Bugun...
18-01-2018
CENGİZ BAYSU

CENGİZ BAYSU

Güvence aldıkça

PKK’nın tek taraflı olarak kanton ilan ettiği beş bölgede 19 Ocak tarihinde yapılacak seçimleri, ABD iptal ettirdi. Türkiye’nin hemen güneyinde teröristlerden oluşan 35 bin kişilik ordu kurduran ABD, “Birleşik Kuzey Suriye Federasyonu” adı altında bir koridor oluşturmayı planlıyor. 
Türkiye’nin bölgeye yapacağı müdahale, ABD-Türkiye heyetleri arasındaki görüşmelerle, bazen tehditlerle şimdiye kadar engellenmiş ve Türkiye’nin zaman kaybetmesine neden olmuştur. Bu koridor Afrin’i de içine almaktadır.
Terör örgütünün Afrin’deki sorumlusu Ahmed Hedro, “Türkiye’nin Afrin operasyonuna karşı ABD’den himaye sözü aldıklarını, herkesin rahat olması gerektiğini” belirtmiş ve Afrin’i terk etmeyeceklerini söylemiştir.

Astana süreci
Türkiye, kendi sınırına bitişik yaklaşık 4.000 km2’lik bir alan üzerinde cirit atan PKK’nın varlığına son vermek amacıyla harekât hazırlıklarını sürdürüyor.
Suriyeli uluslararası ilişkiler uzmanları, Rusya, İran ve Türkiye’nin katılımıyla 2017 Eylül’de yapılan 7’nci Astana görüşmelerinde Afrin konusunda insiyatifin Türkiye’ye bırakıldığını belirtmiş ve ortaya çıkan gecikmeye de ABD’nin sebep olduğunu söylemişlerdir.
Türkiye’ye Münbiç, Tel Abyad, Tel Rıfat ve Afrin’i kapsayan geniş bir bölgenin insiyatifi bırakılmış olsa bile Türkiye bunu tek başına kullanamayacaktır. Ve muhtemeldir ki, Rusya, PKK’yı bu bölgelerden çekilmesi için uyarmış, İran da Esed’i Afrin konusunda ikna etmiş olmakla birlikte Türkiye, sadece Afrin konusunda bile ABD ile görüşmelerini sürdürüyordur.

 Gizliden de olsa
ABD’yi en büyük güvence gören PKK, çift yönlü çalışmakta ve Rusya’dan da destek arama çalışmalarını sürdürmektedir. Bu çalışmalara hiç şüphesiz ki Esed’in yardım ve desteği olmaktadır.
İblib’e rejim güçlerince yapılan son saldırının bu destekle sağlandığı ve Afrin konusunda dikkatleri dağıtarak Türkiye’yi zor duruma düşürmeyi amaçladığı ve Ebu Zuhur hava üssünü kontrol altına alma isteği gün gibi açıktır. Deyr ez-Zor’daki operasyonlarını sonlandıran Suriye Kara Kuvvetleri, İdlib’e yönelmiş olmasının arkasında bu nedenler yatmaktadır.
Rejim güçleri, Hama kuzeyinden başlattıkları operasyonlarla Halep’e ilerlemeye çalışmaktadırlar. Pek de uzun olmayacak bir vadede Halep-Hama yolunun rejim güçlerinin kontrolüne geçmesi ve bu yolun İdlib’de muhalifler ile rejim güçleri arasında yeni bir sınır hattı oluşturacağı muhtemeldir. 
Yolun doğusunda ve kuşatılmış durumda kalacak olan muhaliflerin elindeki bölgelerin de rejim kontrolüne geçmesi olasıdır. Esed’e Türkiye’yi sıkıştırma amaçlı bu saldırıları arttırması için bazı Körfez ülkelerinin destek sağladıkları da göz ardı edilmemelidir. Burası Orta Doğu’dur.
İdlib saldırıları barış sürecini baltalıyor
Suriyeli muhaliflerin Halep-Hama yolunun batısında kalması demek dar bir alana sıkışmaları demektir. Rusya ise, İdlib çatışmasızlık bölgesinde kalan hastane ve sivil hedeflerini havadan bombalayarak saldırılarını yoğunlaştırmıştır.
Rusya’nın bu tavrı karşılıksız bırakılmamış, öncelikle 31 Aralık tarihinde Lazkiye’deki Hmeymim Hava Üssü muhalifler tarafından Grad füzeleri ile vurulmuştur. Saldırı da Rus uçaklarının zarar gördüğü ve iki Rus askerinin hayatını kaybettiği açıklanmıştır. 6 Ocak gecesi ise, Hmeymim ve Tartus’taki Rus askeri üslerine 13 silahlı insansız hava aracıyla (SİHA) saldırı girişiminde bulunulmuştur.
Suriyeli muhaliflerin operasyonlar konusunda israrcı olan Rusya’ya, işin bir maliyeti olduğunu hatırlatmaları bakımından önemlidir. Türkiye gelişmeleri kaygıyla izlerken Esed yönetimine, Rusya ve İran’a sert söylemler yöneltmektedir. 
Rusya’nın tavrında iki ileri bir geri adım
Türkiye, PYD/YPG’ye verdiği mücadelede Rusya’dan alacağını almıştır. Rusya’nın PYD/YPG’yi Türkiye’ye karşı kullanabileceği bir koz olarak görmesi nedeniyle bu çıkar çizgisi hiçbir zaman ABD ve Batı kadar verimli olamamıştır. 
Bu ilişki, bölge ülkeleriyle teması sürdürecek ve mesafeyi kaybetmeyecek aralıkta olmuştur.
Muhtemel gelişmeler
Bu nedenle de Rusya YPG’ye destek vermesinin yanında zaman zaman da ona koruma sağlayan bir çizgide olmuştur. Türkiye’nin Rusya’ya yakın olduğu durumlarda mesafe kısalmış, Rusya’nın Türkiye ile ilişkilerde kriz yaşadığı dönemlerde bu mesafe artmış hatta karşı tavra dönüşmüştür. 
Örgütün Kürt yöneticilerine Moskova’da konferans düzenlenmesine izin vermesi, PYD’nin Moskova’da ofisinin bulunması ve PYD’nin Soçi’ye davet edilmek istenmesi örnekler olarak verilebilir.
Gelecekte Türkiye’nin Rusya’dan uzaklaşması halinde sayılan konuların da tekerrür edeceği ihtimal dahilindedir.

Bu makale 356 defa okunmuştur.
MAKALE YORUMLARI
ANKETİMİZE KATILIN

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

Beğendim
Beğenmedim
Fena Değil

Tüm Anketler
NAMAZ VAKİTLERİ