Bugun...
06-01-2018
CENGİZ BAYSU

CENGİZ BAYSU

Karışık olsun (I)

Rusya ve Putin
Putin seçimlere hazırlanıyor. Rusya’nın Nijniy Novgorod kentinde düzenlenen bir etkinlikte açıklama yapan Putin, “Evet, önümüzdeki yıl düzenlenecek seçimlerde aday olacağım.” demişti. Üstelik seçimler, Kırım’ın Rusya tarafından ilhakının yıl dönümü olan 18 Mart 2018 tarihine planlanmış.
Yapılan yorumlarda, Putin’in koltuğunu koruyacağına kesin gözüyle bakılıyor. Rus Kamuoyu Vakfı (FOM) tarafından kısa süre önce sonuçları yayınlanan ankete göre, Rus halkının yüzde 68’i seçimlerde Putin’e oy vermeyi planlıyor.
Rusya Liberal Demokrat Parti Genel Başkanı Vladimir Jirinovski’nin % 7’lik bir sonuç alacağı, Komünist Parti lideri Gennadiy Zyuganov’un ise % 4’lük bir sonuç elde edeceği anketlere yansımış. Muhalif aktivist ve "Yolsuzlukla Mücadele Fonu" kurucusu Aleksey Navalnıy ise hakkında açılan davalar nedeniyle Rus yetkililerin karşı çıkmasına rağmen başkanlık seçimlerinde aday olacağını açıklamıştır.
AB’den Rusya’ya seçim eleştirisi
AB, 18 Mart’ta yapılacak olan seçimlerinde muhalif Navalnıy’ın adaylığının reddedilmesinin, siyasi çoğulculuk ve demokratik seçim ihtimaline “ciddi şüphe” düşürdüğünü, seçimlerde herkese eşit fırsat  verilmesinin beklendiğini vurgulayarak, siyasi amaçlı suçlamaların seçimlere katılımı engellemek için kullanılmaması gerektiğini kaydetmiştir.
Ayrıca açıklamada, Rusya’da yapılacak seçimlere Avrupa Güvenlik ve İşbirliği  Teşkilâtı (AGİT) gözlemcilerinin davet edilmesinin beklendiği de belirtilmiştir. Renkli kişiliğiyle, spora olan düşkünlüğü ve fırsat buldukça halkının arasına katılmasıyla dikkatleri çeken Putin’in yeni seçimlerde de iktidarını sürdüreceği kesin gibi görünüyor.
Alman Bakan’ın açıklaması
Almanya Dışişleri Bakanı Sigmar Gabriel, İngiltere’nin Avrupa Birliği’nden 'akıllıca' bir anlaşmayla ayrılması durumunda bunun Türkiye ve Ukrayna için model oluşturabileceğini söylemiştir.
Alman bakan, bu iki ülkenin yakın bir zamanda Avrupa Birliği’ne girme ihtimali olmadığını, bu duruma alternatif olarak ikili ilişkilerin daha da yakınlaşması gerektiğinin altını çizmiştir. Gabriel, Türkiye ile Gümrük Birliği anlaşmasının kapsamının genişletilebileceğini de sözlerine eklemekle birlikte “Türkiye’deki durumun yeniden değişmediği sürece bunun söz konusu olamayacağını” ifade etmiştir. 
Ukrayna meselesi
Türkiye ve Ukrayna’nın önümüzdeki yıllarda AB’ye üye olabileceğini düşünmediğini belirten Almanya Dışişleri Bakanı, “daha yakın bir işbirliği için alternatif yollar aranması gerektiğini” söylemiştir.
Alman Bakan, “Türkiye’de tutuklu bulunan Alman vatandaşlarının son dönemdeki tahliyeleri iyi bir işarettir. Ancak Die Welt gazetesi muhabiri Deniz Yücel ile ilgili büyük endişe devam ediyor. Türkler Yücel’in durumunun bizim için ne kadar önemli olduğunu biliyor” diye konuşmuştur.
Türkiye’nin AB’ye girişinin önümüzdeki yıllarda da gerçekleşmeyeceği en yetkili ülkenin en yetkili kişisi tarafından dile getirildiğine ve İngiltere’nin de, 29 Mart 2019’da AB’den ayrılması hedeflendiğine göre Türkiye’nin yeni arayışlar içine gireceği, önüne yeni ittifaklar, ticari ortaklıklar ve askerî anlaşmalar gibi seçenekler çıkacağı ihtimal dahilindedir.
Avusturya Başbakanı’nın açıklaması
AB’nin hırçın ülkesi Avusturya galiba yavaş yavaş da olsa imana geliyor. Başbakanı Sebastian Kurz bir Alman gazetesine verdiği mülâkatta, Avusturya’da İslam’ın 1912 yılından bu yana var olduğunu ancak ülkesinde siyasal İslam’a izin vermeyeceklerini söylemiştir. 
Bu uyarı, yeni hükümetin Orta Doğu uzmanı olarak tanınan Dışişleri Bakanı Karin Kneissl’in görüşleriyle de örtüşmektedir. Kneissl, Siyasal İslam’ı ülke için en büyük tehlike olarak tanımlayan görüşleriyle tanınmaktadır.
Mülteci sorunu
Başbakan Kurz verdiği son mülâkatta, Avrupa Birliği’nin, Vişegrad ülkeleri olarak anılan dört Doğu Avrupa ülkesi tarafından çok eleştirilen zorunlu mülteci kotası projesinden vazgeçmesinin akılcı bir adım olacağını belirtmişti.
Kurz, zorunlu kota önleminin çok mantıklı olmadığını, çünkü mültecilerin hedeflerinin zaten Almanya gibi, mültecilere önemli haklar tanıyan gelişmiş ülkeler olduğunu, dolayısıyla da başka bir ülkeye kota nedeniyle nakledilen mültecilerin, o ülkede uzun vadede kalmak istemeyeceğini vurgulamıştır.
Kurz Avrupa Birliği'nin ülkeler arasındaki iç sınırları kaldırarak tüm kıtada bir özgürlük adası oluşturduğunu ancak iç sınır tanımayan bu özgürlüğün sadece dış sınırların güvenli bir şekilde korunmasıyla mümkün olacağının da altını çizmiştir.
Rusya’nın Baltık’taki hava ihlâlleri, Kaliningrad’da büyük çaplı tatbikatlar yapması ve Doğu Avrupa’ya söz geçirme isteklerini ortaya koyması gibi çıkışları nedeniyle dış sınırların önem kazanması Avrupa savunma anlayışı bakımından normaldir. Türkiye’nin Avusturya ile olan ilişkilerini de gözden geçirmesi, yumuşama sürecine katkıda bulunması uygun olacaktır.
Devamı Yarın

Bu makale 212 defa okunmuştur.
MAKALE YORUMLARI
ANKETİMİZE KATILIN

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

Beğendim
Beğenmedim
Fena Değil

Tüm Anketler
NAMAZ VAKİTLERİ