Bugun...
10-12-2017
CENGİZ BAYSU

CENGİZ BAYSU

Kağnıda üçüncü tekerlek

Yıllarca yazı yazdım.
Kızdım yazdım, neşelendim yazdım. Gördüm
yazdım, duydum yine yazdım. Bazen evde kendi
arşivime göz atar, yazdıklarımı okurum. “Keşke
yazmasaydım” dediğim hiç olmadı; ama keşke
bu yazıyı yazarken şunları da ekleseymişim dediğim
oldu. Bazen de bu yazıyı keşke şöyle bir dönemde
yazsaydım dediğim de olmuştur. Bir
gerçek var ki, yazmaktan kendimi alamıyorum.
Yazmakla baş edebilmek
Yazmakla baş edebilmek sorun oluyor. Sen
istediğin kadar yaz. İnsanımız okumuyor ki…
Trafik yine aynı trafik; yere tüküren, kadına şiddet
uygulayan, alkol alıp rezalet çıkaran, kamu vasıtalarında
küfürlü konuşan değişmiyor ki…
Konu yazmaktan açılmışken gençlere bir tavsiyem
olacak. Siz de yazın. Sokağınızı, arkadaşlarınızı,
Türkiye’nin bugünkü durumunu, eğitim
sistemini… Yıllar çabuk geçiyor. Kırklı yaşlara
geldiğinizde elinizde geçmişin karşılaştırmasını
yapabileceğiniz notlarınız olur.
Sokağınızın adını değiştirmeye kalkışırlar,
oradaki tarihi eserin, anıt ağacın varlığını öne sürerek
engel olursunuz. Eğitim sistemine yenilik
getirirler, nasıl köhne sistemle yetiştirildiğinizi hatırlayarak
destek verirsiniz. Sezgi yeteneğiniz gelişir.
Günlük esprileri yakalarsınız.
Misafirlikte
Komşuya yaptığımız gece gezmesinde evin
kadını izine gelen oğluna
düşkünlüğünü her
fırsatta göstermeye çalışıyordu.
Baba daha
mesafeli daha soğukkanlı…
Kadıncağız iyi
niyetle,
---Adnan gitsin de
eve temizlikçi kadın alacağım.
Baba atıldı:
---Niye oğlan tehdit unsuru mu?
Gençlerin anlattıkları
Gençlerin arasına dalınca kısa cümlelerle anlattıkları
bana ilginç geliyor. Adam elindeki kâğıda
bakarak konuşuyor;
---Afedersiniz şu adres nededir acaba?
---Elinizde ya!
Bıkmış adamların cevabı
Bir de öyle köşe başını tutmuş insanlar var ki,
adam akşama kadar iki tarak, bir ayna satacaktır
esner durur. Gelen geçen arasında onca insan
adres sorar. Sabah iyi niyetle ve sakin kafayla
soruya verilen cevap akşama doğru renk değiştirir
hatta fırtınalı hal alır.
---Şu adresi nasıl bulurum.
---Arayarak ve sokak adlarına bakarak…
Bir başkası gelir sonra;
---Bu sokağın nerede olduğunu biliyor musunuz?
---Bilseydim muhtar olurdum hanımefendi…
Kıvrak zekâlılar düşünen adamlara takla
attırdı
Gezi parkı olayları sırasında duvar yazılarını,
sosyal medyada çıkanları ilgiyle okuyordu. Ne
kadar yetenekli, ne kadar hazırcevap insanımız
varmış. Söz yakıştırmakta usta olanlar, pratik zekâya
sahip olanlar, fıkra üretenler… Edebiyatımıza
yeni bir boyut kazandırdılar.
---Alooo, şu anda neredesin?
---Telefondayım.
Esprisiz bir hayatı düşünmek zordur. Espriye
muhatap olmak, esprinin mağduru veya faili
olmak kimseyi incitmemeli. Espri üretmek ise
büyük bir yetenek işidir. Yeter ki, kişilerin namus
ve şerefleriyle oynanmasın, ders çıkarılabilecek
cinsten olsun…
Bir de Neyzen Tevfik’ten dinleyelim
Bu günü gün sayar düşünmez derin
Kulağı var dersin inanmaz yerin
Kulu kurbanıdır bir keyfî emrin
Kanunî maddeye zeylen ek gibi
Karnına nispetle kafası dardır
Bilmediği varsa şerefle ardır
Varlığı engeldir, yokluğu kârdır
Kağnıda üçüncü tekerlek gibi

Bu makale 145 defa okunmuştur.
MAKALE YORUMLARI
ANKETİMİZE KATILIN

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

Beğendim
Beğenmedim
Fena Değil

Tüm Anketler
NAMAZ VAKİTLERİ