Bugun...
01-03-2018
CENGİZ BAYSU

CENGİZ BAYSU

Görülmüş şey değil

Bunlar da görülmüş değil
Türkiye, ABD’ye nota verdi.
KEİ Başkanlığını Ukrayna’ya devrettik.
ABD, Suudi Arabistan ile 400 milyar dolarlık ticari bağlantı kurdu. Bunun 110 milyar dolarıyla askeri malzeme aldı. Merak ediyorum, hangi tehdit bir ülkeyi bu kadar harcamaya iter?   Dolayısıyla Suudi Arabistan’ı tehdit eden/ler nedir, kimdir?
Kızıldeniz’in iki yanı… Bir yanı petrodolar içinde yüzerken diğer yanı yoksulluk ve kıtlık içinde yaşıyor. Her iki taraf da Müslüman… Güçlü olanın güçlülüğü yetmiyor gibi dünyanın en büyük gücüne maddi destek sağlıyor. Üstelik bu güç, değişik kıtalardaki Müslüman ülkelerden ABD’ye gelen uçaklardaki yolcuların tabletlerine varana kadar yasaklamalar getirmişti.  
ABD, İsrail ile de yakınlaştı. İsrailli liderin özellikle eşi, Trump ailesine övgüler düzdü. Başkan Trump kutsal yerleri ziyaret etti.
Türkiye, Fırat Kalkanı Harekâtı’ndan sonra Afrin Harekâtı’nı da gerçekleştirdi.  
Vapurdan notlar
Kadıköy’den 08.15’te Beşiktaş’a hareket edecek olan vapurdayım. Yolcuların neredeyse % 75’i bir şeyler yemekle meşgul. Gençlerin kulaklarında kablolu kulaklıklar, ellerinde mikrofonlar…  Tek kanala ayarlanmış olan televizyon, İBB’yi tanıtan icraat programı sunuyor, bitince de siyasilerin atışmalarını verecek. Her sabah görmekten usandığımız görüntüler.
Merak ederim bu programların izlenmesine kim karar verir veya kısıtlama getirir? Sokaklarda kazma vurulan asfalt yollar, parklarda yatan insanların görüntüleri, kendi haline sokağa atılmış evcil hayvanlar, deniz ve hava kirliliği gibi konular belediyeyi ilgilendirmez mi? Halkın eğitilmesi gereken nice konular bir kenara bırakılıyor ve ipe sapa gelmez tartışmalarla bir şeyler anlatılıyor.
Kimsenin bu kısır konuşmalardan ve verimsiz lâf ebeliğinden kapabileceği bir şey yok. Bari enerji kaybı olmasın, zaman boşa geçirilmesin. Vapurlarda müzik yapanlar küçük bir mutluluk ve renk katıyor yolculuğan… Keşke üniversite öğrencilerimiz, gün içinde karşılaştığımız olumsuzlukları küçük skeçler halinde oynasalar da bizlerin eğitilmesine katkıda bulunsalar...
Mesai sonrası vapurda     
… İş yerleri dağılmıştı. Daha ayakta gidecek yolum vardı. İstemesem de dinlemek zorunda olduğum lâkırdı tufası beni bekliyordu. Nihayet Beşiktaş’a gelebildim ve kendimi vapura attım. Yine belli kanallara programlanmış televizyon ekranlarında aşinası olduğumuz devlet büyükleri konuşuyor. Kanalı değiştiremezsin, değiştirilmesini teklif dahi edemezsin. Konu anayasayla müessestir (!). 
Elinde akordeonla iki kız çocuğu üst kata geldi. Biri diğerine vurarak ve bağırarak diğer katlara gitmesi için uyardı. Bizim katta kalan sadece akordeonu açıp kapatarak enstrumanın ses çıkarmasını sağlıyor, insanların başında para koparmak için kene gibi duruyor. 
Ya da Kumkapı eğlence mekânının zurnacısı gibi sakız olup masadan ayrılmayı bilmiyor. Bu kişiler, sokakta, metroda ve vapurlarda müsaade edilmiş olsa bile müzik yaptıklarını sanıyorlar.
Trende
Banliyö treninde yer kapma aceleciliği çoğu kez kabalığa dönüşüyor. Vagonda veya araçta hanım varmış, çocuk varmış kimsenin umurunda değil. “Lan hıyar”la başlayıp sülâlesinin hatırını sormaya kadar gidiyor bu umursamazlık.  
Biraz sonra vatandaşlardan bazılarının tepki göstermesiyle bir durulma başlıyor. Olayın şokunu yaşayan bir salak, gayet rahatsız edici bir şekilde elindeki boş plastik su şişesini çıtırdatıp duruyor. Daha yeni bir olay kapanmışken kimse ikinci bir olaya yol açmak istemiyor.
Her hastalığın başı olarak gösterilen stresten uzak kalınması tavsiye ediliyor. Büyük şehirlerde stressiz yaşamak mümkün mü?  Evet, strese girmemek için aklımıza gelenleri abuk sabuk şekilde anlatmaya devam edelim. Yoksa kanser hepimizin kapısında... 
Hastalıktan korunmak için
Allah’ın takdirine boynum kıldan incedir. Bugüne kadar dört kez ölüm tehlikesi atlatmama rağmen postu deldirmedim; ama yanlışlıkla birine benzetip beni çağırırlarsa karambolden öbür tarafa gitmekten korkarım. Bu badireye uğramamak için;
Ege’nin kültürel coğrafyası içinde doğal peyzaj teşkil eden zeytin ve palamut ağaçları yanında kamış çubuklarla yaratılmış gölgelik alanlarda yaşamak, yerel taşları ve üzerindeki damarları incelemek istiyorum.
Büyük şehirlerin gürültüsünden, kabalığından, kirliliğinden ayrı kalmak istiyorum. Sessizliği yansıtan mekânları gezmek, mavi ve yeşilin bütün güzelliklerini solumak istiyorum. Suların okşadığı kumsallarda koşmak, yengeçlerle oynamak renkli taşlardan toplamak istiyorum.
Sabah kalktığımda uykulu yüzlerle değil, enerji saçan yüzlerle, birbirlerine “günaydın” diyen ve hatır soran insanlarla karşılaşmak istiyorum. Kahvaltısını paylaşmak için davet eden, güler yüzlü, bir yere giderken kapısını kilitlemeyen insanların bulunduğu yerlere gitmek istiyorum. 

Bu makale 283 defa okunmuştur.
MAKALE YORUMLARI
ANKETİMİZE KATILIN

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

Beğendim
Beğenmedim
Fena Değil

Tüm Anketler
NAMAZ VAKİTLERİ