Bugun...
19-06-2018
CENGİZ BAYSU

CENGİZ BAYSU

Ihlamur ve Kalender Kasırları

1-Ihlamur Kasrı
Beşiktaş, Yıldız ve Nişantaşı yamaçları arasında kalan Ihlamur Vadisi, tarihi kaynaklardan anlaşıldığına göre 18’inci yy’dan 20’nci yy başlarına kadar içinden Fulya Deresi’nin aktığı, ıhlamur ve çınar ağaçlarının gölgelediği yeşillikler içinde bir mesire idi.

Kasrın ilk ortaya çıkışı
Bugün kasırların yer aldığı vadinin ilk bölümü Sultan III. Ahmet (1703-1730) döneminde tersane eminlerinden Hacı Hüseyin Ağa2ya ait bağ iken devlet hazinesine katılarak padişaha ait bir hasbahçeye dönüştürülür.
Yıldız’a doğru yükselen ikinci bölümünde Sultan III. Selim (1789-1807) ile Sultan II. Mahmut’un (1808-1831) kemankeşlerle birlikte atış yarışmaları yaptıkları günümüze ulaşan bazı nişan taşlarından anlaşılmaktadır.

Nişan taşları ve atışlar
Bu nişan taşlarının üzerinde sultanların su dolu testilere yaptıkları atışların mesafeleri, dereceleri ve tarihleri yazılıdır. Sultan Abdülmecit (1839-1861) döneminde vadinin “Muhabbet Bahçesi” denilen üçüncü bölümü de eklenerek ağaçlandırma ve setli düzenleme çalışmaları yapılır. Fransız şair Lamartin, 1846’da sultanın konuğu olarak ağırlandığı Ihlamur semti ve çevresini şöyle tasvir ediyor:
“… Binanın karşısındaki bahçede güzel yemiş ağaçlarıyla bu vadiye ismini veren büyük ıhlamurlar vardı. Köşke çıkan üç basamaklı merdivenin önünde yasemin dallarını aşamayan küçük bir fıskiye, tatlı bir şırıltıyla mermer havuza dökülüyordu. Ihlamur Köşkü, padişahın en sevdiği köşktür, burada dinlenir ve burada mütalaa eder…”

Sonradan yapılan ilâveler
Lamartin’in sözünü ettiği bu mütevazı bağ köşkünün yerine Sultan Abdülmecit, 1849-1855 yıllarında iki kasır yaptırır ve buraya “ferahlık, tazelik, neşe, sevinç” anlamlarına gelen Nüzhetiye adını verir. 
Sultan Abdülaziz (1861-1876) döneminde hasbahçede zaman zaman çeşitli eğlenceler ve pehlivan güreşleri düzenlenirdi. Sonraki yıllarda padişah ve ailesinin gezileri için uğrak yeri olmaya devam eden Ihlamur Kasırları, Cumhuriyet’in ilanından sonra TBMM tarafından 1951’de İstanbul Belediyesinin kullanımına verilmiş ve Tanzimat Müzesi olarak düzenlenmiştir.

Merasim Köşkü
Merasim Köşkü, giriş salonu, salonun iki yanındaki birer oda, ön cephede Barok çizgiler taşıyan merdiven ilginç kabartmalarıyla çarpıcı bir mimarlığa sahiptir. Kasrın iç süslemelerinde 19’uncu yy Osmanlı sanatında tercih edilen Batılı dekorasyon anlayışına uygun bir süsleme programı tatbik edilmiştir. Avrupa’nın çeşitli üslûplarındaki mobilya ve döşeme öğeleriyle belirli bir bütünlük sağlanmıştır.
Maiyet Köşkü ise orta sofaya açılan köşe odalarından oluşan mekân düzenlemesiyle geleneksel bir şema sergiler. Odaların duvarları farklı renklerde mermer görünümü veren stuko ile kaplanmıştır. 

Ziyaret gün ve saatleri
Pazartesi ve Perşembe hariç her gün 09.00-16.00 saatleri arasında ziyarete açıktır. Kapalı mekânlarda fotoğraf makinesi, kamera ve cep telefonuyla çekim yapılmasına müsaade edilmiyor.

2-Kalender Kasrı
I.Ahmet döneminde (1605-1617) Sultanahmet Camiinin yapımında görev alan bina eminlerinden Kalender Çavuş’un sahil sarayı olan ahşap bir yapıydı. Daha sonra yıkılmış ve şehrin girişlerinin kontrolü ile görevli Bostancıbaşı için buraya kolluk binası yapılmıştır.
Sultan III. Ahmet döneminde (1703-1730) bu binanın olduğu yer yeniden ele alınarak biniş kasrına dönüştürülmüş ve çevresindeki bahçeler mesire yeri olarak düzenlenmiştir. Patrona Halil Ayaklanması’ndan sonra ihmal edilen kasır, bir süre sonra yeniden restore edilmiş ve II. Mahmut’un en sevdiği kasır ve mesire yerlerinden biri olmuştur. 1828-1829 yıllarındaki Rus Savaşı sırasında birliklerimizi gayretlendirmek amacıyla Sancak-ı Şerif buraya getirilmiş ve ulvî bir kimlik kazandırılmak istenmiştir. 

Yeni eklentiler
Sultan Abdülaziz, kendi döneminde bütün kasırları Batılı tarzda yeniletirken Kalender Kasrı’nı yıktırmış, iki katlı kârgir binaya yeni mimari eklentiler de yaptırmıştır. 1817’den sonra yapı kaderine terk edilmiştir.
1933 yılında Maarif Vekâletince alınıp ortaokul olarak hizmete sunulmuştur. Aynı yıl büyük bir yangın geçiren binanın sadece bodrumu, zemin katın duvarları ve balkon sütunları ayakta kalmıştır.
1967 yılına kadar metruk şekilde bırakılan bina, 1967-1969 yılları arasında 1’inci Ordu Komutanı Orgeneral Cemal Tural’ın emriyle yenilenmiş ve Genelkurmay Başkanlığına bağlı bir dinlenme tesisi olarak faaliyete geçirilmiştir.
1981 yılında tekrar onarılan yapı, sahil yolu yapılırken denizden biraz içeride kalmıştır. Bugün Kalender orduevinin bir parçasıdır.

Bu makale 146 defa okunmuştur.
MAKALE YORUMLARI
ANKETİMİZE KATILIN

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

Beğendim
Beğenmedim
Fena Değil

Tüm Anketler
NAMAZ VAKİTLERİ