Bugun...
15-12-2017
KAMİL YILMAZ

KAMİL YILMAZ

“DEĞİRMENDEN MEKTUPLAR”

Gençlik yıllarımın bekar evinden bir kitap çıktı…    Ev arkadaşlarımdan
Mustafa Küçük ÇAKAN   imzasıyla DEĞİRMENDEN MEKTUPLAR
Çoğumuzun gençlik yıllarında bekar evi kültürü     yaşanmazsa olmazlarımızdandı…Hele başka memleketlerden anadoludan gelmişseniz , gurbette iseniz kaçınılmaz bir durumdur…Gençliğimizin baharında geçen 80 li yıllara bakıyorum da, iyi ki o yıllarda yaşamışız…
Ortaokul dönemlerinden itibaren çalışma odaklı düşünülürdü kesinlikle…Çalışmak nefes almaktı yaşamaktı…Öğrencilikte Haftasonları yaz tatilleri çalışılırdı. Arkadaşlarım arasında en kritik durumda olan bendim sanırım bir evin bir çocuğu olarak ‘’Üşürsün, hasta olursun, yorulursun’’ sayısız ikaz arasında arkadaşlarım sayesinde yırtmıştım ‘’hanım evladı’’ olmaktan kıl payı… Ne kadar yırtabilmişsem tartışılır elbette ama genede o dönemin çalışan üreten kuşağı arasında olmam bana çok şey katmıştı…Butün çocukluk arkadaşlarım yaşamlarının her çağında hemde en eğır koşullarda çalışırlardı… İnşaatlarda orman işçiliklerinde, bamya pirinç tarlalarında, harmanda dört mevsim iş vardı…
Mustafa Küçük ÇAKAN bu çalışkan kuşaktan… Sıradan çalışmaların ötesinde baba mesleği sanat da yapıyordu. Bayacılığın en ustalarındandı daha liseye başladığı yıllarda…Evler okullar iş yerlerinde boya işi yapardı…ve Tyatro aşığıydı onun için bir anlatım ifade yaşam biçimiydi tyatro…Çoğumuz için en basit bir konu bile onun bakışıyle ne kadarda zenginleşir derinleşir heyecanla anlatılırdı içtenlikle samimiyetle…Onu hep üzerinde boya lekeleriyle bezenmiş kıyafetleriyle görürdük. Çok imrenirdim, renkler boyalar renklerin karışımlarından elde edilenler hep ilgimi çekerdi…O’na bu çalışma temposuna azmine hayrandım…Gecenlerde anladım ki meğer o sıkılırmış bu üzerindeki boya lekelerinden ‘’hiç lekesiz kıyafetim olmazdı’’ dedi…Farklı pencerelerden bakıldığında farklı derinliklerimizle ne kadar da değişiyor anlam ve durum…    Soraki yıllarda Fransızca dili eğitimini tamamlamış olması hızını kesmedi 3 farklı üniversite ile İngilizce ve Arapca ekledi…
Çorum’un Kargı ilçesindeki gençlik yıllarımızdaki tyatro sevdası Diyarbakırda ki Üniversite yıllarında sürdü Küçükçakan’ın…80 lerdeki çalışma azmi heyecanı sanata yakınlığının izleri bu ilk kitabına öyle güzel yansımış ki…Hemen Devamından gelmekte olanlarla iligili fikir verebiliyor…
Kitapdan bahsettiğinde ilk aklıma gelen şu olmuştu ‘’Acaba bu anlatım yeteneği, coşkusu, tutkusu yazıya ne kadar anlatılabilirdi ki ?Aktarılabilirdi ki… ?
Değirmenden Mektuplar elime geçtiğinde ‘’Bunu başarmış’’ dedim…ilk birkaç hikayede gülüp devamında birkaç damla yaş süzülünce gözümden ‘’İşte bu dedim, olmuş, başarmış’’…
Üç gün hiç uyumadan 3 farklı otelde çalışması sonucu 4 üncü gün bayılıp 48 saat derin uykuya dalışından, sora bu nedenle işsiz kalısından, uykusuzluktan sızdığı otobüste evimizin yakınındaki durağı 3 tur kaçırmasına kadar hikayelerin bazıları bildiklerimdi, tanıklık ettiklerimdi…Güldüm anımsadıkca ama bu derin dostun çözebildiğim derinlikleri, insani duygularının ötesinde ilerisinde ki, farkedememiş olduklarımdı beni gözyaşlarına boğan…Tanıyabilmiş olduğum kısmı cok yetersizdi eksikti benim açımdan çok…
Bahçesinde onlarca ağaçı isimlendirerek can vermiş dostlarına…’’Gülin Kamil’i suladık mı ? diye sesleniyormuş sevgili karısına… Adıma diktikleri ağaçtan bahsederken bunu anlatıyor… Değirmenden Mektuplar’da yaşamdan o güzel hikayeleri okurken tamam da bari sohbetlenirken duygulanıp ağlamasam.

Bu makale 375 defa okunmuştur.
MAKALE YORUMLARI
ANKETİMİZE KATILIN

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

Beğendim
Beğenmedim
Fena Değil

Tüm Anketler
NAMAZ VAKİTLERİ