Bugun...
24-02-2018
CENGİZ BAYSU

CENGİZ BAYSU

Müzeler

   Müzeler, geçmiş ile aramızda bağ kuran, bizden önceki kültürlerin anlaşılmasında ve tanıtılmasında köprüler oluşturan açık alanlar veya kapalı mekânlardır. Yurdumuzda müzecilik anlayışı 19’uncu yüzyıl başlarından itibaren Ahmet Fethi Paşa ile başlamıştır. Cumhuriyet döneminde Topkapı Sarayı, Etnoğrafya ve Aya İrini müzeleri faaliyete geçirilmiştir.

Müze sayılabilecek yerler
    Saraylar, kaleler, kiliseler, kuleler ve yer altı şehirleri gibi barınma amaçlı yerlerin çoğu bugün müzeye dönüştürülmüştür. Kışlalardan ise askeri amaçlı olarak işlevini sürdüren sadece Selimiye Kışlası kalmıştır. Kışlanın bir bölümü Florence Nightingale müzesi olarak ayrılmıştır.
    Bu eserlerin çoğunun içinde geçtikleri dönem ve kültürlere ait buluntular, kullanım eşyaları, silahlar, erimeye yüz tutmuş giysiler, perdeler, kılıflar, çatlamış zeminli tablolar ve sararmış sayfalı kitaplar bulunmaktadır.
    Halen yapılmakta olan kazı ve araştırmalar, çok eski olan insanlık tarihiyle ilgili şaşırtıcı bilgiler edinmemizi sağlamaktadır. İstanbul Boğazı’nda tüp geçit çalışmaları sırasında Bizans dönemine ait nice buluntular gün yüzüne çıkmakta ve müzelerde yerini almak üzere teknik işlemlerinin sonuçlanmasını ve kayıtlarının bitmesini beklemektedir.
    Müzelerin tanıtımı, içindeki eserlerin korunması ve başka yerlerde sergilenmesi hususlarında müze yetkililerinden Kültür Bakanlığına kadar her seviyede ilgi ve özen gösterildiğini biliyoruz. Bu kadar aktif çalışma içinde bazı istenmeyen durumlar da ortaya çıkabiliyor. 

Müzelerin korunması
    1970’li yılların başında Kültür Sarayı’nda oynanan bir piyes sırasında yangın çıkması nedeniyle IV. Murad’ın kaftanı ve ünlü İtalyan ressam tarafından yapılan  tablosu, kılıcı, entarisi, Kösem Sultan’a gönderdiği bir ferman ve Bağdat Seferi’nde giydiği zırhı da hasar görmüştü. Yanan değerli eserler arasında hattatlarından Hafız Mehmed’e ait kıymetli bir Kur’an-ı Kerim de bulunmaktaydı. 
    Yine geçmiş yıllarda müzelerimizde hırsızlık olayları da yaşanmıştı. Önceki Cumhurbaşkanlarımızdan birinin müzeye bıraktığı madalya ve nişanları çalınmış, bazı müzelerimizde bulunan arkeolojik eserler yurt dışına kaçırılmıştı. 
    Bugün daha sağlıklı korunma sağlanan müzelerimizde büyük ölçüde iyileştirme ve düzenlemeler olduğunu görmek memnuniyet vericidir. Esasen köklü tarihimiz ve zengin kültürümüz yine de insanımızdan yeterli ilgiyi göremiyor. 
    Okuma özürlü ve duyarsız oluşumuz müze anlayışımıza da yansıyor. Örneğin; yurt dışında trafikte yapılmayacak bir hareketi ülkemizde yapabildiğimiz gibi o ülkenin müzesinde yapılmayacak bir hareketi de ülkemizde umursamazca yapabiliyoruz. (Kırmızı şeritlerle çevrili alanlara girmek, flaş kullanmak, müzedeki objelere el sürmek veya yerinden oynatmaya çalışmak gibi.)

Müze görevlileri
    Müzeleri gezenlerin zayıf tarafları olduğu gibi müze görevlilerinin de zafiyetleri vardır. Bazı görevlilerden bilgi isteseniz ya sonra anlatacağını söylediğine ya da isteksizliğine tanık olabilirsiniz. Yabancı dil bilgisinin yetersizliğinden dolayı turistlere bilgi veremeyen, gezi başlangıç saatinde dakik hareket edemediği gibi nedenini açıklamayıp özür dilemeyen, bir dönemi dini esaslarla anlatmaya çalışan kişilere de rastlamak mümkündür.
    Özellikle Anadolu’daki il ve ilçelerimizin bazı müzelerinde az sayıda lamba yakılmakta ve tasarruf amacıyla yapıldığı söylenmektedir. Ziyaretçilerin gezisi sırasında lambaların kısmen yakılması uygun değildir. Tuvalet sorunu, gerçekten milli mesele halini almıştır. 
    Tanıtıcı ve bilgilendirici broşürlerin yetersizliği, derme çatma levhalar çatlak ve boyasız duvarlar… Biraz daha genişletmek mümkündür.
    Bir de mevzuat hazretleri çıkar karşınıza… Örneğin; 1911 modeli kabloları erimiş telefonun resmini çekmek istersiniz. Görevli yanınıza gelir, önce yasak olduğunu söyler. İlk amirine birlikte gidersiniz, açıklama başlar. 
    Maksadınızı ve kişisel bilgilerinizi içeren bir form doldurmanızı ve bu formu Ulaştırma ve Habercilik Bakanlığına göndereceklerini, müsaade ederlerse çekebileceğinizi öğrenirsiniz. Daha üst amire çıkarsanız konu daha da genişler, ilgili kanun maddelerini, süreçleri ve dünya müzelerindeki uygulamaları da dinlersiniz.

Öneriler 
    Her yıl tatile giren üniversitelerimizin tarih, sanat tarihi, arkeoloji bölümlerinde okuyan öğrencilerimizden yabancı dili iyi olanlar tespitinden sonra kısa süreli bir oryantasyon eğitiminden geçirilerek ücreti mukabilinde müzelerde istihdam edilebilir. Miniatürk’te olduğu gibi jeton atılmak suretiyle her dilde anlatım yapan makineler konabilir. 
    Emekli tarih ve edebiyat öğretmenleri müzelerde görevlendirilebilir. Bazı tiyatro oyunlarının Anadolu müzelerinde öğrencilere sunulması bir başka seçenektir. Orta öğretim idarecileri, müzeye götürecekleri öğrencilere önceden anlatım görevi vermek suretiyle öğrencilerin de anlatımlara katılmalarını sağlayabilirler

Bu makale 295 defa okunmuştur.
MAKALE YORUMLARI
ANKETİMİZE KATILIN

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

Beğendim
Beğenmedim
Fena Değil

Tüm Anketler
NAMAZ VAKİTLERİ