Bugun...
10-07-2018
CENGİZ BAYSU

CENGİZ BAYSU

İkisi de deli olmayan hükümdarlar (I)

17’nci yüzyılın ilk yarısı Karadeniz’in güneyindeki bir “Deli”nin, ikinci yarısı ise Karadeniz’in kuzeyindeki diğer “Deli”nin hükümranlıklarına tanıklık etmiştir. 
Bu iki deli, tarih içinde birbirlerinin gırtlağına defalarca çökmüş olan Osmanlı ve Rus devletlerinin devlet adamlarıdır. İkisi de çocuk yaşta ülkelerinin başlarına geçmişlerdir. Petro’nun kardeşi engellidir. Avrupa’da incelemelerde bulunan Petro, oralarda çalışmış ve bilim adamlarıyla da tanışmıştır. 
Büyük (Deli) Petro (1672-1725)  
Petro Romanov, nam-ı diğer Büyük Petro veya bizim tarihimizin taktığı lâkapla Deli Petro, 1689’da iktidara gelmiş ve ülkesini 36 yıl yönetmiştir. 1697-1698 döneminde ilk Avrupa yolculuğuna çıkan Petro, 1716-1717 yıllarında ikinci kez Avrupa’ya gitmiştir. Osmanlıda ise yurt dışına çıkan ilk hükümdar Sultan Abdülaziz’dir. Tarih 21 Haziran 1867’dir. Yani Petro’dan 150 yıl sonra… Fransız İmparatoru III. Napoleon’un davetlisi olarak Paris’e gitmiştir.
Petro ile ilgili anlatım, tuhaf, cezbeli, inatçı, romanesk, iddialı bir devlet adamının biyografisi değil sadece. Bir doğu toplumunun Avrupa’yla hesaplaşmasının, modernleşme seyrinin de hikâyesi. Kısa, tok ve güçlü bir dönem analizi...
Hakkında daima çelişkili yorumlar yapılan, delilikle dâhilik, despotlukla hoşgörü, dinsizlikle sofuluk, avamilikle entelektüellik, askerlikle salon adamlığa arasında hayranlıkla ve kahırla anlatılan biriydi Büyük Petro… 
Kitapta anlatılanlar, tuhaf, cezbeli, inatçı, romanesk, iddialı bir devlet adamının biyografisi değil, bir doğu toplumunun Avrupa’yla hesaplaşmasının, modernleşme seyrinin hikâyesi ve de kısa, tok ve güçlü bir dönem analizidir...
Güvenliği polis gücüyle sağlanan, çöpleri toplanan, cadde üstündeki binaları restore edilen, bugünkü anlamıyla belediye hizmetlerinin yapıldığı, yolların ve köprülerin sürekli onarıldığı, ulaşımın kolaylaştırıldığı, kadınların ve her sınıftan insanların sosyal hayata katıldığı bir şehir hayatı düşünmüştü, bunu yollarını açtı, uyguladı. 
Modern Avrupa’yı izliyordu. Oralarda yaşadı, bunu şehrin kenarlarında, limanlarda, fabrikalarda bulunarak, çalışarak, bazen kim olduğunu unutturarak ve kimliğini gizleyerek yapıyordu. Bu bakımdan büyük bir hayalperestti, vazgeçmeyecek kadar hırslıydı; selefleriyle kıyaslanmayacak ölçüde mütevazıydı.
Bürokratik devletle sınırlı kalmayan iyileştirmeler yaptı. Şehre, sosyeteye, salonlara farklı sınıflardan karşılaşmasını kolaylaştıracak aleniyetler kazandırdı. Büyük Petro, tuhaf, cezbeli, inatçı, romanesk, iddialı bir devlet adamının biyografisi değil sadece. 
Bir doğu toplumunun Avrupa’yla hesaplaşmasının, modernleşme seyrinin de hikâyesi. Kısa, tok ve güçlü bir dönem analizi...
Petro Romanov’un icraatı 
Deli Petro, 1689’da Çar olduğunda ilk yaptığı iş, ilk Rusça gazetenin çıkışını sağlamak olmuş, ardından Avrupa’nın kullandığı Jülyen takvimine geçilmesi emrini vermiştir. Kadınların kendi rızaları olmadan evlendirilmesini yasaklamış, Rus alfabesini geliştirmiştir. 
Evrensel kitapları Rusçaya çevirten Petro, ilk hastaneyi ve ilk tıp fakültesini kurdurmuştur. Siyaset üzerinde ağırlığı olan Rus kilisesinin dizginlerini eline almıştır. Avrupa’ya gittiği yıllarda tanıştığı ünlü Alman bilim adamı Leibniz ile dostluk kurmuş ve onun tavsiyeleri doğrultusunda Saint Petersburg Bilimler Akademisi’nin kurulmasını sağlamıştır. 
Akademiye çok sayıda yabancı bilim insanının katılmasına olanak sağlamış, kendilerine ödenen ücreti daima yüksek oranda tutmuştur. Bilime değer verildiğini gören Avrupa’nın birçok bilim adamı Rusya’ya akın etmeye başlamıştır.
İlk bilimsel dergi de Romanov zamanında çıkarılmış ve Avrupa’nın en önemli kütüphanelerinden biri ve Bilimler Akademisi kurulmuştur. Uzay gözlem enstitüsü, botanik bahçesi, müze, basımevi, sanat atölyeleri de Romanov zamanında kurulmuştur. Rusya Bilimler Akademisi üyeleri, bugüne kadar 20 Nobel almıştır.
Osmanlı Devleti ve siyasi durum
Korkunç İvan’ın faaliyetleri, Rusya’yı Rusya yapan temel dayanaklardır. Osmanlı Devleti, soydaşı olan kırım Hanlıklarına karşı tutarsız davranırken Moskova Knezliği’ni pek de dikkate almamıştır. Rusların modernleşme çabaları Deli Petro sayesinde ve Katerina zamanında zirve yaparken Osmanlı Devleti 
Sultan (Deli) İbrahim
Deli İbrahim, 8.2.1640-8.8.1648 yılları arasında sekiz yıl saltanatta kalmıştır. 25 yaşında ve 18’inci padişah olarak tahta geçmiştir. Uzun yıllar hükümdar ağabeyinin (IV. Murad) yollayacağı cellâtları beklemiş, sinirleri harap olmuştu. 
Sarayın dört duvarı içinde fazla bilgi edinemedi ama kendince bilgeliğinin olduğu ve büyücüden tedavi gördüğü söylenir. Petro ile kıyaslanacak bir hükümdar olduğunu söylemek zordur. İsterseniz bunu bir yabancının gözüyle değerlendirelim:
“… Konstantinopol’de iktidar, kalem ehli, bürokratlar, Enderun mensupları, saray halkı, kılıç ehli ve ulema arasında elden ele dolaşırken Yeniçerilere ya yaranıldı ya da satın alındılar ve ayak takımı tatmin edildi. Sultanlar artık gerçekten hüküm sürmüyorlardı. Bu dönemde pek az sultan kendiliğinden ölüyordu… Moskofya felâketler içinde ilerlerken Türkiye felâketler içinde boşuna debelendi…”                                 (Devam edecek)

 

Bu makale 242 defa okunmuştur.
MAKALE YORUMLARI
ANKETİMİZE KATILIN

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

Beğendim
Beğenmedim
Fena Değil

Tüm Anketler
NAMAZ VAKİTLERİ