Bugun...
02-06-2018
CENGİZ BAYSU

CENGİZ BAYSU

Geçmişte yaşananlardan..

Bütünüyle ele alındığında adeta bir açık hava müzesi olan İstanbul, kuruluşu çok eskilere dayansa da Osmanlı yönetimine geçtiği 1453 yılından itibaren yeniden şekillenmeye başlamıştır. Bu şekillenmeden ilk nasibini alan ise Haliç’e ve Tophane’ye doğru uzanan Galata surları olmuştur. 
Anadolu’dan getirilen aşiretlerin kent içinde çeşitli yerlere yerleştirilmeleriyle yeni mahalleler oluşturulmuştur. Hem hızlı gelişmeye hem de farklı değişmeye maruz kalmıştır. Geçmişte yaşananlara bakarsak;

Padişahla ilgili iki konu
1.Topkapı ve Sofa-i hümayun bahçelerinin lâle toprakları her sene tecdide (yenilemeye) muhtaç olmakla bu toprakların Eyüp’ten Topkapı iskelesine kayıklarla nakli için Hassa Bostancıbaşısı Hüseyin tarafından Tersane emini efendiye ferman verilmiş. 
2. Sultan Abdülmecit karadan İzmit’e giderken Kartal kasabasında boğazına lâle (demir halka) takılan bir Ermeni kadınını kiliseye götüren bir güruhu görür. Sebebini sorar. Müslüman olan kadın, Ermenilerin mahkemede kendisinin deli olduğunu iddia ettiklerini ve bu hale soktuklarını ifade eder… 
Bunun üzerine padişah kadının muayeneye sevk edilmesini ister. Yapılan muayenede kadının deli olmadığı tespit edilir. Raporu veren Cerrah Lâtif Efendi’ye yüz kuruş maaş bağlanır; ama bir kaç sene sonra kadının gaip (kayıp) olduğu anlaşılınca maaşı Hazineye bıraktırılır. 
Madrabazlar
Bu sözcük dilimize kötü anlamıyla yerleşmiştir. Madrabaz; günümüzde dalavere çeviren, hile yapan, düzenbaz anlamında kullanılmaktadır. Oysa geçmişte kasaplık hayvanları, balıkları, meyve ve sebze gibi şeyleri bulunduğu yerlerden alıp getiren ve toptan satan kimseye madrabaz deniliyordu.
Hac mevsiminde satışlar
*Medine-i Münevvere’de şimendifer memurları, hacıların aldıkları malı kararlaştırılan fiyattan daha fazla paraya satıyorlarmış. Bu konu şikâyete dönüşünce tahkiki için emir verilmiş. (Dahiliye; 286902)  Yine Medine-i Münevvere’de cereyan eden bir diğer olay da “Hareket Müfettişi” ile dört kişinin aralarında anlaşarak hüccacdan (hacılardan) birer lira almadıkça bilet vermedikleri şeklinde meydana gelmiş. Şikâyet üzerine durumun seri bir şekilde tahkiki ve sonucun ivedi bildirilmesi emredilmiş. (Hicaz Demiryolu, Dahiliye) Bir başka tarihte de rüşvet almadan bilet vermeyen Medine-i Münevvere hareket müfettişi ile dört arkadaşı hakkında tahkikat yapılması. 
*Hacılar sık sık başlarına çeşitli vakaların geldiğini duyururlarmış. Bu olaylardan birisi de birçok hacının eşyasının kaybolmasıyla ilgiliymiş. Hicaz Demiryolu İdaresi de önlem olarak bilet karnelerinin üzerine kayıplardan sorumlu tutulamayacaklarını yazdırmış. Ancak halk bunu da şikâyet etmiş. Bir süre sonra biletler üzerindeki "Eşyadan ziya vukuunda işletme idaresi mesuliyet kabul etmez." ibaresinin henüz kaldırılmadığını görünce bir kez daha şikâyet etmişler. (Hicaz Demiryolu; 291531) 
Önlemler yetersiz kalınca
İçki konusunda rahatsızlık ileri boyutlara varınca devlet bir fermanla yeni düzenlemeler getirmiş ve yaptırımlar uygulamaya başlamıştır. 
 “Gayrimüslimlerin, üzümlerini turşu, pekmez ve sirke yapmaları emrolunduğu halde üzümlerini şarap yapanlar olduğu haber alındığından, bu konu ile bizzat ilgilenilip gayrimüslimlerin elinde bulunan şarapların sirke yapılıp mühürlenmesi ve daha sonra tekrar kontrol edilerek, sirkeye dönüşmüş olanların satışına izin verilmesi, sirkeye dönüşmemiş olanların ise dökülmesi.”  ifadesiyle yazıya dökülmüştür. Rıhtımdaki gemilerden yapılan kaçakçılığa ve hırsızlığa karşı da önlem olarak yazılan bir Rüsumat tezkeresinde gümrük alanı oluşturulmasına da yer verilmiştir (Nafia; 162716).
“Galata cihetinde (yönünde) Karaköy’den gümrük ebniyesinin (binalarının) bulunduğu mahalle (yere) kadar demir parmaklık çektirilerek sokaktan tefriki (ayrılması),    Karaköy İskelesi hamal esnafının tahsildarlık vazifesini kötüye kullanan Mehmed Çavuş'un görevinden uzaklaştırılması taleplerinin tahkiki,  Malakof Sokağı'ndaki kurşunlama ile Galata ve Karaköy'de yankesicilerin arttığı hakkında İkdam gazetesinde çıkan haberlerin tetkik edilerek gerekenin yapılması 
Galata-Kemeraltı Sokağı’nda müskirat dükkânında ruhsatsız içki sattığı tespit edilen Klaanti hakkında işlem yapılarak nakdi ceza kesilmiş.  İstanbul, şirretin her türünün görülebileceği bir kent olduğu göz önünde bulundurularak Galata kadısına gönderilen bir hükümde;
“Tophane’de oturan İngiliz elçisinin, adamlarıyla birlikte fısk u fücur (günaha yönelen) işler çevirdiği ve ayak takımıyla hareket ettiği belirtildikten sonra; fahişe getirip, ezan vakti davul, zurna, çan çaldırdığı; evinin deniz kenarında olması nedeniyle kaçak köleleri sakladığı; Müslüman mezarlarına kazurat döktürdüğü gibi iddialar ortaya konulmuş. Öncelikle Galata semtindeki evine taşınması istenmiş ve takibi emredilmiş“. 

Bu makale 112 defa okunmuştur.
MAKALE YORUMLARI
ANKETİMİZE KATILIN

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

Beğendim
Beğenmedim
Fena Değil

Tüm Anketler
NAMAZ VAKİTLERİ