Bugun...
07-07-2018
CENGİZ BAYSU

CENGİZ BAYSU

Sevgi tohumları

Ağaç sevgisi
Bütün bunların yanında ağacın özelliği olmayan tarafına “odun” denir. (Bu sıfat, aynı zamanda edebiyatımızda kaba saba insanlara yakıştırılan bir sözcüktür.) Dünya nüfusunun artması ve teknolojinin gelişmesiyle baltanın yerini, elektrikli testereler almış, seyrekleştirme ve gençleştirme adı altında orman alanları daraltılmıştır. 
Ülkemizde çayır, koru ve orman alanlarının tamamı vurguncuların ve başıboşların kontrolündedir.  İstanbul’dan örnek vermek gerekirse, tarihi Beykoz ve Küçüksu çayırları ile piknik alanı diye ayrılan yerlerde mangal keyfi yapılır. Bizim fidan dikim sahasının yakınında da piknik yapanlar olmuş. 
Et pişirme nedeniyle gölgesine sığındıkları ağacı tütsüler piknikçiler adeta. O canım ağacın yaprakları sararmaya ve kurumaya başlar. Çöpler ortalıkta bırakılır; hatta sigara izmaritleri söndürülmeden atılır, ağaç gövdelerine idrar izleriyle, diken diplerine pisliklerle imzalar atılır.
O aile ile pikniğe giden çocuklar, büyüklerinden böyle gördükleri için böyle de devam ettireceklerdir. 

Ağacın yararları
Ağacın yararlarını saymak gerekirse;  ülkenin ekonomisini, iklimini, yerleşim alanı sayısını ve nüfus yoğunluğunu değiştirebileceğini söyleyebiliriz. Kâğıt sanayiinin çekirdeğini oluşturur ağaç.  Bir ağacı kâğıt hamuru makinasına göndermemek için kullanılmış kâğıtların yeniden üretime kazandırılması gerekir.  Özellikle şirketlerde ve devlet dairelerinde kâğıt tasarrufuna ve kullanılmış kâğıtların çöpe atılmamasına önem vermeliyiz. 
İşlenmemiş, susuz ve vitaminsiz topraklarda yetişen ve bakımsız kalan ağaçlar gelişemezler, zayıf kalır, dış etkilerle çabuk kırılırlar.  

Çevre sevgisi
Aileden sonra okulda da bir şey alamayan her çocuk adaydır, ormanı yakmaya, çöplük haline getirmeye, salıncak kurmak veya meyvesini yemek için dal kırmaya... Evimizin bahçesindeki ağaca kurduğum salıncak nedeniyle dalın çatlamasına sebep olmuştum.  Babamdan işittiğim azarı bir ben bilirim.   
Hayatta kalan tek öğretmenimi her ay ziyarete giderdim. Bugünleri görmeye ömrü vefa etmedi. Allah rahmet eylesin! Tabiat derslerimizde Beykoz ortaokulundan çıkar,  koruya giderdik.  Tabiat Bilgisi dersinde yaprakların şekil ve damar yapılarına göre ağaçların cinslerini anlatırdı hocalarımız.
Ailelerin evlerinde çiçek beslemeleri yetmez; çiçek sevgisini küçük yaştan itibaren çocuklarına aşılamaları, her yıl orman haftası etkinliklerine götürmeleri, bir fidan dikme gibi alışkanlıklar kazandırmaları şarttır. Sokakta top oynayan çocuklar, refüjlere belediyeler tarafından ekilmiş ve her akşam sulanan çiçeklere basıyor, topun hızla çarptığı çiçek yaprakları dökülüyor, genç fidanlar kırılıyor. 

Edebiyatımızdan 
Şiir kitaplarında çokça adı geçen “yaşlı çınar”lar,  anlatımlarda simge olurken iş hayatında da büyük gayretler gösteren insanları betimlemede vefalı bir yaklaşım ve hitap şekline dönüşürler.  Boy uzunluğu “kavak”la benzeştirilir. 
Mobilyada fazla miktarda atılan cilanın, damarları yok etmesinden ve ağacın dokusunu silmesinden söz edilirken “muşambalaşmış” denir. El yapımı ahşap işleri, insanlık tarihinin derinliklerine kadar gittiğinden her zaman değerini korumuştur. Tema Vakfı’nın çalışmaları gayet olumlu ve ülkemizin yararınadır.  Onların gönüllü temsilcileri olmaya ve destek vermeye ne dersiniz?  

Hayvan sevgisi
Havalar dengesiz seyrediyor. Ya çok şiddetli yağmur yağıyor, ya da abartılı sıcak oluyor. Böyle sıcak bir gün… İstiklâl Caddesi’ndeyim. Genç-orta yaş arası bir hanımefendi… Küçük süs köpeğini gezdiriyor. Tasma, ön ayakların altından ve boyundan geçen cinsten değil, tamamen boğazı kavrayacak şekilde takılmış. Beyoğlu, beton yığını ve asfaltla kaplı... Yerler sıcak… Tasmalı köpek devamlı havlıyor.
Hanım ise mağazaya takılmış, köpeği sürekli tasmasından çekiyor. Yaklaşıp söyleyim dedim, bu hayvanın ayakları yanıyor, diye. Ya dönüp sizi neden ilgilendiriyor, dese ne cevap vereceğim?
Diğer yandan görsel ve yazılı basında geçtiğimiz hafta bir yavru köpeğin ayaklarının kesildiğini ve bir süre sonra öldüğünü okumuş, duymuştuk. Hiçbir dinin kabul edemeyeceği bu olayı milletçe kınadık. Yavru kedilere, sokak köpeklerine, özellikle Anadolu’da yük hayvanlarına, pazara satışa götürülen kümes hayvanlarına yapılan eza cefaları da biliyoruz. Hak gaspı denen olgu, bazılarımız tarafından algılanamamış, algılanamıyor. 
“İnsan kabalıktan, ağaç incelikten kırılır” sözünün ne kadar doğru olduğunu takdirlerinize sunuyorum.     

Bu makale 276 defa okunmuştur.
MAKALE YORUMLARI
ANKETİMİZE KATILIN

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

Beğendim
Beğenmedim
Fena Değil

Tüm Anketler
NAMAZ VAKİTLERİ