Bugun...
21-06-2018
CENGİZ BAYSU

CENGİZ BAYSU

Günlük tespitler (III)

Sabah saat 08.00 Metrodan çıktım,  Kadıköy vapur iskelesine gidiyorum. Sahilde bankların üzerinde pervasızca yatan bir adam… Etrafı tükürük ve balgamla bezenmiş (!), sigara izmaritleriyle dolmuş, üstüne örttüğü şilte yerlerde sürünüyor. 
Önce görünüm olarak çirkin bir manzara… İşine gidecek olanların durup oturacağı banklar bu şekilde işgal edilmiş. Belediye bunlara topluca yatacakları bir yer gösteremez mi? Örneğin daha gerideki parkın içi…
***                   ***                      ***
Kadıköy vapur iskelesinin önünde parti propaganda merkezleri kurulmuş. İlgili partililer, ellerine aldıkları broşürleri gelene geçene dağıtıyor. İlk gün hepsinden birer tane tanıtım broşürü aldım ve inceledim. Aradan neredeyse bir ay zaman geçti. 
Bugün aldığım broşür yine bir ay öncekiyle aynı. Ve ısrarla her gün aynı broşürler elimize tutuşturulmak isteniyor. Keşke iki üç günde bir değişik konular yazılmış olsa da okuyabilsek… Örneğin; eğitime bakış, sağlık konularında fikirler, özellikle HDP’nin Türkiye partisi olabilme azmi ve Cumhuriyet ilkeleri içinde Kürt sorununa bakışı, özelleştirmeler vb…
***                   ***                      ***
Parti merkezi durumundaki çadırlar, adeta gürültü merkezi. Herkes birbirinin sesini bastırmak istercesine kendi müziğini açıyor. Tanıtım araçları mahalle aralarında gezerken müzik yayını da yapıyor. Kulakları patlatırcasına açtıkları yayın cihazının ses desibelini biraz olsun düşürmeyi akıllarına getirmiyorlar.  
Evlerde hasta vardır, gece vardiyasına gitmek için gündüzden uyuyanlar vardır, bebekler korkar diye düşünen yok. Bu işin bir desturu yok mudur?
***                   ***                      ***
Televizyon ekranlarında her akşam aynı gazeteciler, aynı simalar… Her katılımcı,  parti temsilcisi gibi… Kendi partisine lâf geleceğini hissettiği anda devreye giriyor ve gereksiz tartışma ya da uzatmalara neden oluyor. 
Bunların yerine biraz da oy verecek olanları çıkarsak ekranlara diyorum. Onlar konuşsun parti temsilcileri cevap versin. Aynı gazeteciler, aynı akademisyenler, aynı emekli askerler, aynı avukatlar…
***                   ***                      ***
Mankafa, mankurt, angut
Kırgız yazar Cengiz Aytmatov, “Gün uzar yüzyıl olur” adlı romanında bir şey anlatmaktadır. Kırgızların komşusu olan Juan Juanlar kabilesi, çok vahşi bir topluluktur. Ele geçirdikleri savaş esirlerini kendilerine tam bir köle yapmak için şöyle bir yöntem uygulamışlar: Önce esirlerin kafalarını iyice kazırlar, sonra yeni kesilmiş bir deve derisini kazınmış kafanın etrafına sıkıca sararlarmış. 
Esirler, kafalarına sarılan deve derisinin kuruması için güneş altında bir hafta kadar bekletilirmiş. Deri kurudukça kafatasını sıkmaya başlar, kişiye dayanılmaz acılar verirmiş. Esirin kafasındaki saçlar, deve derisinden dışarı çıkamadığı için kafanın içine doğru uzar, beyne saplanmaya başlarmış. 
Bu kadar acıya dayanamayan esirlerin çoğu ölür, sağ kalanlar bilincini ve kimliğini kaybedermiş. Verilen emirleri yerine getirenler ise, efendilerine tam itaatle bağlı robot köle olurlarmış. Bu kölelere mankurt denilirmiş. Bugün bizim kullandığımız mankafa ve angut gibi kelimeler de bu mankurt kelimesinden gelmektedir. 
Mankurtlar, kimliğini, benliğini, geçmişini tamamen unutur, efendilerinin emri ile halkına savaş açarlarmış. Mankurtların kafasında tarih bilinci, millî kültür, manevî değer gibi duygu ve düşünceler yer almazmış. 
Kıssadan hisse
Seçime yaklaştıkça parti liderleri verdikleri demeçlerle birbirlerini tahkir eder olmaya başladılar. Bay Muharrem, efendiler, Recep Ağa, sen, vatan haini, işbirlikçi, hırsız, ahlâksız, şerefsiz,  mankafa (anlayışsız, aptal) vb… Türkiye’de siyaset yanardöner niteliktedir. Geçmişte birbiri hakkında lâf söyleyen insanlar, devran döner yaşına ve karakterine bakmaksızın birbirlerine övgüler yağdırır. Bugün birbirleri hakkında söz söyleyenlere bir hatırlatma olsun!
HDP, geçmişteki davranış, eylem ve söylemlerini süzgeçten geçirip kendisini yasal sınırlar içine çekmeye niyetli midir? Türkiye partisi olmaya, milli çıkarları gözetmeye, bölgesel ayrımcılıktan uzak durmaya istekli midir?
Dileriz 24 Haziran’dan sonra herkesin birbirine daha nazik, daha anlayışlı ve sakin davrandığı bir Türkiye tablosu görürüz.

 

Bu makale 151 defa okunmuştur.
MAKALE YORUMLARI
ANKETİMİZE KATILIN

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

Beğendim
Beğenmedim
Fena Değil

Tüm Anketler
NAMAZ VAKİTLERİ