Bugun...
18-01-2016
İSMET AKKOÇ

İSMET AKKOÇ

Şapkayı önüne koymak!

Hafta sonu CHP 35. Olağan Kurultayı’nı yaptı. Kurultay öncesi genel başkan adaylığı için adı geçenlerden hiçbiri aday olamayınca Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu tek aday olarak girdiği seçimlerden genel başkan olarak çıktı çıkmasına da sonuçlar hiç de tam bir konsensus gibi görünmüyor doğrusu.

Kayıtlı bin 275 delegeden 990’ı Kılıçdaroğlu’na oy verdi. Kaba bir hesapla 300 civarında delege genel başkana oy vermedi. Verilen 990 oydan kaçı gerçek oydur, kaçı kerhen verilmiştir onu bilmemiz mümkün değil. Ama Parti Meclisi seçimlerinden çıkan tablo genel başkan adına biraz daha vahim.

Siyasi Partiler Yasası’nın bütün antidemokratikliğine, lider sultasının bütün acımasızlığına rağmen Parti Meclisi seçimlerinde 52 kişilik listeye genel başkanın listesi dışında 23 isim, başka bir deyimle muhalif 23 isim giriyor. Mevcut MYK sapır sapır olmasa da dökülüyor.

Genel Sekreter Gürsel Tekin oy kullanan bin 228 delegeden 245’inin oyunu alabiliyor. Niye Gürsel Tekin üzerinden hesap derseniz. CHP’deki ikinci adam da ondan deyiveririz bizde. Faik Öztrak, Enis Berberoğlu, Seyhan Erdoğdu ve Nihat Matkap da liste dışı kalıyor.

Sonuçlar CHP’de her şeyin güllük gülistanlık olmadığını gösteriyor diye düşünenlerdeniz.

Ama düşünce açıklamanın suç olduğu şu dönemde bunları neden yazdık onu da bilemiyoruz.

 

a     a    a

 

CHP böyle de diğerleri çok mu düzgün diye sormadan da geçemiyor insan.

MHP’de de durum hemen hemen benzer vehamette.

Sevgili hocam MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli. Demokratik kişiliğine duyduğum güveni biraz sarstı.

Bahçeli, parti içi muhalefete seslenerek, “Kim ne kadar imza toplarsa toplasın, kongre 18 Mart 2018’de yapılacak” demişti ve beni iliklerime kadar titretmişti.

Muhalefetin olağanüstü kongre için 543 delegeden topladığı imzalar avukatlar tarafından noter eşliğinde MHP Genel Merkezi’ne teslim edildi. Ne kadar acı değil mi, güven o kadar yok olmuş ki imzalar noter eşliğinde teslim ediliyor.

Oysa biz hala ülkede başta ticaret olmak üzere işlerin büyük ölçüde güven üzerine yürüdüğünü biliyoruz.

Hep söylüyorum, yine söyliyeyim. Eğer demokratik bir cumhuriyet istiyorsak, demokrasinin tüm kurum ve kurallarıyla yerleşmesini istiyorsak önce demokrasinin kaleleri saydığımız siyasi partilerden işe başlamalıyız.

Partilerin demokratik yönetilmediği bir ortamda hiç kimsenin ama hiç kimsenin demokrasi tellallığına soyunmasının kıymeti harbiyesi yoktur.

 

a     a    a

 

AK Parti diyeceksiniz. Onu hiç diyemiyorum zaten.

Hadi CHP’de kör topal olsa da seçimler yapılıyor, muhalif sesler çıkıyor.

MHP’de 3 genel başkan adayı çıkıyor, delegelerden genel merkeze rağmen imzalar toplanıyor.

AK Parti de bunun bırakın yanına yaklaşmayı, etrafından dolanabilmenin bile mümkünatı yok.

İstanbul’daki bazı ilçe kongrelerinde aday olmaya yeltenenlerin ne hallere düştüğünü de gördük kısa süre önce.

Velhasılı kelam, Ziya Paşa’nın dediği gibi “Ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz. Şahsın görünür rütbe-i aklı eserinde

Böyle parti yönetmeye kalkanlar,

Sabah akşam 12 Eylül Anayasası’nı faşist ilan edip demokrasiden dem vuranlar, yeni bir anayasa, demokratik bir anayasa yapmamak evet yapmak değil yapmamak için çırpınanlar bana demokrasi dersi veremezler. Lider korkusunun egemen olduğu bir ülkede demokrasi adına söylenen her sözü ben demokrasi bezirganlığı olarak kabul ediyorum.

Hiç kimse de kusura bakmasın.

Bu makale 1477 defa okunmuştur.
MAKALE YORUMLARI
ANKETİMİZE KATILIN

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

Beğendim
Beğenmedim
Fena Değil

Tüm Anketler
NAMAZ VAKİTLERİ