Bugun...
12-07-2018
CENGİZ BAYSU

CENGİZ BAYSU

Tahiti

Tahiti, Fransız Polinezyası’ndaki en büyük adadır. Büyük Okyanus’taki Société Adaları arasında bulunan Tahiti, Fransız Polinezyası’ndaki en büyük adadır. Hiçbir insanın yaşamadığı Tahiti Adası, 1000 yılına doğru Avustronezyalılar tarafından keşfedilmiştir. Ada’nın nüfusu 2002 sayım sonuçlarına göre 169.674 kişidir. Fransız Polinezyası’nın nüfusunun % 69’unu Polinezyalılar oluşturmaktadır. Başkenti kuzeybatı sahilinde bulunan Papeete’dir. Fransız ve Çinliler azınlık gruplardır.
Tahiti, 1843 yılında Amiral Dupetit-Thouars  tarafından Fransız himayesine alınmış ve 1880’de Fransız sömürgesi haline getirilmiştir. 1959’a gelindiğinde Fransız Polinezyası adıyla Fransa’nın denizaşırı topraklarına eklenmiştir. 
Coğrafî yapı
Adayı iki eski volkanik tepe oluşturuyor. Verimli bir kıyı ovasının dışında, genellikle kayalık ve dağlık alan çoktur. Papenoo Irmağı, Ada’daki en büyük akarsudur. Doğal bitki örtüsü Hindistan cevizi, mine ağacı, vida ağacı ve bazı tropik meyve ağaçları doğal bitki örtüsünü oluşturur. Adanın çevresi mercan resifleri ve lâgünlerle çevrilidir. 
Pasifik Okyanusu’nun bir köşesinde Fransızların denzizaşırı sömürgesi 118 ada… Bunlardan 77’sinde insanlar yaşıyor. Tuamotu, Markiz, Australes, Sosyete ve Gambier isimli takımada olarak kümelenmiş olan beş ada 18. Yüzyılda Bougainville’den Cook’a kadar pek çok kâşifin keşfinden beri, dünyanın cenneti andıran manzaralarını yansıtmaktadır. Tahiti, günümüzde ünlü bir turizm merkezidir. 
Tarım politikası
Denizcilikte ilerlemiş olan bu insanlar son derece yetkinleştirdikleri taraçalı sulamalı tarım ve bahçıvanlık yöntemleri sayesinde toprağı değerlendirmiştir. Tahitililer, Doğu Okyanusya’daki bütün takımadalarda ileri bir uygarlık kurmuşlardır. 
18’inci yüzyılın ortalarında Avrupalılar tarafından sömürgeleştirilen Tahiti toplumu, Adalardaki insanlar, gönderilen misyonerler vasıtasıyla kültürel değerlerini kaybetme durumuyla karşı karşıya kalmıştır. Volkanik arazi taraçalar halinde tarıma elverişli şekle getirilmiş ve verim alınmıştır. Ne yazık ki, 1880’de resmen Fransa’ya bırakılan bu topraklar, Fransızların nükleer denemeleri nedeniyle 1964’ten itibaren özelliğini yitirmiştir.
Servetler
Sömürge mimarisi, kitleleri kontrol altına alacak yapılaşmaya yöneliktir. Kentin, köyün huzuruna ve refahına yönelik değildir.
Sömürge ekonomisi: yer altı servetleri sömürge valiliğinin emrindedir. Üretim tamamen Efendilerin kontrolündedir.
Efendilerine tabi olanların dili gelişme gösteremez. Fransızca’nın etkisi ve ağırlığı kendsini hissettirir.  Kültürel öğeler zaman içinde silinir.

Fransa Osmanlı Devleti’nin son zamanlarında
Kanuni zamanında Fransızlara tanınan kapitülasyon hakkı, sonraki yüzyıllarda da devam etmiş ve sürekli gelişerek başka yönlere de kaymıştır. Fransızlar İstanbul’da çok sayıda eğitim kurumu açmışlar, Osmanlı topraklarında kendi müesseselerini kurmaya başlamışlardır. 
Buna örnek vermek gerekirse; 20’nci yüzyıl başlarında okul, kolej, kurs ve matbaaları ihtiva eden 878 eğitim müessesesi, 100 sosyal kuruluş, manastır, kilise, mâbet ve mezarlıkları kapsayan 745 dini müessese, 70 yetimhane, 170 sağlık müessesesi, 69 ikâmetgâh, 3 ziraat müessesesi olmak üzere 2040 civarında tesis, bina ve kuruluşu söylemek mümkündür. 
Adı her ne olursa olsun, bu kadar tesise rağmen Fransa, Osmanlı toprakları üzerinde kendi kültürünü yayamamış ve geliştirememiştir. Oysa bugün Fransızca konuşulan ülkelere baktığımız zaman bir askeri istilâ atlattığı ve baskın kültürün yerleştiğini görebiliriz.
Ülkemiz üzerinde bugün benzer faaliyetler programlanmakta ve yürürlüğe konulmak istenmektedir. Özellikle gençlerimizin dış siyasetle ilgili konuları takip etmesi hepimizin geleceği için çok önemlidir.

Bu makale 182 defa okunmuştur.
MAKALE YORUMLARI
ANKETİMİZE KATILIN

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

Beğendim
Beğenmedim
Fena Değil

Tüm Anketler
NAMAZ VAKİTLERİ