Bugun...
05-12-2014
İSMET AKKOÇ

İSMET AKKOÇ

Cin fikirli öğrenci

Sabahları otobüsle gazeteye giderken elindeki kâğıttan sürekli bir şeyler okuyan ve çevresiyle pek ilgisi olmayan gözlüklü öğrenci dikkatimi çekiyordu. Dün onu aynı şekilde görünce duramadım ve sordum;

---Sen kaçıncı sınıfa gidiyorsun?

 ---İlköğretim 7’nci sınıfa gidiyorum amca. (Bizim kuşağın anlayacağı dille ortaokul 2’nci sınıf)

 ---Seni her gün görüyorum. Nedir kâğıttan okudukların?

---Evden çıkmadan önce her gün İngilizce beş kelime yazıyorum. Bunlardan cümleler kuruyorum ve kelimeleri devamlı tekrarlıyorum.

 ---Unuttukların olmuyor mu?

 ---Amca ben şöyle bir hesap yapmıştım: Günde beş kelime yılda 1825 kelime yapıyor. 825 kelimeyi unutmuş olsam bin kelime öğrenmiş olurum. Okulda okuduğum sürece en az üç bin kelime öğrenmiş oluyorum. Unutmamak için sürekli ezber ve tekrar yapmam gerektiği gibi yanımda da hep bir cep sözlüğü bulunduruyorum. Hafta sonlarında turistlerle konuşuyorum. Önce utanıyordum ama şimdi İngilizcenin kafasını gözünü yara yara da olsa konuşmaya çalışıyorum. Evde İngilizce kanalları açıyor ve her akşam yarım saat kadar dinliyorum…

---Peki,  bu şekilde çalışmaya nasıl karar verdin? Birisi mi tavsiye etti?

---Amca biz yoksul bir aileyiz. En tahsilli babam… İlkokulu bitirdikten sonra ayrılmış, hasta annesine bakmak için hamallık yapmış. Televizyonda bir programda dinlemiştim: Bireylerin birbirini aşması gerekir ki ailede kalkınma olsun. Benim de gerek tahsil gerekse maddiyet yönünden babamı geçmem gerekir. Ayrıca ben de yaz tatillerinde şişe ve gazete kâğıdı toplayıp satıyorum. Hem anneme babama bir kısmını veriyor hem de harçlığımı çıkarıyorum.

 ---Çalışmalarında matematik değerler ağırlıklı. Matematik dersin nasıl?

 ---Notlarım sekiz ve dokuz olarak gelir her defasında.

 ---İyi olmayan dersin var mı?

---Hastalığım nedeniyle beden dersim pek iyi değil.

Şimdi içim bir kez daha sızlamıştı. Yüzüne bakamadım ve onu üzmemek için hastalığını da soramadım. Onunla hatta babasıyla daha detaylı görüşme yapacağıma kendi kendime söz verdikten sonra,

 ---Sana kocaman bir “Aferin”! Duygulandırdın beni. Yoksulluktan yetişmenin ne olduğunu iyi bilirim. Bir dahaki görüşmemizde sana son basım tarihli bir İngilizce sözlüğü ben hediye edeceğim. Başarılar dilerim… diyerek otobüsten indim.

6    6   6

Günü yaşamak ve günü hissederek yaşamak…  Vur patlasın, çal oynasın mantığıyla yaşanan bir gün, size ne kazandırır? Elbette eğlenmek hepimizin hakkıdır. Bazen “Bir eğlendik, bir eğlendik” dediğiniz ve eğlendiğinizi zannettiğiniz anda birilerini eğlendirir duruma düşüyor da olabilirsiniz.

Günü hissederek yaşarsak gece yastığa başımızı koyduğumuzda daha çok düşünme, ibret alma ve kendimize yeni görevler çıkarma imkânı bulabiliriz.  Okul yıllarımızda  “görmek” ve  “bakmak”  konulu okuma parçası vardı. Göz açık olduğu zaman elbette görür. Bakarkörün de gözü açıktır, görür; fakat amaçsız bakar.   

Dün yaşadığım bu olay beni gerçekten derinden etkilemiştir. Haksız kazanç elde etme peşinde koşan nice insanın olduğu ülkemizde küçücük yaşta doğruyu gören ve geleceğe umutla bakan fidanlar olduğu da gerçektir.

Bu makale 1637 defa okunmuştur.
MAKALE YORUMLARI
ANKETİMİZE KATILIN

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

Beğendim
Beğenmedim
Fena Değil

Tüm Anketler
NAMAZ VAKİTLERİ