Bugun...
20-03-2018
MURAT İLTER

MURAT İLTER

“Ben öyle sanmıştım’’ (ll)

Dedi ki, Mesela bir köpeğin burnunda yoğurt bulaşığı varken evden çıktığı görülse, eve girince yoğurt çanağında köpeğin burnu kadar iz görülse, kesin olarak bu yoğurdu köpek yedi denemez) der. Talebenin biri, bu kadarı olmaz diye hocasına itiraz eder. Hocası, o gence, Orman'a gidip bir koyun kesip getirmesini söyler. O da koyunu keser. Sonra kanlı ellerini yıkamak için dere kenarına gelir. Nasılsa zaman var diyerek biraz uyur. Uyandığında geç olduğunu fark eder ve biran önce Orman'a dönüp kestiği koyunu almak ister. Eli kanlı ve bıçaklı Ormana koşarken, Zaptiyeler, yeni öldürülmüş bir adamın katilini aramaktadırlar. Bunun eli kanlı bıçakla ormana kaçtığını görürler. Hemen bunu yakalayıp getirirler. O gece karakolda kalır. Sabah mahkemeye çıkınca, hakim, o gence, adamı sen öldürdün elinde bıçak ve kan varken Orman'a kaçıyordun. Sabah İdam edileceksin der. Genç alametlere bakarak kesin hüküm verilemeyeceğini söylese de Hakim kararından dönmez. Dergah’ta ise gencin dönmemesi üzerine Şeyhin huzuruna varılır ve koyun kesmek için gönderdiğiniz genç hala dönmedi denir. Şeyh ise sabah güneş doğmadan şehre gidin ve durumu Hakime anlatın o genci de alın gelin der. Dergahtakiler bir anlam veremeseler de şehre giderler ve arkadaşlarının cinayet zanlısı olarak sabah idam edileceğini öğrenirler. Durumu Hakim’e anlatırlar ve Şeyhlerinin selamını iletirler. Hakim genci serbest bırakır. Genç, ise hocasına yaptığı suizannın cezasını çektiğini anlar. Su-izan değil Hüsn-i zan etmeli, güzel düşüncelerle, aklımızı ve kalbimizi eğitmeli, irademizi ve kibrimizi kontrol altına almalıyız.

Bu makale 89 defa okunmuştur.
MAKALE YORUMLARI
ANKETİMİZE KATILIN

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

Beğendim
Beğenmedim
Fena Değil

Tüm Anketler
NAMAZ VAKİTLERİ