Bugun...
05-12-2014
İSMET AKKOÇ

İSMET AKKOÇ

Alman İmparatoru’nun Hereke’deki köşkü

Bir hafta sonunu ayaklarımızı uzatıp evimizde geçirelim dediğimiz Cuma akşamı yazarımız Cengiz Baysu aradı.

Eyvah! dedim içimden, yine hafta sonu bir yerlere gidiyoruz. Cengiz Baysu’nun hafta sonu arefesinde araması hayra alamet değildir. Mutlaka allem edip kallem edip, beni peşine takar yeni bir tarihe yolculuk başlar.

Şikayetçimisin derseniz, değilim doğrusu.

Cumartesi sabahı Cengiz Baysu ve kendisi gibi emekli subay arkadaşı Raif Yılmaz ile bendeniz tekaüt olmayan üç emekli yollara düştük.

Öylesine de ketumdur. Nereye gideceğimizi arabaya binmeden bilemeyiz.

“Bu kez yolculuk nereye” dedim, “Adapazarı’na müze gezmeye gidiyoruz” dedi.

Fotoğraf makinamız, not kağıtlarımız akşamdan hazır tabii ki. Cengiz Baysu’yla yola çıkıyorsan bu ikiliyi yanından ayırmamak gerek. Nerede nasıl bir sürprizle karşılaşacağını bilemezsin.

Gebze’yi geçtik, ilk golü yedik. “Hereke’de mola veriyoruz...”

Haydaa, Adapazarı’na giderken Hereke de nereden çıktı demek olmaz. Önceki gezilerden tecrübemizi kazanmışız.

Hereke sahiline geldik.

Eskimiş ama mühteşemliğini henüz kaybetmemiş, kaybettirilememiş, (Hani birlikte ziyaret ettiğimiz metruk tarihi kalıntılara benzemiyor babından) bir eserin önüne geliyoruz.

Tarihi bilgisizliğimi açığa vurmamak için ben “nedir burası” diyemiyorum. Cengiz Baysu dostum da her zamanki zerafetiyle beni bozmuyor.

“İsmetçiğim bildiğin gibi burası Alman İmparatoru Kaiser II. Wilhelm’in Köşkü” diyor.

Hani ben zaten biliyormuşum da, o sadece bana hatırlatıyormuş gibisinden.

Raif Bey’le ilk kez karşılaşıyoruz ya beni bozmayacak hani. İsmet de bilir diyecek.

Gerçi şu kadarını biliyorum, “Hereke, İzmit Körfezi’nin kuzeyinde narin bir yerleşim yeridir. 17 ve 19 yy.lar arasında nüfusu giderek yükselen bir artış kaydetmiştir. 19’uncu yy’da dokuma fabrikasının kurulmasıyla bölge zenginliğe de kavuşmuştur.”

Ama hepsi o kadar işte. Ben ne bilirim Alman İmparatoru’nun Hereke’ye konuk olduğunu, Sultan II. Abdülhamid'in onun gezisi sırasında ikamet etmesi için bu köşkü yaptırdığını.

Cengiz Baysu başlıyor anlatmaya, tutabilirsen aşkolsun. Makinalı tüfek gibi saydırıyor.

“Hereke'nin halısı gibi, tarihi eserleri de dünyada tanınan eserler arasında yer alır. Bunlardan biri de, Hereke kıyısında, eskiden Sümerbank'a ait olan dokuma ve halı fabrikasının sınırları içinde bulunan Kaiser II. Wilhelm Köşkü’dür. 1898’de yapılan Köşk’ün  yapılışı gibi ilginç hikayesi de vardır.                                                           

Ziyaretçiler ve hediyeler

Hereke halılarının uluslararası bir ün kazanmasından sonra Hereke'ye gelen yabancı misafirlerin barakalarda ağırlanmasının ayıp olduğu düşünülmüş. Fabrikanın şerefi ile münasip bir köşk inşası uygun görülmüş ve Alman İmparatoru Kaiser II. Wilhelm’in İzmit’i ziyareti öncesinde Sultan 2. Abdülhamit’in emriyle bu köşk yaptırılmıştır. Yıldız Sarayı’nda üç haftada inşa edilen Köşk, deniz yoluyla parçalar halinde getirilerek bir günde yerine monte edilmiştir.

Sultan II. Abdülhamid'i ziyaret eden Alman İmparatoru II. Wilhelm, İmparatoriçe Augusta Victoria, Bulgaristan Prensi ve Alman Sefiri Baron Marshal, İngiliz Sefiri İbn Reşit gibi yabancı misafirler de Köşk’ün bu ününden dolayı Hereke'yi ziyaret etmişler. Köşkte ağırlanan misafirlere ipek seccade, halı, elbiselik kumaş, boyun atkısı, maşlah ve mendil gibi Hereke yapımı hediyeler verilmiş. İmparator da köşke eşsiz bir böcek koleksiyonu hediye etmiş.                      

 

Köşkün mimarı

Herhangi bir kesinlik içermemekle birlikte                                                                     İtalyan mimar Raimondo d’Aronco tarafından yapıldığı sanılan köşkün yapımında tekne yapım tekniği kullanılmış ve metal çivi hiç kullanılmamıştır. Bütünüyle ahşap konstrüksiyonla oluşturulmuş ve ilginç bir tasarım özelliği olarak gerek deniz, gerekse kara tarafına açılan birçok kapı yapılmıştır.

Köşkün tefrişinde Hereke dokuması halılar, ipekli döşemelik ve perdelikler kullanılmıştır. Saraylardan getirilen eşyalarla döşenen köşkün salonunda yer alan berger stilindeki koltuk takımının ise, 20. yüzyıl başlarında yapılmış olduğu sanılmaktadır.

Kasrın bahçesinde çiçeklik tahtaları inşa edilirken mutfak bölümünde yangın çıkmış ama büyümeden söndürülmüş. Köşk, yemek salonu ve misafirhane halinde üç parça şeklinde tasarlanmıştır. Burada Alman İmparatoru, Osmanlı Padişahı ve bir çok ünlüye yemek servisi verilmiş. Misafirlerin karşılanmasını büyük bir incelikle Hacı Akif Bey yapmıştır.

İstanbul’a gelen tanınmış kişiler, Osmanlı ekonomisine ait fabrika ve köşkü mutlaka gezerlermiş.

Bir de köşkün hemen yanında ve deniz üzerinde yapılmış olan muhteşem yemek salonunu görmek isterlermiş. Köşk, denizin lodos ve kıble dalgalarına dayanamayıp yıkılmış olup bugün yoktur.

    Kaiser Wilhelm kendisine yapılan jestlere karşılık Alman Çeşmesi’ni ve Kadıköy’deki Boğa Heykeli’ni  yaptırmış ve hediye etmiştir. Köşkün içinde Atatürk’ün Hereke’yi ziyareti sırasında giydiği terlikler, böcek/kelebek koleksiyonu ve bazı kullanım eşyaları bulunmaktadır.  Köşk restorasyon nedeniyle kapalıdır.

Adapazarı’nda ne mi yaptık. Ona da bir başka yazıda değiniriz.

Bu makale 2174 defa okunmuştur.
MAKALE YORUMLARI
ANKETİMİZE KATILIN

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

Beğendim
Beğenmedim
Fena Değil

Tüm Anketler
NAMAZ VAKİTLERİ