Bugun...
04-03-2018
CENGİZ BAYSU

CENGİZ BAYSU

Hollanda’nın kulakları çınlasın (I)

Hollanda Parlamentosu, 2004 yılında sözde Ermeni soykırımından söz etmişti. Ankara Büyükelçisini resmi olarak geri çekerek Türkiye ile diplomatik ilişkilerini askıya alan Hollanda’da parlamentonun alt kanadı, 1915’te yaşananları “Ermeni Soykırımı” olarak kabul etti, Parlamento genel kurulunda da sözde soykırım tanındı.
Ayrıca Ermenistan’da 24 Nisan'da düzenlenen “soykırımı anma törenlerine” Hollanda’dan bir bakanın katılması da karara bağlandı. Halen Türk düşmanlığının sürdürüldüğü ve İslamofobinin büyük tehlike olduğu bir gerçek…
Hollanda’nın koloni teşebbüsleri
İlk Hollanda kolonisinin 1615’te Kuzey Amerika’daki Fort Nassau’da kurulduğunu, İlk başlarda kârlı bir iş olan kürk ticaretiyle uğraştığını biliyoruz. Oysa Hollandalılar 1596 yılında iki gemiyle başladıkları doğu denizlerindeki ticareti 1600’lü yıllarda geliştirerek Avrupa milletleri arasında parmakla gösterilir olmuşlardı. Bu da doğuda yeni koloniler kurmakla güçlendirilebilirdi.
Doğu denizlerinde ticaret tekelini sağlamak üzere 1602 yılında bir Doğu Hint Şirketi (VOC-Vereenigde Oost-Indische Compagnie) kurulur. 1619 yılından itibaren faaliyetlerini merkez olarak belirlediği Cakarta’dan yürüten şirket, Endonezyalı Müslümanları daima bir tehdit ve tehlike olarak görmüştür. 
Şirketin kuruluş amaçları arasında, “Gerçek Hristiyanlığın yayılmasını ve gelişmesini sağlamak” temel görevlerden biriydi. Hollanda Hindistanı Genel Valisi Jan Pieterszoon Coen, 1622 yılında yayımladığı bir emirde;
1.Batavia’da (Cakarta) Hristiyan okullarına devam eden Endonezyalı çocuklara günlük
yarım kilo pirinç verilmesini,
2.Hollandalıların, emirleri altında bulunan Endonezyalılara Hristiyanlık eğitimi verme
 Zorunluluğuna tabi olduklarını, buyurmuştur. Hatta 1635’ten itibaren Hristiyanlığı kabul eden Endonezyalılara para verilmesi şeklinde resmî uygulamalara da yer verilmiştir.
Baskı ve zulümler
Bu bölgede 1640’dan itibaren Hollanda kökenli istilâcı sayısı çoğalmış, buna bağlı olarak da yerli halka yapılan baskı ve zulümler artmıştır. Müslüman Endonezya halkı 1643 yılında sünnet olmalarına baskı yapılmasını, 1651’de dini toplantı düzenlemelerinin yasaklanmasını ve dinî okulların kapatılmasını kendi dini inanç ve tercihleri üzerinde ipotek olarak görmüş ve tepki göstermiştir. Bu yasaklamalar 1674 yılında kaldırılmıştır.
17’nci yüzyılda Avrupa’da köle ticaretinin borsası haline gelen Amsterdam, belki de şimdilerde bu özelliğiyle övünüyordur (!).  Bugünkü Hollandalıların ataları, Doğu Hindistan Şirketi adıyla, Madagaskar, Endonezya, Hindistan ve Sri Lanka’da köleleri çalıştırmış, dünyanın dört bir yanı Hollanda’nın sömürgeci anlayışından nasibini almıştı. Öyle ki, bazı yerlerde bir Hollandalı’ya düşen köle sayısı yüzlerle ifade ediliyordu.
1740’larda Hollandalı koloni askerleri, bugün Jakarta’da bulunan Batavia sahil kentinde 10-12 gün içinde 10 binden fazla yerli Çinliyi katletmişti...
Batavia işgali ve sömürü
Batavia, Endonezya’nın Cava Adası kuzey-batısında yer alır. Kader bu sahil şehri için hiç de iyi tecelli etmeyecektir. Hollanda bu dakikadan itibaren de siyasî ve askerî yapılanmasını da başlatır. Kent halkı Müslüman olup yönetiminde Ada’daki sultanlıklardan Banten Sultanlığı’na bağlıdır. Liman dev ticaret gemilerinin gelmeye başlamasıyla ticaret hayatı umulmadık şekilde canlanır.
Şehir, 1811-1816, 1942-45 yılları gibi kısa dönemli istisnalar hariç devamlı olarak Hollandalıların hâkimiyeti altında kalır. Sömürge yapıları arasında kanalları, kışla tipi binaları ve arşiv binasını sayabiliriz. Hollanda otoritesini burada sağlamlaştırınca Cava Adası’na yayılmaya başlamıştır. 
Ada’nın zenginlikleri taşınıyor
Ada’da yetişen tarım ürünleri Avrupa’ya taşındıkça Avrupa bürokrasisi de Ada’ya taşınıyordu. Bu şekilde yönetim ve ticari faaliyetler daha sıkı şekilde kontrol altında tutulabiliyordu. Hollandalı memurlar hem mal sahibi, hem vergi müfettişi, hem kontrolör görevlerini ifa ediyorlar ve çalıştırdıkları kişilere karşı acımasız davranıyor, köle ticareti yapıyorlardı. 
Bu dönemde limanda kayıtlı köle gemilerinin sayısı yüzlerle ifade ediliyordu. Madagaskar, Endonezya, Hindistan ve Sri Lanka’dan getirilen köleler ölesiye çalıştırılıyor, nitelikli ve son derece itaatkâr olanlar Avrupa’ya taşınıyordu.
Endonezya halkı öteden beri müstakil sultanlıklar halinde yaşamaya alışmıştı. Cavalılar isyan edince isyan kanlı bir şekilde bastırılmıştı. 1873’te başlayan ve 1903’e kadar devam eden Açe isyanında, yerli halktan 70 bin civarında insan hayatını kaybetmişti. Hollandalıların Cakarta’daki hâkimiyetleri, 17 Ağustos 1945 tarihinde Endonezya Cumhuriyeti’nin bağımsızlığına kadar sürmüştür.       
(Devam edecek)

 

Bu makale 186 defa okunmuştur.
MAKALE YORUMLARI
ANKETİMİZE KATILIN

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

Beğendim
Beğenmedim
Fena Değil

Tüm Anketler
NAMAZ VAKİTLERİ