Bugun...
16-05-2018
CENGİZ BAYSU

CENGİZ BAYSU

Filistin, Kudüs ve Gazze

Bugünlerde çok konuşulan konulardan birisi ABD ve İsrail’in Kudüs’te konsolosluk açacak olmasıdır. 14 Mayıs’ta gerçekleşecek olan bu konunun öncesine göz atmak gerekirse;
1516 yılında Yavuz Sultan Selim tarafından Osmanlı topraklarına katılan Gazze’den, İstanbul’a pirinç, karabiber, tarçın ve zencefil gönderilirmiş.  Mal sevkiyatının yapıldığı zamanlarda bölgedeki aşiret artıkları, deve kervanlarına saldırılar düzenlemiş,  “hac” zamanlarında da hacılara karşı bu saldırılarını devam ettirmişler. Bu gelişmeler, Gazze’deki kalenin muhkem hale getirilmesini ve askerle takviyesini gerektirdiğinden kaledeki eski ve kırık toplar ayıklanarak İstanbul’a gönderilmiş. 

Mısır’ın işgali
Fransızlar Mısır’ı istilâ edince bir birliğini kuşatma amacıyla Gazze’ye göndermiş. Küffarın tedibi (düşmanın haddinin bildirilmesi) için üzerlerine Türk uşakları gönderilmesi planlanmış.  Gazzelilerin Fransa’ya taraftar olduğu ortaya çıkınca İstanbul’dan bölgeye Arnavut askerleri ve bol mühimmat  ile Yafa, Beyrut, Gazze ve Ariş kalelerine beş obüs, on balyemez ve 55 sürat topu gönderilmiş.  Kıbrıs ve Rodos adalarından da gemilerle peksimet ve buğday sevk edilmiş. 
Şekavet (eşkıyalık) olaylarının sonraki yıllarda da devam ettiğini görüyoruz. Kayıtlara göre Gazze aşiretinin Sayda eyaletinde eşkıyalık yaptığı,  Bitaha ve Tarbey urbanının vukua gelen çok sayıdaki şer ve mazarratı (fenalıkları) anlatılmakta  ve bu aşiretlerin Osmanlı ordusuna kiralık deve veren Şamar aşiretinin deve ve koyunlarını gasp ettiği belirtilmektedir.  

Balkanlarda e Gazze’de karışıklıklar
Balkanlarda artan karışıklıklar sonucu Osmanlı Devleti Balkan Savaşı’na girmiştir. Bu durum cepheden çok uzakta Urfa’dan Süveyş’e kadar asayişin bozulmasına ve kontrol zafiyeti doğmasına neden olmuştur. Gazze aşiretinin düşmana müzahir davranışlar göstererek Bağdat-Fov güzergâhının telgraf direklerini tahrip ettiği ve tellerini çaldığı bu açıklamalarda mevcuttur.  Şer alanını genişleten Gazze aşireti, bunlarla yetinmeyip Gazze Şeyhi Cahim bin Keşiş tarafından düzenlenen bir saldırıyla Urfa’da Viranşehirli Noviran’ın develerini de gasp etmiştir.  

Konsoloslara çeki düzen
Cebel-i Lübnan’da konsoloslukların ve ahalinin nizamnameye göre hareket etmesi ve konsolosların Osmanlı tebaasından tercüman ve hizmetkâr istihdamlarına karşı çıkılmaması emredilmiştir. 
Kudüs’teki İngiltere konsolosunun Nâsıra’yı ziyareti esnasında Nasıra Müdürü Mehmed Ağa’nın karşılamaya çıkmaması sebebiyle ikaz edilmesi, Beyrut’ta silah satışlarına engel olunması, İngiltere kraliçesi hakkında uygunsuz hareketlerde bulunan Merciuyyun kazası Eble’s-Sefy köyü ahalisinden Ebu Semre Lağme isimli şahısın affedilmesi konusunda buyruk gönderilmiştir. 

İlk yerleşim
Filistin’de ilk yerleşim, 1882’de Doğu Avrupa’dan kaçan Yahudiler tarafından başlatılmıştır. II. Abdülhamid, 1888 tarihli bir fermanla göçü yasaklamış, ziyaret amacıyla gelen Yahudilerin kalış süresini de üç ay ile sınırlandırmıştır. I. Dünya Harbi sırasında Yahudiler, İngilizlere her türlü istihbarat desteğini sağlamışlardır. 
Bu hizmetlerine karşılık İngiltere Dışişleri Bakanı Belford, 2 Kasım 1917’de kendilerine toprak verileceğini vaat etmiştir.  Filistin’in kurtarılması için Yahudiler tarafından kurulan tugay seviyesindeki ilk nizami birlik, 1918 yılında İngilizlerin yanında Türklere karşı muharebeye girmiştir. 
I.Dünya Harbi’nde bu topraklar uğruna Osmanlı Devleti “Gazze muharebeleri” başlığı altında üç kez mücadele etmiş, yüzlerce Anadolu çocuğu şehit, yaralı ve kayıp olarak harp ceridelerinde yerini almıştır. 
Rusya’dan gelen Musevi muhacirler, Kemeraltı ve Perşembepazarı’nda ikâmet ettirilmişlerdir. Bu bölgede difteri hastalığı görülmemesine rağmen Kalas’tan gelip Galata’ya yerleştirilen Museviler arasında hastalık görülmüş ve gerekli tedbirler alınmıştır. 
İsrail, 1967 Savaşı’ndan itibaren bölgeyi hukuka uygun olmasa da havadan ve denizden kontrol altında tutmakta ve su kaynaklarını denetlemektedir. Bu avantajla Gazze’de ve hatta Filistin’de kendi istediği doğrultuda iskâna müsaade eder. 
İsrail’in büyük hâmisi İngiltere, bugün yerini ‘bodyguard’ durumundaki ABD’ye bırakmıştır. BOP eşbaşkanlığı, stratejik ortaklık ve teröre karşı işbirliği palavralarıyla Türkiye’yi oyalamaya devam eden ABD,  İsrail’in yanında yerini almıştır. 
ABD’nin dümen suyundaki AB’ye, sessizliğiyle Arap Birliği de katkı sağlamaktadır. Aşiretler arasında koyun çalmayla başlayan o topraklardaki kavgaya hep dışarıdan müdahaleler olmuştur. Bu ikiyüzlülük hiç bitmeyecektir. Umalım ki bu kavga tekrarlamasın…  

Bu makale 88 defa okunmuştur.
MAKALE YORUMLARI
ANKETİMİZE KATILIN

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

Beğendim
Beğenmedim
Fena Değil

Tüm Anketler
NAMAZ VAKİTLERİ