Bugun...
23-06-2018
CENGİZ BAYSU

CENGİZ BAYSU

Limitleri zorlamak

 Ölmek şanımızda vardır. “Kurbanın olayım” diye başlarız, “Allah canımı alsın ki…” diye inandırıcı konuştuğumuzu zannederiz. “Öldürürüm lan seni” diye tehdit eder, “Ölem ölem” diye türkü söyleriz. Haa, ölmenin başka şeklini yansıtan bir türkü de genellikle düğünlerde söylediğimiz "Dom Dom Kurşunu" dur. Bununla ölür, bununla göbek atarız. Sözlere bakın hele! "Bir avcı vurdu beni, bin avcı beni yedi" …
*                              *                                *
Dolmuşlardaki fiyat tarifesinde en kısa mesafe için "indi-bindi" ücreti alınır. Önce inilip sonra binilmeyeceğine göre, acaba yukarıdaki konuyla paralelliği olacak yaklaşım şu olabilir mi? İnsanlar saati sormak için bileklerini işaret ederken, neden tuvaletin yerini sormak için popolarını işaret etmezler? Bu da edebin ahengi için midir?

Ülkemizde limitler zorlanır   
Bu yazıyı önceden yazdım ve gazeteye gönderdim. Bayramdan önce de yayımlanabilir, sonra da… Vurgulamak istediğim gerçek ülkemizde limitlerin her zaman zorlandığını belirtmektir. Bayram dolayısıyla üç günü kapsayan tatil süresi rapor ve idari izinlerle dört güne çıkarılabiliyor.
Tatile çıkmayı planlayan veya çıkan bazı kişiler, araçlarının çıkış bakımlarını, trafik muayene ve kontrollerini yaptırmadan yola revan olurlar. Hava durumuna, zemin özelliğine, yolcu sayısına veya taşıma kapasitesine aldırış etmeden araçlarını kullanan bazı sürücüler hız sınırlarını ve polisin uyarılarını da dikkate almazlar.
Sürücü uykusuz da olsa yorgun da olsa sadece gideceği yere yetişmek gibi bir düşünce vardır kafasında. İçeridekilerin uyarıları da onu frenleyemez. Aracın radyosuyla, bilgisayar sistemiyle oynamak, telefonla konuşmak, yüksek sesli müzik dinlemek gibi kontrol zafiyeti yaratacak bütün eylemleri bu kişilerin üzerinde görmek mümkündür.
“Tatil gezisi” bir niyet sapmasıyla “ralli”ye dönüşür. Açı ve hız olayını bağdaştıramayan bazı sürücüler,  “hatalı solama”ya başlayınca potansiyel tehlike kaçınılmaz hal alır. Trafik canavarı dediğimiz olay budur, yani canavar içimizdedir. Kurallara dikkat etmiyorsak canavarlığa soyunmuş bir kişi olduğumuzu başkalarının söylemesine gerek yoktur.

Kurallara dikkat edenin günahı ne?
Ülkemizde sağlık muayenesinden ehliyet alımına, sürüş tekniklerinden ilk yardım pratiğine kadar bilinçsizlik ve ilgisizlik görülebilmektedir. Sürücü kurslarındaki eğiticilerin çoğu genç yaştaki eğitmenlerdir. Ne kadarlık bir tecrübesi vardır ki onu aktarabilsin?
Asabi kırılganlığı yüksek, çok sıcak iklimde, karda buzda, siste ve şiddetli yağmurda araç kullanmamış insanlar direksiyona geçince kuralları kendileri koyuyorlar. Zemin üzerindeki mıcır, silecek, park lambaları, patinaj zinciri veya daha çağdaş olan kar lastikleri onları pek ilgilendirmiyor.
Kaza olduğu anda inerek önce arabasına bakıyor, sonra çarptığı insana ”geçmiş olsun!” bile demeden “Sen ne arıyorsun burada?” diyecek kadar küstahlaşabiliyor.
Bin âh ile bir hayatın sona ermek üzere olduğu anda bile insan olarak son görevlerini yapmayı aklına getiremeyen yaratıklar, sağa sola telefonlar ederek trafik poliçesinin yapılmasını, tanıdığı tamirci ustasından aracın bakım gördüğüne dair düzmece raporlar hazırlamasını, araca kapasite dışı binen kişinin hemen kaybolmasını istemekten geri kalmıyor.

Bilir misiniz ebedi özlemi?
Yerde can pazarı yaşanmaktadır. Bir can, bir aile için ne demektir, bilir misiniz? Yetiştirip büyüttüğünüz çocuğunuz bir daha aranızda olmayacak, onun tatlı gülüşünü bir daha göremeyeceksiniz demektir. Albümlere girecek, onu her andığınızda gözünüzde yaşlar belirecek ve genziniz yanacak, yüreğiniz dağlanacak demektir.
Okula giden çocuklara bakarak çocuğunuzun çocukluğu gözlerinizin önüne gelecek ve hayıflanacaksınız. Siz insanî duyguları elden bırakmayarak beddua etmeyeceksiniz; ama katil bunu hiçbir zaman anlamayacaktır. Yasaların uygulanması sizi tatmin etmeyecek, acılarınıza acı katacaktır. Bir trafik canavarının bunları hissedebilmesi için yerde yatıyor ve kendisiyle kimse ilgilenmiyor olması mı gerekir? Neden insan olarak aklını çalıştırmaz? 
Terbiye sınırları içinde kalarak isyanımı ancak bu kadar dile getirebildim. Hani yazımın içinde demiştim ya “limitleri zorlamak” diye? Ben de kendimi daha fazla zorlarsam bu sınırların dışına taşacağımdan korktum. 
   

 

Bu makale 158 defa okunmuştur.
MAKALE YORUMLARI
ANKETİMİZE KATILIN

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

Beğendim
Beğenmedim
Fena Değil

Tüm Anketler
NAMAZ VAKİTLERİ