Bugun...
23-10-2017
GÜLŞAH YILDIZ

GÜLŞAH YILDIZ

Balkanlar’ın incisi Bosna Hersek

Yıllar önce gittiğim Bosna&Hersek denk geldiğim bir belgeselle tekrar gözümde canlandı. Yine içimi acıttı. Sanat tarihçisi Atilla Tuna Mostar şehrini meşhur köprüsü, kelime anlamı köprüyü koruyan demek olan Mostar üzerinden selamladı. Bir çok kişinin Mimar Sinan eseri zannettiği köprü aslında öğrencisi Mimar Hayrettin tarafından yapılmış. Osmanlı buraya geldiğinde aslında bir yerleşim merkezi değildi. Köprüyle beraber bir merkez haline gelmiş.  Mostar her anlamda tam bir Osmanlı şehridir. Mostar’a gidip 10 km güneydeki Sarı Saltuk tekkesine gitmemek olmaz. Sarı Saltuk bir bektaşi tarikatı tekkesidir. Balkanlara henüz müslümanlık gelmeden, Osmanlı orduları gelmeden, yeniçerilerle birlikte Bektaşilik gelmiştir. Bogovil Hristiyanı olan Bosnalılar’ın müslüman olmasındaki en büyük etken Bektaşiliktir. Birkaç yüzyıl sonra müslümanlığın     bedelini çok ağır ödeyeceklerdi. 
Atilla Tuna  Saraybosna’yı gezmeye başlamadan önce bir bedesteninde bosna kahvesi içiyor. Türk kahvesiyle hemen hemen aynı denebilir. Ama daha bir osmanlı havasında. Çünkü biz Fransa’dan gelen kulplu fincanla Türk kahvemizi içerken onlar en eski stil olan kulpsuz fincanda direk bakır cezveden dökerek içiyorlar. Saraybosna Avrupa’nın kudüsü demek çok doğru olur. Belgeseldeki anlatımda diyor ki; bir fotoğraf karesine cami, sinagog, kilise sığabiliyor. Osmanlı devrinde hoşgörüsüyle meşhur bu kentin caddelerinden kan akacak kadar, kurşun deliksiz bir bina kalmayacak kadar dehşetli günler görmesi çok acı. 90’larda bir gün önce katolik hırvat komşusuna yaptığı yemekten ikram eden müslümanın ertesi gün korkuyla başına neler geleceğini beklemişti. Ortodoks sırp olan iş arkadaşıyla ne zaman yüzyüze bakamayacak hale gelmişti. I. Dünya Savaşını başlatan ilk kurşun da burada atılmamış mıydı? Avusturya-Macaristan veliahdını Saraybosna’nın merkezindeki Latin köprüsü üzerinde öldüren sırp militan aslında milyonları öldürdü.
Elbette Bosna hüzünden ibaret değil. Yıllar önce önünden geçip girme fırsatı bulamadım ‘’İnat Kuća’’ yani inat evi isimli restoranda Atilla Tuna boşnak köftelerini yedikçe ben ekran karşısında doydum. Bakırcılar çarşısında gezerken bir an Gaziantep’teyim zannettim. O kadar bizden ki;Yöresel şarkıları sevdalinka türkçe ‘sevda’ kelimesinden türetilmiş. Sebil, bey (beg), pamuk ortak kelimelerimiz saymakla bitmez. Köftemiz benzer, kahvemiz benzer. Orada bizden birileri olduğunu arada hatırlayalım. Onlar hiç bir zaman unutmuyorlar. Bir esnafın dükkanına girip ben Türkiye’den geldim deseniz size ürünlerini hediye eder. Camide saf tuttuğunuz birine ben Türk’üm deseniz boynunuza atlar, niye bu kadar geç geldiniz der. Avrupa müslüman olan Bosnalılara hep Türk oldu dedi. Asılları slav olan bu halk kendini hep Türk saydı. 2006’da gittiğimde savaşın üzerinden  12 sene geçmiş olsa da izleri hale çok netti. Bir daha kısmet olur da gidersem onları iyi görmek isterim. Arayı bu kadar açtığım için umarım gücenmezler. Do videnja Bosna!

Bu makale 222 defa okunmuştur.
MAKALE YORUMLARI
ANKETİMİZE KATILIN

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

Beğendim
Beğenmedim
Fena Değil

Tüm Anketler
NAMAZ VAKİTLERİ