Bugun...
10-04-2018
GÜLŞAH YILDIZ

GÜLŞAH YILDIZ

Ahretlik

Bu sözü ilk ananemden duymuştum. Ne demek ki acaba diye uzun uzun düşünmüştüm. Ben büyüdükçe büyüyen kelime ve kavram dünyam ahretliğin nasıl bir şey olduğunu öğretti. Büyüme yolculuğumda fark ettim ki benim de bir ahretliğim var. Sene 98, ilkokul sıralarında tanıştık. Bizim ailelerimiz de dostmuş zaten biz farkında olmayacak kadar küçüktük sadece. Aynı yerlere tatile gidermişiz. Birbirimizle kordonlu ev telefonlarıyla saatlerce konuşurken fark ettik aynı yerde denize girdiğimizi. ‘Okul’ bizim için 10 dakikalık tenefüsleri son saniyesine kadar beraber geçirmek demekti. Okuldan sonra ikimizden birinin evine gidip sınava çalışmayı niyet edip asla çalışmasak da iyi öğrencilerdik. Gökyüzü’nün yıldızlarıydık. Gökyüzü Koleji’nin ilk göz ağrıları bizdik. Karnelerimizi alıp kurucu müdürümüzün kapısına dayanıp yıldızlı 5lerimizin ödülü 5’er liraları alırdık. Ahretliğin babası, benim de biricik Hüseyin Amca’m olur kendisi. Sofra duasını onların yemek masalarında ezberledim. O masada akşam yemeği saatine kadar kahvaltı ettim ben Emine Teyze’yle. 
Çocukluğumuzun en güzel anılarını beraber biriktirdik bizi. Beraber yaramazlık yaptık, beraber başarılı olduk, şimdi güldüğüm o büyük ergen problemlerimize beraber ağladık. Okul gezileri bizim için kesintisiz beraber geçirilecek saatlerdi. Her yıl şehir dışı gezilerini heyecanla bekledik. Beraber genç kız olduk. Birbirimizi süsledik. Güya fön çektiğim saçını tutuşturmaya bir   durabildim. Karnımıza ağrılar girene kadar güldük. İlk trafik polisi çevirmesine onunla girdim. Acemi üniversiteliler olarak ilk sunumlarımızı beraber hazırladık. Birbirinden son derece alakasız bölümler okusak da bir anlamı varmış gibi beraber ders çalıştık. Birbirimizin hayat motivasyonu olduk. Ben ona arabeski sevdirdim, o bana R&B tarzını sevdirdi. Kötü gün dostu olmak kolay. Biz birbirimizin iyi günlerine sevindik. Mezuniyetine ağladım. Nişanımda ağladı. Ondan başka kim benim yüzük tepsimi taşıyabilirdi ki. Nikah şahidim olacağının sözünü daha nikahın ne olduğunu bilmeden aldım. Ben de onun şahidiyim. Çünkü biz birbirimizin tüm hayatına şahitlik etmişiz. 
Anne, Baba, kardeş, eş.. Bu çemberin içinden bir adım dışarda değil. Dünya’nın yükü olsa hafiflerim onunla. Yarım saat bağıra çağıra ağlarım dizinde. Akan burnumu onun üstüne sürdükten sonra daha fazla üzgün kalamam. Kahve içer miyiz deyip yine başlarız gülmeye. Bizi bir odaya kapatın. Amerika’daki zenci Müslümanlık hareketinden başlarız Putin’in Kırım Türkçesi hitabına kadar gideriz. Bu arada 72 saat geçse farkında olmayız. Yarım yamalak fikir sahibi olduğumuz İtalyanca, Farsça, Arapça, Yunanca’yı her şeyin arasına sokuştururuz.  Karşı karşıya geldiğimiz en komik ve en talihsiz hadiseleri birbirimize anlatmak için acil durum toplantısı düzenleriz. İmkan yoksa saatlerce telefonda kalırız. Hep birbirimize senin erkek versiyonun evlenmek için yeterli bir sebep dedik. Şimdi bakıyorum da eşimle o kadar benzer şeyler var ki. İkisi de yengeç burcu zaten. Her hafta cüzdan anahtar kaybetmelerinden yeme zevklerine kadar aynılar. Bir sürtüşsek olayı eşime a ve b kişisi olarak anlattığımda hep ahretliği haklı bulur. Ama çok şükür biz birbirimizde hiç derin yaralar açmadık. Ben kırılsam da olur, yeter ki onu kırmış olmayayım deriz. Birimiz yanlıştaysak biliriz. İşte biz böyleyiz. Süheyla Öztürk, sen benim içine doğduğum ailem gibisin. Vazgeçilmez, kaybedilmez.. ama küçük bir farkla.. Bilerek, isteyerek, seçerek.. 

 

Bu makale 258 defa okunmuştur.
MAKALE YORUMLARI
ANKETİMİZE KATILIN

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

Beğendim
Beğenmedim
Fena Değil

Tüm Anketler
NAMAZ VAKİTLERİ