Bugun...
31-12-2017
CENGİZ BAYSU

CENGİZ BAYSU

Halkın bezdiği olaylar

Gerikalmışlık
1970’li yıllarda başlayan gerikalmışlık sızlanmaları insanımızın büyük kısmını ilgilendirmekte ve bugün bir kesim tarafından kültürel haklar şeklinde topluma sunulmak istenmektedir. Kırım, Irak, Libya, Suriye gibi ülkelerden gelen sığınmacılar, Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinden batıya yapılan göçler, şişkin nüfusa sahip illerimizde sancılar yaratmıştır. 
Hırsızlık, gasp, adam dövme ve öldürme, şantaj ve tecavüzler toplumun ruh sağlığının bozulmasında önemli yer işgal etmektedir. Her gün akla hayale gelmeyecek öldürme olaylarını basında görüyoruz.

Yasalar mı yetersiz?
Bana göre yasalar vardır ve yeterlidir. Eksik olan yasaların tam olarak uygulanamayışıdır. Polisin failleri yakalaması yetmez. Ölen ölmüştür. Yasalara saygılı bir vatandaş, kendisine yönelik bir saldırıyı bertaraf etmeye kalkışsa ve fail yaralasa başı derde giriyor. 
Davaların uzun sürmesi, hâkimin takdir yetkisi, iyi halden yararlanma ve tahliye olduktan sonra gözetim yetersizliği gibi hususlar yasaları yetersiz hale getirmektedir.

Halk bezgin 
Halk bezmiş, yılgın hale gelmiştir. Artık yakalanan failleri dövme şeklinde alıştığımız olaylar, “linç” girişimlerine dönüşmektedir. Sektörel bazda (taksi şoförlerinin öldürülmeleri) toplu gösteriler ve protestolar olmaktadır. Halkı durdurmak zordur. Olaylar daha da büyürse önlem almakta zorluklar ortaya çıkabilir. Bu millet şehitler verirken eşkıya bozuntularına pabuç bırakmaz.
Teröristi, tinercisi, gaspçısı, hırsızı, dolandırıcısı, kadın dövücüsü… Yeter artık! Bu asil milletin yoksulluk içinde yaşayan insanı, hastası, okuyan çocuğu, geliri açlık sınırı altında olanı var. Eğer şimdilik susuyorlarsa korktukları anlamını çıkarmayın. Herkes kendi derdinde… Yatan aslanı uyandırmayın.

Polis ve mahkeme
Millet olarak her şeyi polisten ve mahkemeden bekliyoruz. Yaralama yapan bir tinerciyi adlî makamlar salıverse bile cezaevi yerine ıslahevine ya da akıl hastanesine kapatamaz mıyız? Belediyeler bu konuda bir girişimde bulunabilir. 
Nezarethanelerde insan hayatının kutsallığını vurgulayan film izlettirilemez mi? (Bazı yargıçlarımız suç çeşidine göre güzel bir uygulama ile kitap okuma cezası veriyor.

Suçlulara iş imkânı
Suçlular cezaevinden çıktıktan sonra özel sektörde pek iş bulamıyorlar. İşçi Bulma Kurumu, iş bulma, işsizlik sigortası sağlama gibi çabalar gösterse de işveren cezaevinden çıkmış bir kişiyi kendi iş yerine sokmak istemiyor. 
Belediyeler, bu konuda devreye girerek vatandaşlara iş imkânı sağlayabilir. Böylece bu kişilerin yeniden topluma kazandırılmaları sağlanabilir ve belki bir daha suç işlemelerinin önüne geçilmiş de olabilir. 

Hırçınlıktan biraz uzaklaşıp geçmiş devirlerde yaşananlara bir göz atalım isterseniz. Sokakların devlet tarafından aydınlatılmadığı devirlerde bir yasaktan söz edelim:

Geceleri fenersiz sokağa çıkma yasağı
Böyle bir yasak çeşitli bakımlardan uygunsuz takımının yapabileceği kötülükleri önlemek için tatbik edilmiştir. İstanbul’da yapılan ihtilâllerde yatsıdan sonra her ne suretle olursa olsun gece sokağa çıkmak dahi yasak edilmişti. Yatsıdan sonra sokağa fenersiz çıkma yasağı en şiddetli şekliyle IV. Murat zamanında uygulanmıştır. Bu yüzden 8-10 sene içerisinde binden fazla “erazil makulesi” (rezil takımı) katledilmiş, “avâm-ı nâs”ın (ayaktakımı) gözüne korku salınmıştır. Naima, bu türden bir olayı şöyle anlatıyor: 

“Lisan-ı halkta meşhur ve menkuldür ki, Sultan Murat gece İstanbul’u gezip yatsıdan sonra fenersiz bir adamı dışarıda bulursa bilaaman (aman vermeksizin) katlederdi…”

Padişah bir gece Hocapaşa Mahallesi’nde tebdil-i kıyafetle geziyormuş. Hocapaşa camii imamının bir taze yiğit olan oğlu, yatsı namazından sonra camii kapatmış, o civarda olan evlerine fenersiz giderken Sultan Murat’a rastlamış. Delikanlının yolunu kesen padişah gazap içinde,

    ---Sen benim yasağımı işitmedin mi? diye bağırmış. Delikanlı padişahı karşısında görünce donakalmış.
    ---Padişahım, ben imamın oğluyum. Cemiden çıkışta geç kaldım. Fener yok, evimiz şuracıkta…  diyecek olmuş; ama kim dinler… Padişah yanındaki cellâda emretmiş, biçareyi kementle orada boğdurtmuş…

Bu makale 373 defa okunmuştur.
MAKALE YORUMLARI
ANKETİMİZE KATILIN

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

Beğendim
Beğenmedim
Fena Değil

Tüm Anketler
NAMAZ VAKİTLERİ