Bugun...
24-06-2018
CENGİZ BAYSU

CENGİZ BAYSU

İran’ın suskunluğu

2009 yılı.
İran’ın nükleer programını uygulamaya koyup sürdürmek istemesi uluslararası toplumun tepkisini çekiyordu. Sonunda İran ile Batılı ülkeler müzakere masasına oturmuştu. Batılılar İran’dan nükleer faaliyetlerini durdurmasını istemişlerdi. Körfez ülkeleri ise sessiz kalmaya özen gösteriyor, eğer müdahale gerekiyorsa medya üzerinden gayriresmi şekilde seslerini duyurmaya çalışıyorlardı. ABD, tüm gelişmeleri adım adım takip ediyordu.
Mayıs 2010. 
Türkiye ve Brezilya, BM Güvenlik Konseyi’ne ortaklaşa bir mektup göndererek ülkeye yeni yaptırım uygulanmamasını istemişlerdi. Mektupta, “Brezilya ve Türkiye müzakerelere bir fırsat verilmesi ve meseleye barışçı çözüm sağlanmasını baltalayacak adımlardan kaçınılması zamanının geldiğine inanmaktadır” deniliyordu. 
ABD, İran’a yaptırım uygulanması konusunda BM’ye bir tasarı sunmuş, tasarı Güvenlik Konseyi’nin veto hakkı olan üyeleri Rusya, Çin, İngiltere ve Fransa’nın da desteğini almıştı.
31 Aralık 2017
İran’da hayat pahalılığını protestoyla başlayan gösteriler yayılırken, aralarında PKK’ya yakın PJAK’ın da olduğu Kürt partileri sahneye çıkmıştı. PKK’ya yakınlığıyla bilinen PJAK,
“Bazıları bilerek ya da bilmeyerek halkın itirazlarını sadece ekonomik nedenlere bağlamaktadır. Ama bilmeliyiz ki tüm sorunların kaynağında siyasi nedenler vardır. Demokratik çözüm olmadan ve demokratik siyaset yöntemine başvurmadan İran'ın hiçbir sorunu çözüme kavuşmayacaktır. Bu bağlamda köklü değişim ve dönüşüm için İran'da yapılan her türlü eylem meşrudur. 
Bu hassas ve olağanüstü ortak mücadele, yan yana durma ve örgütlenme İran halkları için büyük önem taşımakta ve demokrasi güçlerini korumak için büyük bir önem taşımaktadır. PJAK olarak başta Kürt halkı olmak üzere tüm İran halklarını özgürlük için verilen mücadelenin saflarına çağırıyoruz” açıklamasını yapmıştı.
İran'ın birçok kenti son birkaç günde, herhangi bir siyasi şahsiyet veya grubun çağrısı olmadan, ülkenin ekonomik, siyasi ve "yoksulluk, işsizlik" gibi sosyal durumuna itiraz etmek amacıyla bir araya gelen kitlelerin geniş çaplı gösterilerine sahne oldu.
2018 yılı. 
ABD Başkanı Trump, İran’daki olayları takip ediyor ve  “İran halkı vahşi ve yoz İran rejimine karşı harekete geçti. Başkan Obama’nın çok aptalca onlara verdiği para, teröre ve onların ceplerine gitti. İnsanların yemeği az, enflasyonu çok, insan hakları ise yok. ABD izliyor!”  sözleriyle konuya müdahil oluyordu. Giderek ülke sathına yayılmaya başlayan gösterilerin odağında dini lideri Hamaney vardı. Hamaney, düşmanların ülkedeki eylemleri para, silah ve ajanlarla körüklediğini söylüyordu.
Sokaklarda kalabalık kitleler polisle çatışıyor ve Hamaney’in posterlerini yırtıyordu. Can kayıpları veriliyor, gözaltına almalar başlıyordu. Ortadoğu muhabiri Cockburn ise olayları Ruhani’yi köşeye sıkıştırmak isteyen şahin kanadın başlatmış olabileceğini yazıyordu.
Nereye varılmak isteniyor?
Evet, öncelikle İran suskundur. Sebebine gelince;
1. ABD gibi bir devin pençesine düşmekle karşı karşıyadır. Bu durumu sadece askeri
anlamda anlamamak gerekir. İktisadî olarak düşünmek gerekir. Suriye olayı, sıranın yavaş yavaş İran’a geleceğinin sinyallerini vermektedir. Amerikan kuvvetlerinin Irak topraklarından tamamen çekilmemiş olması, buralarda üsler inşa etmesi, benzer yapılanma ve yığınaklanmayı Fırat Havzası’nda, Menbiç’te yapması, terör unsurlarına çok sayıda silah ve mühimmat göndermesi İran’ı batıdan kuşatmak anlamına da gelmektedir.
2. PKK ve yan unsurları, Amerikan kuvvetlerinin her zaman desteğinde bulunmuş ve
destek görmüştür.  İran bu yüzden Türkiye ve ABD’nin arasının her zaman iyi olmasını istemez. Batı dünyasına karşı en büyük destekçisinin de Türkiye olduğunu bilir. ABD ile arasının açık olduğu zamanlar Türkiye’yi yanına çekmek için PKK’ya karşı işbirliği teklif eder. 
3. İran, Körfez ülkelerinden hiçbir zaman destek görememiştir. Güveneceği bir ülke
yoktur. Türkiye de ABD ile birtakım anlaşmalar yamaktadır. Bu belirsizlik İran’ı tedirginliğe itmektedir. Şu dönemde Türkiye ile ilişkilerinde de güvensizlik yaşamaktadır. İran yönetiminin yalnızlığını herhalde bu şarkı en iyi şekilde yansıtıyordur:

Sorma ne haldeyim
Sorma kederdeyim
Sorma yangınlardayım
Zaman zaman
Sorma utanırım
Sorma söyleyemem
Sorma nöbetlerdeyim.
Başım dumanlı

Bu makale 198 defa okunmuştur.
MAKALE YORUMLARI
ANKETİMİZE KATILIN

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

Beğendim
Beğenmedim
Fena Değil

Tüm Anketler
NAMAZ VAKİTLERİ