Bugun...
05-03-2018
CENGİZ BAYSU

CENGİZ BAYSU

Hollanda’nın kulakları çınlasın (II)

Osmanlı arşiv belgelerinde Hicri 975 yılında Açe Kalesi ile ilgili bilgilere rastlanır. Bir de Kırım’da bulunan Açe Kalesi ile ilgili bilgiler bulunmaktadır... Endonezya Adası’nda bulunan Açe ile ilgili bir kayıtta padişah emri;
“Açe Padişahı Sultan Alâeddin elçi ve mektup göndererek Portekizlilerin Müslümanlara saldırılarda bulunduklarını bildirip yardım talep etmektedir. Süveyş’te bulunan donanmadan on beş kadırga ve iki barçanın silah ve cephane ile donatılarak içine yeteri kadar cenkçi ve asker konulsun. Askerlerin bir yıllık zahire ve mevâcibleri (aylıklarının) temin edilsin. Başbuğ tayin olunan Kurdoğlu Hızır Kaptan’a teslim edilsin. Erzak kadırgalara sığmazsa barçalara yüklenerek gönderilsin. Barçalar dönüşlerinde baharat getirsin. Açe padişahının adamlarının memleketlerine götürmek istemeleri halinde Mısır’dan bakır, at, silâh vs. satın alarak götürmelerine engel olunmasın. 

İbadet yasağı ve ilk tacizler
Önceki bölümde belirtilen kısıtlama ve baskılarla kalmayan Hollanda, 1716 yılında başkaldırı içgüdüsünü tetikleyebileceği endişesiyle Endonezya’daki Müslüman halkın hac ibadetini de engellemiştir. 
Hollanda istilâ zihniyeti, Müslümanların hac ibadetini, “sömürgeciliğe karşı bilinçlenmenin bir başkaldırı sürecini tetikleyeceği” endişesi olarak görmüştür.  Bu şekildeki baskılar 19’uncu yüzyılda Açe Savaşı (1873-1904)’na ve dolaylı olarak binlerce insanın hayatını kaybetmesine yol açmıştır.
Hindistan’ın güneyindeki Sumatra Adası’nın batısında bulunan, üç milyon Müslümandan oluşan Açe hükümeti, Felemenk hükümetinin idaresine girmeyince savaş çıkmış ve Osmanlı Devleti’nden yardım istemiştir. Osmanlı hükümeti, aradaki mesafenin uzaklığını dikkate alarak Felemenk Devleti’ne dostane bazı ihtaratta bulunulmasını havi Meclis-i Vükelâ’da karar almıştır. 

İlk yazışmalar
Açe konusunda yoğun ilgi ve yazışmalar Açe meselesi ile ilgili Lord Granwille’nin mektubu,   Açe meselesi hakkında Morning Post Gazetesi’nde bir makale yayımlanmış ve bu makaleyle ilgili raporun alındığı bildirilmiştir.  Hollanda’nın Açe üzerinde uyguladığı politikanın kıymetlendirmesi, Osmanlı arşivinde net ve ayrıntılı olarak 1890 yılında ele alınmıştır. 
Hollandalı misyonerler, bir başkaldırının önlenmesi konusunda kendilerine yandaş kişi ve kitleleri ele geçirmeye çalışmışlardır. Bunun üzerine Osmanlı istihbarat kaynakları da Açe üzerinde bilgi toplama faaliyetlerini sıklaştırmışlardır.        
          
İstihbarat faaliyetleri
Açe halkı üzerinde nüfuzu olup Felemenk-Açe savaşında bir hayli etkili olan Seyyid Abdurrahman ez-Zahiri veya ez-Zahidi Paşa Hollanda yönetimi tarafından Mekke’ye gönderilmiştir. Paşa Mekke’ye gittikten sonra kızı Şerife Ayşe Hanım Batavya’ya gelmiş ve dikkat çekmiştir. Batavya Başşehbenderliği’nden gelen yazıda olayın tahkik edilmesi istenmiştir. 
Flemenklerin (Hollandalılar) yaptığı haksız ve uygunsuz muameleden şikâyet eden Açe halkının hallerinin Padişah’a arz edilmesi amacıyla Açe(Cava Adası) emîrine mektup vermişlerdir. 
Açe kıtası rüesasından olup Flemenk Hükümeti aleyhinde harbe kıyam eden Toko Ömer namındaki sergerde hakkında askeri tedbirler alınması kararlaştırılmıştır. Belge: 1313 Z 30
Devam eden çalışmalar
Hollandalı yerleşimciler kendilerine sığınmak isteyen yerli halktan birçok kişiyi katletmiş, 5-6 yaşlarındaki çocukları annelerinin kucaklarından alarak parçalamışlardır. Bazı çocukları alevlere bazılarını nehirlere atmışlar, silahsız köylülere katliam yapmışlardır.
9 Aralık 1947’de Hollanda sömürge birlikleri bugün Java adasında bulunan Rawagede köyünde silahsız 430’dan fazla kişiyi katletmişlerdir.
Endonezya’daki misyonerlik faaliyetleri bizzat Hollanda devleti tarafından finanse edilmiş ve bu durum Endonezya’nın bağımsızlığını kazandığı 20’nci yüzyılın ortalarına kadar devam etmiştir. 
Protestan Kilisesi 1815’ten itibaren tamamen devletin kilisesi olarak faaliyet göstermiş, atamalar, maaş ödemeleri ve programlar bizzat devlet tarafından yapılmıştır. 20’nci yüzyılın başlarından itibaren Hristiyanlaştırma politikası batılılaşma adı altında devam ettirilmek istenmiştir.
İşte size Türk bakanlara yönelik ırkçı ve faşist uygulamalarıyla demokrasi tarihine kara bir leke olarak geçen tutumuyla Hollanda’nın geçmişi… Katliam ve kara lekelerle dolu…  Sen Hollanda 1915 soykırımını hâlâ kabul et! Ama şu sorulara da cevap verebilir misin acaba?
1. Sizin Müslümanları Hristiyanlaştırdığınız gibi, Osmanlı Devleti Hristiyanları veya
Ermenileri Müslümanlaştırdı mı?
2. Sizler, Batavya’nın Hollanda Genel Valisi’nin direktiflerine karşı gelen Müslümanları
kurşuna dizdiniz. Oysa Osmanlı yöneticileri devletin yasalarına karşı gelen Ermenileri kurşuna dizdirmedi. Tehcire ve mecburi ikâmete tabi tuttu. Siz bunlara cevap hazırlayadurun ben Srebrenitsa’yı da yazayım bu arada…

Bu makale 336 defa okunmuştur.
MAKALE YORUMLARI
ANKETİMİZE KATILIN

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

Beğendim
Beğenmedim
Fena Değil

Tüm Anketler
NAMAZ VAKİTLERİ