çekmiştir. Terörist mevzilerinin NATO orijinli dokümanlarda yer alan ölçülere ve fiziki yapılara çok yakın bir benzerlikte olduğunu belirtmiştir. Ayrıca bu mevzilerin arazideki yerlerinin seçiminde ve savunma mevzilerinin hazırlanmasında ABD patentli NATO doktrininin uygulandığını açıklamıştır.
Atabay sözlerine devamla, arazideki bu tip mevzilerin yerlerini doğru bir şekilde seçebilmenin ve silah sistemlerini bu mevzilere planlı doktriner bir anlayış içerisinde yerleştirmenin ancak profesyonel bir aklın desteğiyle olabileceğini ifade etmiştir.
Aslında örgüt, tesis ettiği savunma ve direnme noktalarında, gerek tertiplenmeleri gerekse taktikleri itibariyle dünyaya düzenli bir ordu olduklarını, harp kuralları çerçevesinde mücadele ettiklerini lanse etmeye çalışmaktadır. Örgüt böylece kendisine, sözde hukuki bir statü giydirebilme arayışı içerisindedir.
BOP’un varlığı
BOP, petrol devlerinin finans şirketleriyle kol kola giren ve silah üreticileriyle dans eden bir koalisyonun projesidir. Yer altı zenginliklerini ve kürenin her tarafındaki doğal kaynakları mercek altında tutar. 
Amerikan kaynaklı bu oluşum, ABD çıkarları doğrultusunda strateji üretir, politika tespiti yapar. ABD yönetimi, milliyetine bakmaksızın çokuluslu petrol şirketleriyle dirsek temasında bulunur. 
Halihazırda dört büyük şirket uluslararası piyasaya hâkimdir. Bunlar; İngiliz kökenli British Petroleum- Amocco ve Royal Dutch/ Shell ile ABD kökenli Exxon-Mobil ve Texaco- Chevron’dur
ABD ve İngiltere, ortaklık veya işbirliğinde Anglo-Sakson kökenli petrol devlerinin önceliğini tayin ederler. Silah üreticisi şirketler, petrol şirketleri ve finans şirketleri arasındaki işbirliği ve ortaklıklar en yoğun şekilde 1970 ve 1980’li yıllarda görülmüştür. Halen de devam etmektedir.
Yine aynı esaslar geçerli
Evet, yine böyle olacak, yani aynı esaslar geçerli olacak. BOP’u gerçekleştirmek için ABD, Kürt’ü Kürt’e, Arap’ı Arap’a kırdırmaya devam edecek. IŞİD’e karşı mücadele başlığı altında teşkil ettiği koalisyon güçleriyle saldırıda bulunacak. Kendi düşünce çizgisinde olmayan devletleri ötekileştirecek. 

 

Bu makale 291 defa okunmuştur.
MAKALE YORUMLARI
ANKETİMİZE KATILIN

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

Beğendim
Beğenmedim
Fena Değil

Tüm Anketler
NAMAZ VAKİTLERİ